21
Ağu


Esin Avşar, piyanist olarak girdiği Ankara Devlet Tiyatrosunda 12 yıl oyunculuk yaptı.   Ünlü opera sanatçıları Leyla Gencer, Maria Callas gibi isimlere öğretmenlik yapan Madam Hidalgo, Madam Böhm gibi isimlerden ses ve şan dersleri aldı. Ruhi Su ile tanıştıktan sonra  halk müziğine yönelerek  halk ozanlarına adanan albümler çıkardı.  Bu konsept kapsamında 90′lı yıllarda dünyaca ünlü halk ozanımız Aşık Veysel’in eserlerini caz yorumu ile seslendirdi.   devamı »

20
Ağu

Sabahattin AliBöyle bir geceyi bütün varlığımızla içemeyişimizin sebebi kafamızı birçok saçma şeylerin doldurmuş olmasıdır. On bin yirmi bin sene evvelki insanlar gibi olabilsek, tabiatı onların gözüyle görsek muhakkak ki şimdi burada böyle sükûnetle oturamazdık. Onlar güneşi, ayı, falanca büyük tepeyi veya filan bulutu ve yıldırımı babalarının hayrına mı Allah yaptılar? Onlar tabiatta saklı duran ruhu bizden iyi anlamışlardır. Halbuki bizim bunu yapmamıza imkân yok. Minimini kafalarımızı ukalaca kitaplar, birbirinden çürük bilgiler, neticesi olmayan hesaplar ve Allah kahretsin, karmakarışık menfaat düşünceleri dolduruyor… Söyle, hangi ilim, hangi şiir, hangi aşk, hangi devlet bu manzaradan daha güzel, daha muhteşemdir? Buna rağmen burnumuzu kaldırmadan bozuk kaldırımlarda yürüyüp gitmekte devam ediyoruz. devamı »

19
Ağu

Nostalghia
“Hem aklımda hem de bedenimde aynı anda ayrılamam.

Bu yüzden tek kişi olamıyorum.
Kendimi aynı anda sayısız şey olarak hissedebiliyorum.

Fazla büyük usta kalmadı.
Zamanımızın gerçek kötülüğü budur.
Kalbin yolları gölgelerle kaplanmış.
devamı »

17
Ağu


Farklı renkler ve sesler cafrande.org’ta
Bir kısmı Ermeni Ozanların söylediği bir kışmı  anomin halk şarkılarından oluşan Minstrel & Folk Songs Of Armeni adlı bu albümde  en azından müzikal açıdan  birebir aynı diyebileceğiniz bir çoğunu daha  Türkçe veya Kürtçe olarak dinlemiş olduğumuz şarkılardan oluşuyor. Armenian State Ensemble (Ermeni Devlet -müzik- Topluluğu) tarafından seslendirilen bu eserlerin asıl kime ait olduğu bilinmemekle berarber uzun süre birarada yaşayan halkların kültürel etkileşimini gözler önüne seren önemli bir çalışma. devamı »

15
Ağu

Nietzsche WagnerFelsefe yüzyıllar boyunca skolastiğin yorganı altında kıvrılarak uyudu. Skolastik tartışmaların horlamaları ve karşı horlamalarından başka hiçbir şey duyulmuyordu.
Felsefeyi ortaçağ uykusundan uyandıran şey, 17. Yüzyılda sahneye çıkan ve şu sözleri ilân eden Descartes oldu: “Cogito, ergo sum.” (Düşünüyorum, öyleyse varım). Aydınlanmış bir çağ başlamış oldu: Bilgi akla dayandırıldı. Bu büyük Fransız sadece uyuyan bilginleri değil, aynı zamanda Britanyalıları da uyandırmıştı. Onlar da Descartes’in rasyonel varsayımlarına gecikmeden tepki ererek, bilgi birikimimizin akla değil, deneyime dayandığını iddia ettiler. İngiliz Empiristler bu hiddetli çıkışlarıyla aklın en küçük kırıntısını dahi yok ederek felsefeyi gitgide daha küçük duyumsamalara ayırdılar. Felsefe tekrar sonsuz bir uykuya dalma tehdidi ile karşı karşıya kaldı. devamı »

13
Ağu

Yaşar Kemal, Almanya’da yayınlanan Der Spiegel dergisine “Yalanlar Seferi” başlıklı bir yazı yazdı. “Türkiye Cumhuriyeti, 29 Ekim 1923 tarihinden bu yana, kendi içinde insanlara baskı ve vahşet uygulayan bir sistem yarattı” diye başlayan yazı, Kürt ulu­sal sorunu üzerineydi. Vay sen misin konuşma cüretini gösteren! Ardından medya bombardımanı geldi. Kalemini satma konusunda deneyimli olanlar hemen satılmışlıkla suçladılar büyük romancıyı. Çölaşan, Özkök, Türenç, Hasan Cemal ve köyler yakılırken yakla­şık üç milyon insan göç etmek zorunda bırakılırken, Kürt illerinde açlık ve sefalet kol gezerken susanların bilcümlesi makaleler dü­şendiler ardı ardına. devamı »

Arşivler