Ahmet Ümit: Av olan her zaman erkektir. Ancak kadınlar bizi avcı olduğumuza inandırmıştır

aşk köpekliktir‘Av olan her zaman erkektir’ dedim. ‘Ancak kadınlar bizi avcı olduğumuza inandırmıştır. Kadınların en büyük basansı budur. Avı avcı, avcıyı av gibi göstermek…’ Buz gibi bir ifadeyle bakmaya başladı.
‘İstatistikler öyle demiyor ama. Aşk ilişkilerinde kurbanların çoğu kadın… Kaybedenler demek istemiyorum, ölenler diyorum. Genellikle erkek öldürür… Sevdiği için, kıskandığı için, öfkelendiği için, terk edildiği için… ‘
Aslında ben cinayetlerden söz etmiyordum. Ama onun aklına önce cinayetler gelmişti. Bu da onun aradığımız seri katil olduğunu gösteren bir başka kanıttı. Çünkü nasıl yasarsan öyle düşünürsün. Öte yandan söylediklerinde haklıydı, genellikle kurbanlar kadındı, katiller ise erkek. Bu yüzden ben başka bir şeyden söz ediyorum diyemedim. Sessiz kalmam, bir başka deyisle yenilmem onu yumuşatmıştı.

Devamı…Ahmet Ümit: Av olan her zaman erkektir. Ancak kadınlar bizi avcı olduğumuza inandırmıştır

Neden kadınlar erkeklerden uzun yaşar? – David Robson

kadın-erkekErkeklerin doğdukları andan itibaren nüfusun yarısına kıyasla daha erken ölecekleri bellidir. Nedeni cinsiyetleridir. Erkek oldukları için kadınlardan ortalama üç yıl daha az yaşayacaklardır.
Peki, neden böyledir, erkekler neden kadınlardan daha az yaşar? Bu cinsiyetin üzerindeki bu laneti tersine çevirmek mümkün müdür? Bu ayrım on yıllardır biliniyor ama ancak şimdilerde bu sorunun yanıtını bulma yönünde adımlar atılıyor.
Bu konudaki ilk kanılardan biri erkeklerin ağır çalışma koşullarından dolayı erken ölmeleriydi. Madenlerde çalışan, toprağı ekip biçen erkek, vücuduna ekstra yükleniyor ve bunun etkilerini yıllar ilerledikçe görüyordu. Fakat sorun bu olsaydı artık erkeklerin ve kadınların benzer koşullarda çalıştığı bir dönemde aradaki farkın kapanıyor olması gerekirdi.

Devamı…Neden kadınlar erkeklerden uzun yaşar? – David Robson

“Çok insan kafaları olmadığı için kafayı bozmuyor” Aşkın Metafiziği – Arthur Schopenhauer

SchopenhauerAşka dayalı evlilikler, bireyin değil türün çıkarları uğruna gerçekleşirler. Gerçi taraflar kendi mutluluklarını arttırdıklarını sanırlar Oysa gerçek amaçları, kendilerine yabancı bir amaçtır; bu amaç, sadece onların dünyaya getirmesi mümkün olan bir bireyi meydana getirmektir. Bu amaçla bir araya getirilen sevgililerin bundan böyle, ellerinden geldiği sürece geçinmeye çalışmaları gerekir.
Ne var ki bu birliktelik, o tutku halini alınış sevginin özü olan içgüdünün hizmetindeki vehim ve sanı üzerinden bir araya getirilmiş çift, çoğu zaman başka özellikleriyle olabilecek en uyumsuz vasıflan, yapısal özellikleri taşıyacaklardır. İşte bu uyumsuzluklar, zaten zorunlu olduğu için, onları bir araya getiren kuruntu ortadan kalkınca su yüzüne çıkarlar. Bu nedenle de aşk üzerine kurulmuş evlilikler kuralda mutsuzluklarla sonuçlanırlar…

Devamı…“Çok insan kafaları olmadığı için kafayı bozmuyor” Aşkın Metafiziği – Arthur Schopenhauer

“Herkes, karşısındakinde kendi yoksun olduğu yanları sever” Aşkın Metafiziği – Schopenhauer

SchopenhauerCinsel sevginin temelinde yatan ve dikkatimizi yönelttiğimiz (mutlak, genel) yanların ikinci düzleminde, psişik özelliklerle ilgili olanlar bulunmaktadır. Burada kadının, erkeğin babadan kalıtım yoluyla kendisine geçmiş olan yürek (gönül) ve karakter özelliklerinin çekimine sürekli olarak kapıldığını göreceğiz. Kadının kazanılmasında etkili olan başlıca özellikler, iradenin sağlamlığı, kararlılık ve cesaret, belki de ayrıca iyi yüreklilik ve dürüstlüktür. Buna karşılık erkeğin entelektüel fazlaları (avantajları) kadının üzerinde öyle doğrudan ve içgüdüyü etkileyecek zorlama ve güç uygulamazlar; çünkü bunlar babadan (çocuğa) geçebilecek olan özellikler değillerdir. (Erkekteki) akıl kıtlığı, kavrama yetisi yetersizliği, kadınlara zarar vermez: Tersine belki ağır basan zihinsel güç ya da hatta dâhi(lik), (erkekteki) bir anormallik olarak kadının üzerinde elverişsiz etki bile yapabilir.

Devamı…“Herkes, karşısındakinde kendi yoksun olduğu yanları sever” Aşkın Metafiziği – Schopenhauer

Erica Jong: “Erkek milletinin kötü yanı, herkesten her zaman saygı görmek istemesinde yatmaktadır”

kadın erkek çocukErkeklerin çoğu kadınları ya melek ya da şeytan olarak görürler. Ya bakiredir kadınlar ya da orospu. Ya azize ya da günahkar. Bunlara aynı kadının yarı melek yarı şeytan olabileceğini, başlangıçta masumiyetin ta kendisiyken sonradan tecrübenin simgesi haline gelebileceğini anlatmak olanaksızdır. Hele namus denilen şeyin zenginlerin parası yetebilecek bir lüks olduğunu, günahın ise fakirler için bir yaşam çaresi olduğunu asla anlayamazlar.
Kadın, doğanın her kesiminde yanlış anlaşılmış, ya namus değerlerinin ya da günahların bileşimi olarak görülmüştür.

Devamı…Erica Jong: “Erkek milletinin kötü yanı, herkesten her zaman saygı görmek istemesinde yatmaktadır”

‘İki cinsten birini suçlamak öbürünü bağışlamaktan çok daha kolaydır’ Kadın – Simone de Beauvoir

Simone de BeauvoirŞurası bir gerçek: bugün, ne erkekler ne de kadınlar birbirlerinden hoşnut değiller. Ama üstünde durulması gereken nokta, tepelerine çöken bir ilencin onları kedi-köpek gibi hiç durmadan çekişmeye mi ittiği, yoksa onları birbirine düşüren çatışmaların insanlık tarihinin geçici bir anını mı dile getirdiğidir. incelememiz boyunca gördük ki, bütün efsanelere rağmen, hiçbir bedensel yazgı, Erkek’le Kadın’ı sonsuz bir çekişmeye zorlamamaktadır: din kitaplarında adı geçen ünlü mantis böceği bile, başka yiyecek bulamadığı için ve türünü devam ettirebilmek üzere erkeğini yemektedir: en tepeden en dibe dek bütün hayvanlar bu sonuncu kaygıya bağlıdır zaten. Öte yandan, insanlık, bir tür olmaktan öte bir şeydir: tarihsel bir olgudur o; insanlık, doğal varoluşunu yükleniş biçimiyle belirlenir. Gerçekte, kötüniyetin en aşırısıyla yola çıkılsa bile, insan denen varlığın dişisiyle erkeği arasında salt bedensel açıdan bir düşmanlık, bir çekişme bulabilmek olanaksızdır.

Devamı…‘İki cinsten birini suçlamak öbürünü bağışlamaktan çok daha kolaydır’ Kadın – Simone de Beauvoir