Erich Remarque: “Çocuklar!” diyorum, Ne öğreteyim sizlere? “Evlerinize gidin. Bugün okul yok.”

RemarqueSabah oluyor. Sınıfıma gidiyorum. Ellerini kavuşturmuş küçükler sıralarına oturmuşlar. İri iri gözlerinde çocukluk yıllarının o ürkek şaşkınlığı henüz duruyor. Bana öyle güvenle ve inanarak bakıyorlar ki! Kalbim tıkanacakmış gibi oluyor birden.

Ne öğreteyim sizlere? Yirmi yaşında içinizin boşalıp kavruk kalacağınızı, gelişmenizin en verimli çağında mahvolacağınızı ve acımasızca sıra malı olmaya zorlanacağınızı mı söyleyeyim?

İnsanlar Tanrı ve insanlık adına zehirli gaz, demir, barut ve ateşle birbirlerini boğazladıkça bütün öğrenim ve kültürün, bütün bilimlerin acı bir alaydan başka bir şey olmadığını mı anlatayım? Sizlere, bütün bu korkunç yıllarda temiz kalmış küçük yaratıklara ne öğretebilirim ben?

Edip Cansever: “Hey tanrım! ölen de kim, yani kim yaşamış kendi adına”

Edip CanseverBen mutsuz kişiyim, size yüzümü getirdim bu anlamda
nasıl seğirttim işte, kızmayın işte, dün o hekim dedi ki
dönünce birden yüzüme, yüzümün bu en yitik çağına
dedi ki: siz niye yoksunuz acaba
bilmem ki – doğrusu bilmiyorum – niye yokmuşum ben
sahi ben niye yokmuşum – öyle ya – elbette sordum ona
dedim ki – ne desem beğenirsiniz – iri bir top çekiyor gibi bilardo masasından
dedim ki, falan filan..
örneğin ölüversem şu daralmış yüreği kullanaraktan
ölüversem şuracıkta
bakınca herkes orama burama
derler mi bir ağızdan: bu ölen de kim
hey tanrım! ölen de kim, yani kim yaşamış kendi adına.

Stephane Potvin ve Niagra Çocuk Korosu cafrande.org’ta

Stephane Potvin
Uzun yıllara dayanan müzik tecrübesine sahip olan bir koro şefi Stéphane Potvin yönetimindeki Niagra Çocuk Korosu kayıtlarını aşağıdan dinleyebilirsiniz.

Gabriel Garcia Marquez’in “Sevgiden Öte Sürekli Ölüm” Kitabı Üzerine Aziz Nesin’in Okuma Notları

Gabriel Garcia MarquezBu Kasabada Hırsız Olmaz öyküsü sevdiğim bir öykü… Ama sanki onu Marquez yazmamış. Ne biçimi, ne biçemi onun. Bu öykü için kitaba şu notu yazmışım: “Ne güzel yürüyor bu öykü… Bakalım nasıl son bulacak yada sonuna dek nasıl sürecek? Okuru coşkuyla ve duyguyla anlatıya katıyor; ustalığı burda.
Bu öyküde yazar, kendisi yan tutmadığı halde okurunu yan tutmak, hırsızdan yana olmak, hırsıza acımak durumunda bırakıyor ki bu bir ustalıktır. Çok güzel öykü!”
Dul Montiel öyküsü için kitaba yazdığım not: “Ulan bu ne be! Bu nasıl öykü ulan!
Her öykü aynı atmosfer, dekor, perde, aynı kişiler çevresinde geçiyor. Sanırım bunlar tek tek öyküler değil de bir dizi… Yada böyle bir izlenim bırakıyor.”

İnsanlar niçin yenilmeyen ve zaaf göstermeyen kahramanlar yaratıyor?- Dr. Ali Şeriati

Ali ŞeriatiEfsaneler, her duygu­nun, her kutsallığın ve her maddî ve manevî güzelliğin yüce nu­munesinin bir bütünüdür. Öyleyse insan, numuneler varediyor. Ancak olanı değil, olması gerekeni yaratıyor. Büyüklüğün en yüce numunesi, Çin’de ve Japonya’da tanrı “Rama” ve “Futuşi Şi” şeklinde, Roma’da ve Yunanda ise tanrı “Zeus” ve [Mı­sır’da] “Osiris” şeklinde ortaya konuyor. İnsan için fedakarlık yapan tanrılar ve hiç yenilmeyen ve hiçbir yerde zaaf göstermeyen kahramanlar yaratıyoruz. Çünkü bizim tüm kahramanlanmız yenilgiye uğruyorlar, tüm kahramanlarımızın cesareti ve gücü belli durumlarla ‘sınırlıdır ve bunlar geçtiğinde her şey bitiyor. Kahramanlık da bitiyor.
Tüm kahramanların yaptığı savaşlar, kahramanlıkların tümü; güzelliğin, paklığın ve münezzehliğin en yüce derecesinde değil. Bunun için “Herkül”ü yaratıyoruz, ya da -Hindistan’da- “Rama”yı veya -Rusya’da ve Doğu Av­rupa’da- “Lahas”ı yaratıyoruz.

Page 1 of 940