Elias Canetti: Suskun kalan insan tam olarak neyin söylenmemesi gerektiğini bilir!

Sessizlik

Sessizlikle karşılaşan bir soru, bir kalkan ya da zırhtan geri tepen bir silah gibidir. Sessizlik, avantajları ve dezavantajları neredeyse eşit bir biçimde dengelenen aşırı bir savunma biçimidir. Konuşmayı reddeden bir insanın kendisini ele vermediği doğrudur, ama öte yandan olduğundan daha tehlikeli de görünebilir; onun sessizliği, saklayacak çok şeyi olduğu, gerçekte sahip olduğundan daha fazla şeyi olduğu şeklinde anlaşılır ve bu da onun gitmesine izin vermemenin daha da önemli görünmesine neden olur.

Israrlı sessizlik sorgu ve işkenceye yol açar. Ancak her zaman, normal koşullarda bile, cevap, cevap vereni bağlar; cevabı veren ona itaat etmek zorundadır; cevap onu sabit bir tavır almaya ve orada kalmaya zorlar, oysa sorgucusu, kendi işine geldiği gibi yer değiştirerek, ona her yandan saldırabilir. Sorgucusu onun etrafında dönebilir, şaşırtabilir ve böylelikle onu karmaşaya itebilir. Zeminini değiştirebilir olması, ona diğerinden esirgenen bir özgürlük verir.

Suskunluğun yarattığı iktidara her zaman çok değer verilir. Suskunluk, konuşma yönündeki sayısız kışkırtılmaya direnebilmek, sorulara sanki hiç sorulmamış gibi muamele etmek ve başkalarının söylediklerinin haz ya da tersi duygular uyandırıp uyandırmadığının anlaşılmasına asla izin vermemek anlamına gelir. Bu gönüllü bir dilsizlik halidir; sağırlık değildir. Stoacı soğukkanlılık erdemi, aşırı ya götürülürse, sessizliğe yol açar.

Kasıtlı olarak suskun kalan insan tam olarak neyin söylenmemesi gerektiğini bilir. Pratikte, hiç kimse sonsuza kadar suskun kalamayacağından, neyin söylenebileceğine ve neyin söylenemeyeceğine kendisinin karar vermesi gerekir. Asıl bildiği neyin söylenemeyeceğidir. Söylenemeyen şey daha kesin ve ayrıca daha değerlidir. Suskunluk söylenemeyecek olanın yalnızca muhafızlığını yapmaz, aynı zamanda ona daha büyük bir yoğunluk katar. İnsan söylenemeyecek olanı saklamak zorunda kaldığı her defasında onun hakkında düşünmeye zorlanır. Her durumda çok az şey söyleyen bir insan her zaman diğerlerinden daha konsantre olmuş görünür; sessizliği, onun saklayacak çok şeyi olduğu, gizli bir şey düşündüğü varsayımına götürür. Suskunluk içinde saklanan giz asla unutulmamalıdır.

Bu gize sahip olana, bu giz içinde büyüyüp onu daha çok yakmasına rağmen onu ele vermediği için saygı duyulur. Suskunluk yalıtır. Suskun kalan bir insan konuşanlardan daha yalnızdır. Böylelikle kendine yeterlilik iktidarı da ona atfedilir. O bir hazinenin bekçisidir ve hazine onun içindedir. Suskunluk kendini-dönüştürmeye engel olur. Konuşmayan insan olduğundan başka şekilde görünebilir, ama bunu ancak katı bir biçimde yapabilir; bir maske takabilir, ama bu maskeye sımsıkı tutunmak zorundadır. Dönüşümün akışkanlığı ondan esirgenir; dönüşümün sonuçları fazla belirsizdir; dönüşüme kendisini teslim ederse onu nereye götüreceğini bilemez. İnsanlar dönüşümden korktukları zaman suskunlaşırlar. Suskunluk, dönüşüme vesile olan olaylara karşılık vermelerini önler. Bütün insanların hareketleri konuşma içinde dışa vurulur; suskunluk hareketsizdir.

Elias Canetti
Kitle ve İktidar

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Aşkın Anatomisi: İlkel ve Uygarlaşmış Biçimde Kıskançlık – Margaret Mead

Kapat