Kitle ve İktidar: İçe dönük ve sessiz sürüler – Elias Canetti

Dört ana sürü türü çeşitli biçimlerde gruplanabilir. Önce içe dönük ve dışa dönük sürülerin farkına bakalım. Daha çarpıcı olan ve bu yüzden de tanımlanması daha kolay olan dışa dönük sürü, kendisinin dışındaki bir hedefe yönelik hareket eder. Uzak mesafeler kat eder ve normal hayattaki hareketle karşılaştırıldığında daha büyük bir yoğunluğu vardır.

Gerek avcı gerekse savaş sürüleri dışa dönük sürülerdir. Avlanacak olan av hayvanı bulunup ele geçirilmelidir; savaşılacak düşman da aranmalıdır. Savaş dansının ya da av dansının kısıtlı bir alanda yarattığı heyecan ne denli yoğun olursa olsun, dışa dönük sürünün gerçek faaliyeti kendisinin dışına, belli bir uzaklığa yönelmiştir.
İçe dönük sürü tek merkezlidir. Ölmüş ve gömülmesi gereken bir insanın etrafında oluşur. Temel itkisi bir şeye ulaşmak değil, onu elde tutmaktır. Ölü insan için yakılan ağıt, o insanın, cesedi etrafında toplananlara ait olduğu olgusunu mümkün olan her biçimde vurgular. Ölen adam yola koyulduğunda yalnızdır; diğer ölülerin onu beklediği ve kabul edileceği yere varana kadar tehlikeli ve korkunç bir yolculuk yapar. Ölüme engel olmak imkânsız olduğundan ölen kişi adeta bedenden dışa atılır (excorporate). Ağıt yakan sürü, bir tür bedeni, kolay olmasa da ölenin ayrıldığı ve uzaklaştırıldığı bir bütünü temsil eder.
Artış sürüsü de içe dönük bir sürüdür. Dansçıların oluşturduğu bir grup, dışarıdan katılacak -istenen budur- henüz gözle görülmeyen bir şeyle bir çekirdek biçimini alır. Zaten orada bulunanlara daha fazla insanın, avlanan ya da yetiştirilen hayvanlara daha fazla hayvanın, toplanan meyvelere daha fazla meyvenin katılması beklenir. Burada egemen olan duygu, bu kadar değer verilen gerçek, gözle görülebilir birimlere katılacak şeylerin varlığına duyulan inançtır. Bu şeyler, oralarda bir yerdedir, yalnızca buraya çekilmeleri gerekmektedir. Törenlerin, gözle görülmez olsalar da bu gibi pek çok şeyin bulunduğu sanılan yerlerde yapılma eğilimi vardır.
Komünyon dışa dönük sürüden içe dönük sürüye önemli bir geçişi ifade eder. Av sırasında ele geçirilen belirli bir hayvanın içe alınması yoluyla ve bu hayvanın bir parçasının onu yiyen herkeste bulunduğu olgusunun kutsal bilinci yoluyla, sürü kendi içine döner. Bu durumda, yenmiş olan hayvanın yeniden canlanmasını ve her şeyden önce de sayısının artmasını ümit eder.
Bir başka ayrım da sessiz ve gürültülü sürüler arasındadır. Ağıtların ne kadar sesli olduğunu anımsamak yeterlidir; kendilerini olabildiğince yüksek perdeden duyuramasalardı bu ağıdın hiçbir anlamı kalmayacaktı. Bütün gürültü biter bitmez, ağıt sürüsü dağılır ve herkes yine yalnız ve yalnız kendisi olur. Av ve savaş, doğaları gereği, gürültülüdür. Sessizlik düşmanı yanıltmak için sık sık gerekli olabilir, ama o zaman saldırının doruk noktası daha da gürültülü olur. Köpeklerin havlaması, avcıların kendi heyecanlarını ve kana susuzluklarını kışkırtmak için haykırmaları her avda belirleyici öğedir. Meydan okumanın fütursuzluğu ve düşmanın yüksek perdeden tehdidi savaşta her zaman vazgeçilmez bir nitelik taşımıştır; savaş naraları ve savaşın gürültüsü tarihin her yerinde yankılanmıştır; günümüzde bile savaş, patlama gürültülerinden ayrı düşünülemez.
Sessiz sürü bir beklenti sürüsüdür. Bu sürü sabırla, insanlar bu şekilde toplandığında özellikle çarpıcı olan bir sabırla doludur. Sessiz sürü, sürünün hedefi hızlı ve yoğun faaliyetle ulaşılamayacak nitelikte olduğu zaman ortaya çıkar. Belki de “sessiz” sözcüğü yanıltıcıdır; “beklenti sürüsü” daha net bir terim olabilir; çünkü sürünün bu türü, ilahiler, şeytan çıkarma (cin kovma), kurban etme gibi faaliyetlerle tanımlanır. Bu faaliyetlerin ortak yanı, uzakta bulunan, kısa bir süre içinde elde edilemeyecek bir şeyi hedeflemeleridir.
Öteki dünya inancına sahip dinlerde yer alan şey bu türden bir beklenti ve suskunluktur. Bu yüzden bu hayatlarını, öteki hayatta daha iyisini yaşama umuduyla geçiren insanlar vardır. Ancak sessiz sürünün en parlak örneği komünyondur. Eğer mükemmel olması isteniyorsa, içe alma işlemi yoğun bir suskunluk ve sabır gerektirir. Kutsal görülen ve derin bir anlamla yüklü olduğu kabul edilen ve bunu kendi içinde taşımakta olan bir şey karşısında duyulan huşu, sessiz ve vakur bir tavrı gerektirir.

Elias Canetti
Kitle ve İktidar

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Schopenhauer: Düşünmesini öğrenmiş insan, doğru yoldan şaşmaz bir pusulaya sahiptir

Bir kütüphane çok geniş olabilir; fakat eğer düzensiz ise küçük ama derli toplu bir kütüphane kadar kullanışlı ve yararlı değildir....

Kapat