Albert Camus: “Yaşıyor muyum, yoksa anımsıyor muyum, bilmiyorum artık”

AylanCennetlerin yalnızca yitirilmiş cennetler olduğu doğruysa, bugün içimden çıkmayan şu hoş ve insandışı şeyi nasıl adlandırmalıyım, bilmiyorum. Bir göçmen yurduna döner. Bense, anımsıyorum. Alay, katılık, her şey susuyor, işte yurduma dönmüştüm. Durmamacasına mutluluğu düşünmek istemiyorum. Böylesi çok daha basit, çok daha kolay. Öyle ya, unutuşun ta dibinden kendime doğru çektiğim bu saatlerden, arı bir coşkunluğun, sonsuzluğa asılmış bir dakikanın el değmemiş anısı kalmış her şeyden önce. Bende gerçek olan yalnızca bu, bense bunu hep iş işten geçtikten sonra anlıyorum. Bir el devinisinin gevşemesini, görünümde bir ağacın uyumunu severiz. Ve tüm bu aşkı yeniden yaratmak için, tek, ama yeterli bir ayrıntı vardır elimizde: fazlasıyla uzun zaman kapalı kalmış bir oda kokusu, yolda garip bir ayak sesi. Benim için de böyle. O zaman kendimi vererek seviyorsam, yalnız aşk bizi kendimize getirdiğine göre en sonunda kendi kendimdim.

Erich Remarque: “Çocuklar!” diyorum, Ne öğreteyim sizlere? “Evlerinize gidin. Bugün okul yok.”

RemarqueSabah oluyor. Sınıfıma gidiyorum. Ellerini kavuşturmuş küçükler sıralarına oturmuşlar. İri iri gözlerinde çocukluk yıllarının o ürkek şaşkınlığı henüz duruyor. Bana öyle güvenle ve inanarak bakıyorlar ki! Kalbim tıkanacakmış gibi oluyor birden.

Ne öğreteyim sizlere? Yirmi yaşında içinizin boşalıp kavruk kalacağınızı, gelişmenizin en verimli çağında mahvolacağınızı ve acımasızca sıra malı olmaya zorlanacağınızı mı söyleyeyim?

İnsanlar Tanrı ve insanlık adına zehirli gaz, demir, barut ve ateşle birbirlerini boğazladıkça bütün öğrenim ve kültürün, bütün bilimlerin acı bir alaydan başka bir şey olmadığını mı anlatayım? Sizlere, bütün bu korkunç yıllarda temiz kalmış küçük yaratıklara ne öğretebilirim ben?

Birsen Tezer “Cihan” adlı ilk albümüyle cafrande.org’ta


Türk Sanat Müziği ve cazı kariyerinde harmanlayan Birsen Tezer, Kalan Müzik etiketli ilk albümü ‘Cihan’ geçtiğimiz aylarda çıktı. Tezer, on eserden  oluşan albümünde kendi bestelerimin yanı sıra Bülent Ortaçgil, Erkan Oğur, İlhan Şeşen ve Zafer Cımbıl’ın eserlerine de yer veriyor/ yorumluyor. Sanatçı, müzikal açıdan başarıya ulaşmış değişik dememeleri, dinamik dolaçlamaları ve  sağlam alt yapısı ile dikkat çekiyor. Daha ilk çalışması ile yeni çalışmalarını merakla beklediğimiz  sanatçılar kategorisinde sağlam bir statüye sahip olduğunu söyleyebiliriz.

Sabahattin Ali: “İlk yazımı bastırmak için o kadar uğraşmıştım ki, çıkınca heyecan bile duymadım”

Sabahattin Ali8 Ekim 1935 Yılında Sabahattin Ali ile Yapılmış Bir Anket:

Bay Sabahattin Ali günün en kuvvetli hikayecisidir. Hikayelerini Değirmen isimli kitabında toplamıştır. Dağlar ve Rüzgâr isimli bir şiir kitabı da vardır. Kendisini Ankara’ya son gidişimde tanıdım. Anketimden bahsettiğim zaman, “Sorularınızı verin ben size karşılıkları yazar veririm. Zaten dört beş satırdan fazla tutmaz” dedi. Hakikaten beni hiç üzmeden karşılıkları yazdı ve gönderdi.
I – Edebiyata nasıl başladınız?
Kitap okuyarak.
II – İlk neşredilen yazınız ve bu neşir esnasındaki heyecanlarınız?

İnsan beynini özgün kılan şey – Alison Abbott

insan“Sanki maymun kalıpları algılıyor ama ilginç bulmadığı için daha fazla düşünmüyor; sadece insanlar bir sonraki seviyeye götürüyor”

Nörobilimciler beyinde, lisan yetisi dahil, insan aklına özgün özellikleri taşıyan bir bölge buldu. Bu bölge, farklı tür soyut bilgiler verildiğinde, maymunda değil insanda aktive olduğu gözlemdi.
Farklı soyut bilgileri bütünleştirmenin, insan aklının özgün kabiliyetlerini yönlendirdiği fikri yıllardır var. Fakat, Current Biology dergisinde yayımlanan ve insan ve makak maymunlarının basit işitsel kalıpları dinlediklerinde gösterdikleri aktivite kıyaslayan bir makaleye göre, sadece insanlarda bir bütünleştirmeyi sağlayacak spefisik bir bölge olabileceğine dair ilk fiziksel kanıt bulundu. Nörobilimciler başka çalışmaların maymunlar ve insanların beyin anatomisinde farklılıkları açıkladığını ama insanın soyut becerilerinin kaynağı olabilecek farklılıkların henüz işlenmediğini söylüyor.

Klasik müziğin en sevilen eseri “Dört mevsim/ The Four Seasons – Vivaldi”


500’den fazla konçertosu olan Vivaldi’nin Farklı enstrümanlardan yararlanmayı çok sevidiği eserlerinden de bilinir. Özelikle viyolonselden hiç kimse -solo enstrüman olarak- onun kadar yararlanmamıştır. Fransız Barok müziğinde nefesli çalgılar ağırlıktayken, onun müziğinde yaylı çalgılar önem kazanır.  230 keman konçertosunun yanında, flüt, obua, çello, viyola, mandolin konçertoları da vardır. Vivaldi’nin 94 tane opera yazdığını söylemesine karşın, bunların ancak  günümüze 50 tanesi ulaşabilmiştir. En sevilen eseri olan Op.8 içerisindeki Dört Mevsim Konçertosu klasik müzikle ilgisi olmayanların bile bildiği ve sevdiği bir eser.

Page 1 of 818