İnsanlar, vatanseverliğin zararlı oluşunu neden görmezden geliyor? – Tolstoy

Vatanseverliğin zararlı ve irrasyonel oluşunun insanlara aşikar görünmesi beklenirdi. Ama şaşırtıcı vaziyet şu ki, kültürlü ve okumuş adamlar bunu bizzat görmemekle kalmıyorlar, vatanseverliğin zararlı ve irrasyonel oluşunun her türlü ifşasına, herhangi bir rasyonel temelden yoksun en koyu bağnazlık ve hararetle de direniyorlar ve onun yararlarıyla yüceliğini övmeye devam ediyorlar. Bu ne anlama geliyor?

Öncesi↓
https://www.cafrande.org/tolstoy-vatanseverlik-bir-duygu-olarak-zararli-bir-doktrin-olarak-da-ahmakliktir/

Bu şaşırtıcı durumun bana sunduğu tek bir açıklama var. En eski çağlardan günümüze kadar tüm insanlık tarihi, hem bireyler hem de homojen grupların bilincinde düşük tasavvurlardan yüksek tasavvurlara bir devinim olarak ele alınabilir.

Hem bireyler hem de homojen gruplarca katedilen yol; en aşağıda hayvani hayat seviyesinden, tarihin belli bir döneminde insan bilincinin ulaştığı en yükseğine doğru, birbirini izleyen basamak dizileri şeklinde temsil edilebilir.

Her insan -her ayrı homojen grup, millet veya devlet gibi- daima bu tasavvurlar merdivenini çıkmış ve çıkmaktadır. İnsanlığın bir bölümü önde, ötekiler çok geride, çoğunluğu oluşturan üçüncülerse ortada bir yerde seyrederler. Ama hepsi, hangi evreye ulaşmış olurlarsa olsunlar, kaçınılmaz ve karşı konulmaz biçimde düşük tasavvurlardan yüksek tasavvurlara doğru seyretmektedirler. Ve daima, belli bir dönemde, hem bireyler hem de homojen insan grupları -öndeki, ortadaki veya geridekiler- seyrettikleri üç tasavvur evresiyle üç farklı ilişki halindedirler.

Hem bireyler hem de ayrı insan grupları için, geçmişin eskiyen, kendilerine yabancılaşmış ve geri dönemeyecekleri tasavvurları hep varolmuştur, mesela bizim Hıristiyan dünyamız için yamyamlık, evrensel talan ve kadınlara tecavüz vb. tasavvurlar sadece anı olarak kalmıştır; bir de eğitim, fiilî örnek ve etraflarındaki herkesin genel faaliyetiyle insanların zihinlerine kazman ve belli bir dönem sultası altında yaşadıkları zamane tasavvurları var, mesela günümüzdeki mülkiyet, devlet sistemi, ticaret, evcil hayvanların kullanımı vb. gibi tasavvurlar. Ve bir de geleceğin tasavvurları var: kimileri halihazırda yürürlüğe yaklaşıp insanları hayat tarzlarını değiştirmeye ve önceki tarzlara karşı mücadeleye zorlayan tasavvurlar -mesela günümüzde emekçileri özgürleştirme, kadınlara eşitlik hakkı, et yemeyi bırakma vb. tasavvurlar- ve halihazırda tanınmış ama, henüz uygulamada eski hayat tarzlarıyla çatışmaya girmemiş olan diğerleri. Bu türden olanlara ideal deniyor: şiddete son verilmesi, komünal bir mülkiyet sistemi düzenlemesi, evrensel bir din ve insanların genel bir kardeşliği gibi tasavvurlar.

Ve dolayısıyla, hangi seviyede bulunursa bulunsun, her insan ve her homojen insan grubu, ardında geçmişin köhne anıları ve önünde geleceğin idealleri bulunmak üzere, daima bugünün ölüm döşeğindeki tasavvurlarıyla yarının hayata uyanan tasavvurları arasında bir mücadele halindedir. Genelde, evvelce kullanışlı ve hatta gerekli olmuş bir tasavvur gereksizleşip, uzun veya kısa bir mücadeleden sonra yerini yeni bir tasavvura -o zamana kadar bir ideal olan ve bu sayede mevcut bir tasavvur haline gelen yenisine bırakır.

Ama öyle olur ki, halihazırda insanların bilincinde daha yükseğiyle değiştirilmiş, köhne bir tasavvur, idamesi, toplumlarında en güçlü etkiye sahip kişilere kazanç sağlayan türdendir. Ve bu durumda, bu köhne tasavvur, yaşamın değişen tüm biçimleriyle keskin bir zıtlık içinde olduğu halde, insanları etkilemeye ve eylemlerini yönlendirmeye devam eder. Köhne tasavvurların böylesi alıkoyumu din alanında daima gerçekleşmiş ve halen gerçekleşmektedir. Bunun nedeni de, kazançlı pozisyonları köhne dinî tasavvura bağlı bulunan rahiplerin, güçlerini, kasten insanları bu köhne tasavvura tabi tutmak için kullanmalarıdır.

Aynı şey, benzer nedenlerle ve her tür devlet sisteminin dayanağı yapılan vatansever tasavvur doğrultusunda, politik alanda da gerçekleşir. Bundan kazanç sağlayacak insanlar o tasavvuru, anlam ve yararından artık mahrum olsa da, suni yöntemlerle idame ettirirler. Ve insanları etkileme bakımından en güçlü silahlara sahip olduklarından, bunu daima becerebilirler.

Bana öyle geliyor ki, köhne vatansever tasavvur ile aksi yönde ilerleyen, halihazırda Hıristiyan dünyanın bilincine girmiş olan tüm tasavvurlar akıntısı arasındaki tuhaf tezattın açıklaması burada yatıyor.

Vatanseverliğe Karşı Tolstoy

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
“Büyük olmak demek, yön vermek demektir!” Nietzsche – Stefan Zweig

Kapat