Simone De Beauvoir: Evlilik bir erkeğin hayatını kısıtlar, kadınınkini ise sona erdirir!

Simone De BeauvoirEtrafımızdaki dünyanın sarsıcı boyutlarına, cehaletimizin yoğunluğuna, bizi bekleyen felâket risklerine ve o muazzam topluluk içindeki bireysel zayıflığımıza rağmen, gerçek şu ki varlığımız kendi sınırlılığı içinde, sonsuza açılan bir sonluluk içinde sürdürme irademizi kullanırsak tamamen özgür oluruz.

Ve aslında, gerçek aşkları, gerçek başkaldırıları, gerçek düşleri ve gerçek iradeyi tanımış olan her insan bilir ki, hedeflerinden emin olmak hiç kimsenin iznine, güvencesine muhtaç değildir; O kesinlik duygusu kendi içgüdüsünden kaynaklanır.

♦ Ah! beni yaşamak öldürüyor.

♦ Erkeğin yaşantısı akılsaldır, ama bir takım boşlukları vardır; kadınınkiyse, kendi sınırları içinde, karanlık ama doludur, tamdır. Bu doluluk ona belli bir ağırlık verir; ilişkilerinde, kadın erkeği hafif bulur: diktatörlerin, generallerin, yargıçların, memurların, yasaların, soyut ilkelerin hafifliği vardır erkekte.  

♦ İnsan kadın olarak dünyaya gelmez, zamanla kadın olur.

♦ Evlilik geleneksel olarak kadınlara sunulmuş tek gelecektir. Birçok kadın ya evlidir, ya bir zamanlar evlilik geçirmiştir ya da evli olmadığı için acı çekiyordur.

♦ Dünyanın temsili erkeklerin eseridir; onlar dünyayı kendi bakış açılarından tanımlarlar.

Tanrı, çoğunlukla, kocasının kalıbında görünür kadına…

♦ Bir gün annemin bulaşıklarına yardım ediyordum. Annem tabakları yıkıyor, ben kuruluyordum. Mutfağın penceresinden, itfaiye barakaları ile başka evlerin mutfakları görünüyordu. Bu mutfaklarda da başka kadınlar, tavalar ovuyor, tencereleri parlatıyor, tabakları yıkıyor, sebze ayıklıyorlardı. Her gün öğle yemeği; akşam yemeği; her gün bulaşık; her gün temizlik; saatler boyu uzayan bir hiçlik; hiçlikten öte bir yere ulaşmayan bir sonsuzluk. Ben böyle yaşayabilecek miydim? Bir yandan tabakları dolaba yerleştirirken, ‘hayır’ dedim kendi kendime. Benim yaşantım, bir yerlere ulaşacak mutlak.

♦ İnsanla insan arasındaki en dolaysız, en doğal, en gerekli ilinti, kadınla erkek arasındaki ilintidir” der Marx. ‘insanoğlunun kendini türsel bir varlık, yani insan olarak anlama derecesi işte bu ilintiye bakılarak ölçülür; kadınla -erkek arasındaki ilinti, insanoğulları arasındaki ilintilerin en doğalıdır. Bu yüzden de, insanoğlunun davranışlarının ne denli insanîleştiği ya da insanî varlığın ne denli doğallaştığı, insanî yaradılışının ne ölçüde kendi yapısı haline geldiği en iyi işte bu ilintide görülür.

♦ Hepimiz için aynı olan bu ölümü herkes tek başına karşılıyor. Yaşam açısından birlikte ölünebilir; ama ölmek, birlikte sözcüğünün artık bir anlam taşımadığı bir dünyaya kaymaktır. Dünyada en çok istediğim şey, sevdiğimle birlikte ölmekti, ama cesetlerimiz yan yana yatsa bile, bu yalnızca bir aldatmaca olacaktı; hiçlikten hiçliğe bir bağ yoktur.”

♦ Kadını gebe bırakan erkekler olmasına rağmen sorumluluk almaya yanaşmaz ve onu bu sorunla baş başa bırakır, üstelik yargılar ve sorgularlar.

♦ Evliliğin, bir erkeğin hayatını kısıtladığı çoğu zaman doğrudur… Ama kadınınkini sona erdirir.

♦ Söz konusu olan tüm sistemdir ve talebimiz ancak radikal olabilir: Hayatı değiştirmek. 

♦ Bilirsin ben gösterişe düşkün değilimdir; sadece ekmek, patates, su ve aşkla yaşayabilirim.

♦ Sadece erkek değildir kadını ezen. Kadın kendi hayatından sorumlu olmaktan vazgeçerek kendi kendini de eziyor.

♦ Öyle değilmiş… İnsan, doğduğu için, yaşamış olduğu için, yaşlandığı, kocadığı için ölmüyor… Bir şeylerden ölüyor…

♦ Hayattan çok şey bekleyen iddialı bir insan değilsin. Bu yüzden mutlusun sen!

♦ En önemli eserim, hayatımdır.

♦ Yaşamla karşıtlık oluşturan, ölümden ziyade, yaşlılıktır. Yaşlılık, hayatın parodisidir; oysa ölüm, hayatı bir yazgıya dönüştürür: Ona bir kesinlik boyutu kazandırarak, onu sınırlamak ve korumak yoluyla bir yazgıya dönüştürür. Ölüm, zamanı yürürlükten kaldırır. 

♦ İnsanın birini sevebilmesi için onu kendi kafasında biraz büyütmesi gerekir.

♦ Dünyanın yaratıcısı olmadığını kabul etmek, çelişkiler içindeki bu dünyayı bir yaratıcıya bağlamaktan daha kolaydır. 

♦ Bir intihar olayı okuyunca, insana buz gibi ter döktüren şey, pencerenin demirlerinde asılı duran narin ceset değil, intihardan hemen önce o kalpte olup biten şeydir.

♦ Kafa hala sağlamken, bedenin insanı bırakıp gitmesi korkunç bir şey.

♦ Öyle aç gözlüyüm ki, yaşamdan her şeyi istiyorum; hem bir sürü arkadaşım olsun, hem de yalnız kalabileyim istiyorum.’

♦Kendimi bana hiçbir şey kazandırmayan insanlar için harcamaktan tiksiniyorum…

Simone De Beauvoir Sözleri – Alıntılar

Share

Yorum yapın

Share
Devamını oku:
“En önemlisi kendine karşı dürüst olmaktır!..” – Paul Watzlawick
Ataol Behramoğlu Şarkıları: “Aşk iki Kişiliktir” (Kolektif albüm)
Genel Olarak Yabancılaşma, Hakim Kültür Süreçleri ve Kültürel Yabancılaşma – Ali Aydın
Kapat