İdam sepasında cezası sürgüne, sürgünde fikri dine dönen yazar Dostoyevsky

“… iki kere iki dört çekilmez bir şey. iki kere iki dört, bana sorarsanız, bir küstahlıktır. iki kere iki dört ellerini böğrüne dayayarak yolumuzu kesen, sağa sola tükürük atan bir külhanbeyinin ta kendisidir. iki kere iki dördün yetkinliğine inanırım, ama en çok övülmeye değer bi şey varsa, o da iki kere ikinin beş etmesidir.”

“sevgili okuyucularım, sizin dinlemek isteyip istemediğinizi bilemem ama, şimdi size niçin bir böcek bile olamadığımı anlatmak istiyorum. şunu bütün ciddiyetimle belirteyim, pek çok kez böcek olmak istemişimdir…”

1821 yılında Moskova’da orta sınıf bir aileden gelen, yoksullar hastanesinde cerrah olarak çalışan bir babanın oğlu olarak dünyaya gelir. Çalkantılı bir hayatı olan yazar romanlarının tümüne kendisinin ve ailesinin çektiği sıkıntıları ve tanık oldukları yoksulluğun izlerini taşır
17 yaşında askeri akademiye girer ancak oradaki katı disipline ayak uyduramayıp ayrılır, Narodniklerin siyasi görüşlerini benimser, 1849’da idama mahkum edilir. Ancak idam sehpasında son anda cezası sürgüne çevrilir. Ölümün kıyısından dönen ve Sibirya’daki sürgün yaşantısında zor günler geçiren Dostoyevski’nin siyasi düşünceleri de değişir.

Sonraki hayatında kendisini hiç yalnız bırakmayan ve kişiliğini derinden etkileyen epilepsi nöbetlerinin sıklaşması da aynı tarihlerde başlar. Kendini dine ve İsa inancına adayan Dostoyevski’nin metinlerine bundan sonra mistik bir dünya görüşü egemen olur.

“her şeyi fazlasıyla anlamak bir hastalıktır; hem de tam anlamıyla, gerçek bir hastalık. normal bir insanın anlayış gücü çok olmamalıdır. 19. yüzyıl aydınının payına düşen anlayışın yarısı, dörtte biri, hatta daha azı günlük yaşantımız için yeter de artar bile”

“…en önemlisi de kendimi her davranışımda suçlu bulmamdır, daha kötüsü, değişmez yasaların bir sonucuymuş gibi suçsuzken bile kendimde bir suç aramamdır.”

Alıntılar ‘Yer altından notlar’ kitabından alınmıştır.
(Andre Gide Yeraltından Notlar’ı Dostoyevski’nin yazın serüveninde doruğa ulaştığı eser olarak tanımlamaktadır. Dostoyevski’nin düşünce sistemini ve fırtınalı iç dünyasını resmeden akıl, alay, trajedi örgüsünden oluşan bu büyük eser, aynı zamanda çok önemli bir psikolojik çözümleme kılavuzudur)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here