Lev Tolstoy: Devlet yapılanması insanın doğasına aykırıdır!..

Tolstoy’un görüşüne göre, “devlet, insanları birbirine bağlayan veya yöneten bir ip veya zincir veya kırbaç, insanların uzuvlarını, burunlarını, kulaklarını veya kafalarını kesen bir balta veya bıçak – bu araçlarla tehdit edilmelerini sağlayan bir uygulamadır.” Devlet himayesinde yaşadıkları için, modern insanlar kendilerini “kaçamayacakları bir şiddet kısırdöngüsünün içinde sıkışmış hissetmektedirler.” Tolstoy, devleti vatandaşlarını boyun eğmeye zorladığı için suçlamaktadır; hükümet memurlarına fakirlerden kesilen fahiş haftalıklar ödemek, dinî törenler ve “vatanseverlik itikatları” sayesinde “halkı hipnotize etmek”le ve son olarak da gençleri askere almakla bu yolla beyni yıkanmış ama fiziksel gücü yerinde gençleri “cinayet aletleriyle donatarak şiddet uygulayacak ve komutlarını yerine getirecek sadık devlet yandaşlarına” dönüştürmektedir. Gerçek Hıristiyanları, şiddet yanlısı devletle işbirliği yapmayarak kendi özgürlüklerini sağlamaya davet eder. Karşı koymama –“sivil itaatsizlik”olarak da adlandırabileceğimiz– “devletin otoritesini sarsarak kaçınılmaz olarak herkesin bağımsızlığına kavuşmasına yol açacaktır.” Açıkça, Tolstoy karşı koymamanın devlet tarafından yaratılan “kitle psikozu”nu sona erdirmekte önemli etkiye sahip olacağını düşünüyordu. İnsanları, modern kurumlar tarafından dayatılan hipnotik trans durumundan uyandırabilirdi.

Hıristiyan Öğretileri’nde, Tolsoy’un günah için geliştirdiği beş “yanlış gerekçe” incelenmektedir, bunlardan biri “devletin baştan çıkarma gücü”dür. Sözde Hıristiyanların, rutin olarak devletin otoritesini kullanarak şiddeti maruz gördükleri, böylece de kendi hatalarının sorumluluğundan sıyrıldıklarını gözlemlemiştir: “Eğer başkasının malını alırsam, ailesine saldırıp öldürürsem, eğer başka milletten insanları öldürürsem, onlara zarar verirsem, onların kentlerine, çocuk ve kadınlara bomba atarsam, bu benim şahsi irademle yaptığım bir şey değildir, çünkü halkımın iyiliği için bağlılık yemini ettiğim yüksek otoritenin kararlarını uyguluyorum.” Burada Tolstoy, güce duyulan hayranlığın yalnızca yüksek memurları ve egemen güçleri değil, bu egemen güç adına adım atan her bir bireyi etkileyen baştan çıkarıcı bir unsur olmasının ahlaki tehlikesinden söz etmektedir. Ona göre, “devletin baştan çıkarıcı gücü” modern bir olgu idi, yalnızca modern çağda bu olgu insanların karşısına çıkmıştı. “Modern rejimle yönetilen insanların neredeyse hepsi, bilinçlendikçe kendilerini politik cazibelerin arasına hapsolmuş hisseder.” Tolstoy’a göre, devlet en “acımasız baştan çıkarıcı” güçtü çünkü çocukları, küçük yaşlarından itibaren içgüdülerinden uzaklaştırarak etkisi altına alıyordu, onun adına “insan hayatı, kitlelerin iyiliği için kurban edilebilirdi.” Devletin baştan çıkarıcı gücüyle ancak inananlar “bir politikaya veya millete ait olmadan önce, evrensel bir ülkenin vatandaşları olarak Tanrı’ya aidiyetlerini” unutmadıkları sürece baş edebilirlerdi. Tolstoy’a göre gerçek tinsel yaşama sahip olmanın önündeki tek engel, Ortodoks Kilisesi tarafından desteklenen “sözde- Hıristiyanlık”tır. Tolstoy’un tinsel metinlerinin çoğu bu “yanlış” inanç konusundaki polemiklerinden oluşur.

Tolstoy ve Tinsellik – G.M. Hamburg
Kaynak: Diriliş – Lev Nikolayeviç Tolstoy (Önsöz’den bir bölüm)  | Çeviren: Elif Uras Akhan

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Kotchnak ve “Popüler Ermeni Şarkıları | Chants Populaires Armeniens” Albümü

Kapat