Yarının Tarihi: Din ve Toplum Açısından Bir Düşünür Olarak Tolstoy – Stefan Zweig

Devlet, Tolstoy’a göre yalnızca mülkiyeti korumak için bulunmuş bir kurumdur; yasalarıyla, savcılarıyla, hapishaneleriyle, yargıçlarıyla, polisleri ve ordusuyla devlet o çok organlı zorbalık sistemini yalnızca bu amaç için oluşturmuştur.

Devamı…Yarının Tarihi: Din ve Toplum Açısından Bir Düşünür Olarak Tolstoy – Stefan Zweig

İlk Yapıtlarındaki Özellikleriyle Dostoyevski ve Tolstoy – Ataol Behramoğlu

Ataol BehramoğluFyodor Dostoyevski ve Lev Tolstoy, 19. yüzyıl Rus edebiyatının iki dev yazarıdır. Gerek yaşadıkları dönemde gerek ölümlerinden sonra kendi edebiyatları ve dünya edebiyatı üstünde etkileri olağanüstü büyük olmuştur. Yazarlık yetenekleri ve yarattıkları etki bakımından aynı değerde büyük yazarlar olmalarına karşın yapıtları arasında bu iki yazarı birbirinden derinliğine ayıran farklılıklar vardır. Bu farklılıklar yaşam çizgilerinin farklılığında görülebildiği gibi yazarların ölümünden sonra yapıtlarının günümüze kadar süregelen etki alanlarının farklılığında da kendini göstermektedir. İlk ürünlerini Rus edebiyatının devrimci demokrat geleneği içinde veren, “Ölü Bir Evden Anılar” gibi 19. yüzyıl gerçekçi Rus edebiyatının başyapıtlarından birinin yaratıcısı Dostoyevski”nin yaşamının son yıllarında giderek sağ bir çizgiye kaydığını.

Devamı…İlk Yapıtlarındaki Özellikleriyle Dostoyevski ve Tolstoy – Ataol Behramoğlu

Tolstoy’un Günlükler’inde Mal – Mülk Üzerine Edilmiş Sözler

Lev Tolstoy1881: ‘Asıl arzum her şeyi başkalarına dağıtmak ve kendi kendime yetmek. Yani ihtiyaçlarımı mümkün olduğu kadar sınırlamak ve aldığımdan çok vermek… Bütün gücümü bu amaca yönlendirmek ve bunu yaşamımın maksadı ve neşesi olarak görme (…) Yaşama, yeme içme ve giyinme gayet sade. Yapay olan her şeyi –piyano, mobilya, arabalar, arabalar- sat ya da birilerine ver. Yalnızca herkesle paylaşılabilecek bilim ve sanat üzerinde çalış. Validen sokaktaki dilenciye kadar herkese aynı şekilde davran. Tek amaç mutluluk –kendinin ve ailenin mutluluğu… Bu mutluluğun çok az şeyle yetinmek ve başkalarına iyilik etmekten oluştuğunu bil.’(277)

Devamı…Tolstoy’un Günlükler’inde Mal – Mülk Üzerine Edilmiş Sözler

Tolstoy: “Savaş despotizmin ürünüdür. Eğer despotizm olmasa, savaş olmazdı!”

Lev TolstoyTolstoy’un Günlükler’inde Savaş Üzerine Söylediği Sözler:
Birisinin emriyle birbirlerini öldürebilecek düzeyde olan insanlar merhamete değmez; aklı başında insanlar merhamet edemez. Bu bir teselli.
♦ Eğer askerleri alır ve onlara öldürmeyi öğretirsek, barış lehine söyleyebileceğimiz her şeyi çürütürüz.
♦ Savaş öylesine adaletsiz ve kötü bir olay ki; savaşanlar aslında içlerindeki vicdanın sesini boğmaya çalışıyorlar.

Devamı…Tolstoy: “Savaş despotizmin ürünüdür. Eğer despotizm olmasa, savaş olmazdı!”

Tolstoy’un 9 Kitabından Etkileyici Alıntılar

Lev TolstoyHerkes onu insan ruhunun doktoru olarak tanımlasa da o, en çok kendi ruhunun doktorluğunu yapıyordu. Geçmişinde pek çok savaş kahramanı, ayrılıkçı devrimci, siyasi sürgün bulunan varlıklı, soylu bir ailenin henüz 2 yaşındayken annesini ve 9 yaşındayken babasını kaybetmesinin ardından diğer 4 kardeşi ile birlikte teyzesi tarafından yetiştirilen çocuğuydu Tolstoy. Muazzam gözlem yeteneğine ve hafızasına rağmen okulda başarısızdı. Öğretmenleri onu hem öğrenme kabiliyetinden yoksun hem de isteksiz diye tanımlıyordu.

Devamı…Tolstoy’un 9 Kitabından Etkileyici Alıntılar

5 Yazar Cevaplıyor: Hangisi Daha Büyük Dostoyevski mi, Tolstoy mu?

DostoyevskiKlasik Rus edebiyatının dönemdaş iki dev ismi Rus ve dünya edebiyatını derinden etkileyen 19. yüzyılın iki büyük yazarı Lev Tolstoy ile Fyodor Dostoyevski, yüzyıllardır birbirleriyle kıyaslanageldi. İlginçtir ki iki yazar, çağdaş olmaları ve aynı sosyal çevreyi paylaşmalarına rağmen ne bir kez olsun yüz yüze görüştü ne de birbirlerine tek satır mektup yazdı. Ancak hayatlarında hiç temas noktası oluşturmasalar da birbirlerinin eserlerini her zaman yakından takip ettiler.
Dostoyevski ‘Bir Yazarın Günlüğü’ kitabında Tolstoy’un ‘deha’ olduğunu ve ‘olağanüstü yüksek sanat’ yaptığını vurgulayarak şu ifadelere yer verir: “Anna Karenina’nın yazarı gibi insanlar, toplumun öğretmenleridir, biz ise sadece onların öğrencileriyiz.

Devamı…5 Yazar Cevaplıyor: Hangisi Daha Büyük Dostoyevski mi, Tolstoy mu?

Savaş ve Barış: Kırım 1853-56 Londra Osmanlı Saray Müziği Akademisi

osmanlı müziği
Savaş ve Barış: Kırım 1853-56, daha önce de Kalan Müzikten çıkan Osmanlı Sarayı’nda Avrupa Müziği başlıklı albümün devamı nİteliğinde, ancak yepyeni bir çalışma. Bu kaydın oluşumu da ilk CD’de olduğu gibi Londra sahatlarının tozlu ratlarına, Avrupa arşivlerinin hiç girilmemiş köşelerine dayanıyor. Kayıt yine Londra’da uzun ve meşakkatli bir çalışma döneminin ardından Londra Osmanlı Saray Müziği Akademisi Orkestrası’nın İngiliz ve Türk üyeleri tarafından tarihi St. John’s Smith Square konser salonunun etkileyici akustiğinde 2001 yılının Nisan ayında Ateş Orga tarafından gerçekleştirildi.

Devamı…Savaş ve Barış: Kırım 1853-56 Londra Osmanlı Saray Müziği Akademisi

Gerici bir toprak sahibi, yeniden köylü olmak isteyen bir efendi: Lev Tolstoy – Elias Canetti

Lev TolstoyTolstoy’un daha gençlik yıllarında başlayan kendini suçlama tutkusu, ona Rousseau’dan bulaşmadır. Ama bu suçlamalar, sağlam bir kişiliğe çarpar. Tolstoy kendini neyle suçlarsa suçlasın, bunlarla kişiliğini yıkmaz. Bu, yazara anlam kazandıran, onu dünyanın odak noktasına dönüştüren bir kendini suçlamadır. Tolstoy, gençliğinin öyküsünü şaşılacak denli erken yıllarda yazar, yazarlık uğraşı böylece başlar.
Yeni bir şey duyar duymaz, hemen buna ilişkin “kurallar” koyma isteği de uyanır Tolstoy’da. Hep bulmak zorunluluğunu duyduğu yasalar, gururunun bir ifadesidir; aynı zamanda da bir tür dayanma gücüdür bu yasalarda aradığı. Bunu gereksinir, çünkü ölümü erken yaşlarda ve oldukça sık yaşamıştır. İki yaşında annesini, dokuz yaşında da babasını yitirir, ondan çok kısa bir süre sonra, tabutta yatan büyükannesine bakar ve onun ölüsünü öper.

Devamı…Gerici bir toprak sahibi, yeniden köylü olmak isteyen bir efendi: Lev Tolstoy – Elias Canetti

“Hayatı anlamayanlar ölümü hatırlamayı arzu etmezler” Ölüm Korkusu – Tolstoy

Lev TolstoyGerçeğin sesi insana hep ‘ölüm yoktur’ diye hitap eder. “Ben oyum ki bana inanan ölümde hayat bulur. Ben ölümden sonra dirilişim; hayatım. Bana inanan hiçbir zaman ölmez; daimi ve ebedi yaşar. Bana inanır mısın?”
Bütün büyük insanlar, bir ağızdan insanlara gerçekte ölüm olmadığını söylemişlerdir. Hayatın gerçek anlamını anlayan milyonlarca kişi bu gerçeği bizzatihi kavrıyor; kaldı ki yaşayan herkes de vicdanın geçici uyanışı sırasında bu gerçeği hissediyor.
“Ölüm yok mu? Böyle bir iddia bayağı bir safsatadan başka bir şey değildir. Ölüm, gözümüzün önünde milyonlarca yaşıtımızı ve benzerlerimizi kırıp geçirmekte iken ölümün yokluğundan nasıl söz edilebilir?”

Devamı…“Hayatı anlamayanlar ölümü hatırlamayı arzu etmezler” Ölüm Korkusu – Tolstoy

Tolstoy’da Ölüm Düşüncesi veya İvan İlyiç’in Ölümü – Nazmi Eroğlu

Lev TolstoyTolstoy dünya edebiyatına mal olmuş bir Rus düşünürü ve edebiyatçısı. Edebiyat merdivenlerini nesirle tırmanmış ve o yolda zirveye oturmuş bir romancı. Romanda başarılı olmuş her yazar gibi o da, hayatın içindeki gerçekleri ve problemleri en çarpıcı açıklığıyla ve derin tahlillere girerek anlatmıştır. Bu yöndeki başarısı nispetinde okuyucu tarafından hüsnü kabul gördüğü söylenebilir ve bitmeyen bir ilgiyle günümüze kadar canlılığını sürdürmektedir.
Ölüm, hayatın en önemli, en gerçekçi, en riyasız yanını temsil etmektedir. Buna rağmen insanlar, büyük oranda, ölümü her zaman kendinden uzakta görmektedirler. Belki de, insan fıtratının bu şekilde ölüme yaklaşması, hayatı çoğu zaman yaşanılır kılabilmektedir.

Devamı…Tolstoy’da Ölüm Düşüncesi veya İvan İlyiç’in Ölümü – Nazmi Eroğlu

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org