Ölümünün 128 yılında Fyodor Dostoyevski

İyi miydi? Kötü müydü? Bir karanlıklar evreninin peygamberi miydi? Insanın kin, sadizm ve umutsuzluk gibi olumsuz yanlarının sözcüsü müydü? Yoksa dünyayı yeniden yaratmak için gelmiş bir Rus Isa’nın havarisi miydi? Ne olursa olsun, onun acılı eserlerindeki temel duygu, modern insanin kendi varlığı ve kendi kaderi hakkındaki bilinçtir.

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (d. 1821, – ö. 9 Şubat 1881) , 19. yüzyıl Rus yazarlarının arasında Tolstoy ile birlikte en önde gelen iki isimden biridir. İnsanın en gizli kalmış yönlerini erişilmez bir saydamlıkla ortaya çıkaran evrensel dahi. Kimi okur ve eleştirmenlere göre tüm zamanların en büyük romancısıdır.

1821 yılında Moskova’da doğan Dostoyevski’ nin hekim olan babası, zalimliğinden ötürü kendi köylüleri tarafindan öldürülmüştü; mühendislik öğrenimi gördü, daha sonra edebiyata yöneldi.

1846’da, eleştirmenlerin övgüsünü alan ilk romanı Insancıklar‘ı (Bedniye Ljudi, 1846) yayımladi. Bu kitabinda ve bundan sonra yazdığı daha az başarı kazanan romanı Öteki’nde (Dvojnik, 1846) Gogol‘ün etkisi sezilir. 1849’da, Petraşevski Sosyalist Grubu’na üye olmaktan ölüme mahkûm edildi; ama son dakikada, göstermelik bir infaz sahnesi düzenlendi ve cezası Sibirya’da dört yıl kürek hapsine çevrildi. Gençliğinden beri çektiği sara hastalığını ağırlaştıran bu sarsıcı olay sırasında, Dostoyevski ağır bir bunalıma girdi ve dine yöneldi. 1859’da Sen-Petersburg’a geri döndü ve kardeşi Mihail’le birlikte Vremya adlı dergiyi çıkarmaya başladı. Bu dergiye, kürek mahkumu olduğu yılların olağanüstü hikáyesi olan Ölü Evinden Anılar (Zapiski iz Mertvogo Doma, 1861-1862) ile Ezilenler‘i (Unizenniye i Oskorblenniye, 1861) yayımladi. Yeniden ün kazandiktan sonra, Avrupa’ya bir yolculuk yaptı ve kumar tutkusuna kapılarak ciddi mali zorluklarla karşılaştı. Bu zorluklarla baş edebilmek için 1866’da Kumarbaz‘i (Igrok) ve kendi değer yargıları yüzünden işlediği bir cinayetten sonra Incil’in değerlerini kabul eden Raskolnikov‘un üzerine kurulu romanı Suç ve Ceza‘yi (Prestupleni Nakazani) yayımladı. 1867’de, sekreteri Anna Grigorievna Snitkina‘yla ikinci evliliğini yapti. Yaşaminin son dönemi verimli geçti. Ardı ardına, hasta ve mistik bir yaratığın dokunaklı hikáyesi olan Budala (Idiot, 1868), Ebedi Koca (Veçni Muzh, 1870), nihilist çevrelerin tasvir edildiği ve materyalizmin yargılandığı Ecinniler (Besi, 1871-1872), içinde ünlü Puşkin Üzerine Konuşma’nin (1880) yer aldığı Bir Yazarın Günlüğü (Dnevnik Pisatelja, 1873-1881) ile olağanüstü bir kötülük tasviriyle yoğun bir maneviyat arayişinin bir arada yürüdüğü ve şaheseri olarak gördüğü romanı Karamazov Kardeşler’i (Brat’j Karamazovi, 1879-1880) yayımladi. Hem kötülük hem de Tanrı fikrini aklından atamayan Dostoyevski, ıstırabının çözümünü psikolojik tahlilerde aradı. Şeytanilik ve iláhiliğin birbirine çok yakın olduğu üslubu bu bulantılı arayışı dile getirir. 1881’de Sen-Petersburg’da ölen Dostoyevski dünya edebiyatı üzerinde büyük bir etki bırakmıştır.

DOSTOYEVSKI BIR SUÇLU MUDUR?
Elli yaşını geçtikten sonra, evlenmek üzere olduğu çocuk yaştaki ikinci karısı sevimli Anna Grigoriyevna Snitkina’ya, ara sıra üzerine çöken ağırlığı ve uyuşukluğu açıklamaya çalışırken yazar şöyle demiştir: “Sanki bir suç işlemişim gibi bir çeşit sebepsiz hüzün ve keder içindeyim.” Nitekim, Ecinniler’de Stavrogin’i bir çocuğun irzına geçirtmiş olmasından dolayı hayatında ve eserlerinde, kendini hep suçlamıştır. Buna karşılık, bir çocuk üzerinde işlenen ve kuşkusuz sadece bir düş kurmanın sonucu olan bu eylem ondaki daha somut bir günah işleme eğilimini, baba katilliğini, gölgeleyecektir: Fyodor Mihayloviç Dostoyevski’nin babasi sarhoş bir doktordur, karısınana eziyet eder, uşaklarına ve köylülerine kan kusturur. Karamazov Kardeşler’in yazari çocukluğundan beri bu uysal ve kaderine boyun eğen kadın örneğini kendi ailesinin içinde, bizzat annesinde görmüştür. Bu kadınların sevgileri ve yumuşakbaşlılıkları cellatlarını azdırmaktan ve zulümlerini daha da arttırmaktan başka bir işe yaramaz. Aşırı duyarlı Fyodor bu nedenle babasindan nefret edecek, ondan iğrenecektir. Ama bu arada babasının dürtülerini biraz da kendinde duyacak ve bundan dolayı ona daha da çok kızacaktır. Bir gün babasının muhtemelen kendi köylüleri tarafindan öldürüldüğünü öğrenince de, aynen Dmitriy Karamazov’un tepkisini gösterecektir: “Babamin ölümünde benim hiçbir suçum yok, ama bu öldürmenin kefaretini ödemeye hazirim, çünkü içimden onu öldürmek geçiyordu.” Nitekim kefaretini sara nöbetlerinin şiddetlenmesiyle ödedi (ilk sara nöbeti Petersburg sokaklarindan geçen bir cenaze alayini gördüğü zaman geçirdi). Freud’e göre, Dostoyevski’nin 1849’da Çar’a karşı bir suikast teşebbüsünde bulunmayı planlayan gençlere katılmasi da bastırılmiş baba katili olma eğiliminin yeni bir dışavurumuydu. Bu tarihte Dostoyevski artık istihkám uzmani bir askeri mühendis değildir; babasinin zoruyla girdiği bu meslekten 1844’te istifa etmiş, edebiyat macerasına atılarak Balzac’in EugZnie Grandet adli romanını Rusça’ya çevirmeye başlamıştır. Böylece gerek kendi, gerek kahramanlarının hayatı birdenbire simgesel bir nitelik kazanmıştır: coşku ve hayal kırıklığı, gurur ve aşağılanma, artık kendisinin ve kişilerinin ayrılmaz parçalarıdır. Birkaç ay içinde Insanciklar adlı romani kendisini bir anda moda bir yazar yapar, fakat arkasindan Öteki ve Ev Sahibesi yayımlaninca, radikal aydınlar tarafindan alaya alınır. Bir göklere çıkarılıp bir yerin dibine batırılınca, ezilmişlerin haline acımaktan çok hıncından, devrimci eyleme (daha doğrusu söyleme) geçer. Bu seferki kefareti şaka götürür cinsten olmayacaktir: 23 Nisan 1849’da tutuklanan Dostoyevski 22 Aralık günü şafak vakti kendisini idam mangasinin önünde bulur. Bir Yazarin Günlüğü’nde sahneyi anlatir: sesi işitilmeyen yaylım ateşi, koşarak gelen çarın kuryesi ve idam cezasının dört yıl kürek cezasına dönüştürülmesi. Dostoyevski Noel gecesi ayaklarında prangalarla Sibirya zindanlarina götürülür. Orada, “insanlarin çiplak kalbini”, Rus halkini ve Incil’i bulur. Ne var ki affin getirdiği dini deneyimle, insanin sevgi ve özveri yoluyla yeniden doğuşu deneyimi Dostoyevski’ye ruh ve zihin huzuru getirmekten çok, insanin temeldeki niteliğini büyük bir açıklıkla görmesini sağlar. Bu yüzden ömür boyunca hidayete ermenin kesin işareti peşinde koşacaktir. Belki kumara karşı aşıri tutkusunun sebeplerinden birini de burada aramak gerekir. Sürekli olarak para sıkıntısı çeken Dostoyevski, eline biraz para geçer geçmez onu kumara yatırarak ve karısıyla alacaklılarını umutsuzluğa düşürmekte tereddüt etmez.

Fyodor Dostoyevski’nin eserleri

Roman
İnsancıklar (1846) · Netoçka Nezvanova (1849) · Ezilmiş ve Aşağılanmışlar (1861) · Ölüler Evinden Anılar (1862) · Yeraltından Notlar (1864) · Suç ve Ceza (1866) · Kumarbaz (1867) · Budala (1869) · Ecinniler (1872) · Delikanlı (1875) · Karamazov Kardeşler (1881)

Öykü ve novella “Öteki” (1846) · “Ev Sahibesi” (1847) · “Başkasının Karısı” (1848) · “Beyaz Geceler” (1848) · “Bir Yufka Yürekli” (1848) · “Küçük Kahraman” (1857) · “Amcanın Rüyası” (1859) · “Stepançikovo Köyü” (1859) · “Tatsız Bir Olay” (1862) · “Timsah” (1865) · “Ebedi Koca” (1870) · “Bobok” (1873) · “Uysal Bir Ruh” (1876) · “Gülünç Bir Adamın Düşü” (1877)
Diğer Yaz İzlenimleri Üzerine Kış Notları (1863) · Bir Yazarın Günlüğü (1881) · Puşkin Üzerine Konuşma

Kaynaklar: Vikipedi, Hürriyet

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
‘insancıl’ Öldürme Aracı Olarak Giyotin

Dr. Joseph-Ignace Guillotin (1738 – 1814) İdam cezasina karşı olmasına rağmen; daha insancıl bir idam tekniğinin uygulanması olarak gördüğü giyotin'nin...

Kapat