31
Tem

oguz-atayBu adamların bizden uzakta ve ölmüş olmalarına dayanamıyorum. Öldükten sonra insanların bir yerde buluştuklarını söyleyenlere inanmak isterdim. Yaşarken, ne sıkıcı ve soluk insanlarla birlikte geçiriyoruz ömrümüzü. Hiç olmazsa öldükten sonra, aralarında bulunmaktan zevk alacağımız insanlarla yaşasaydık. Fakat ne garip, onlar da yaşarken görmek istemiyorlar birbirlerini. Belki öldükten sonra anlarlar. Kavga gürültü eksik olmaz aralarında gene. Elbette olmaz. Önemli olan bu değil. 

devamı »

30
Tem

Jiddu KrishnamurtiÇoğumuzun korku dolu olduğunu ve korkunun tıpkı ağaca yapışan sarmaşık gibi bizi insanlara yapıştırdığı için inisiyatifi öldürdüğünü gördük. Anne babamıza, eşimize, oğullarımıza, kızlarımıza ve mallarımıza sımsıkı sarılıyoruz. Korkunun dışa dönük biçimi budur. Diğer yandan, içsel dünyamızda yaşadığımız korku yüzünden bizler yalnız kalmaktan kaçıyoruz. Bir sürü malımız olabilir ama içsel anlamda, psikolojik açıdan çok yoksuluz. İçsel olarak ne kadar yoksulsak, insanlara, mevkilere, mal mülke bağlanmak suretiyle kendimizi görünüşte o kadar zenginleştirmeye çalışıyoruz. Korktuğumuz zaman yalnızca dışsal şeylere sarılıp kalmayız, ayrıca gelenek gibi içsel şeylere de bağlanırız. İçsel dünyası yetersiz ve boş olan çoğu insana ve çoğu ihtiyara göre gelenek çok önemlidir. devamı »

29
Tem

filistine şarkılar
2009 yılında yayınlanani Filistin’e yakılmış şarkılardan oluşan “Ortadoğulu Kadınlardan Gazze’ye En Hüzünlü ŞARK’ımız” adlı albüm, bir Filistinli kızın  sitemiyle başlıyor. Amel Mathlouthi, ilkay Akkaya, Amal Murkus,  Majida El Roumi, Kamilya Jubran, Lena Chamamyan Ya Mayla, Rim Banna, Reem Kelani, Fairuz  ve  Reem Talhami’den seçilmiş  birer şarkıyla devam eden derleme  Samir Joubran’ın  ensrümantal bir çalışmasıyla sonlandırılıyor.   devamı »

29
Tem

Sabahattin Ali

Ömer gözlerini açtığı zaman Macide’nin çoktan uyanmış, hatta yataktan kalkıp giyinmiş olduğunu gördü. Genç kız dün akşam çıkardığı elbiseleriyle masanın yanındaki iskemlede oturuyor ve dalgın bir halde önüne bakıyordu. Ömer bir müddet onu seyretti. Taranıp kulaklarının arkasına doğru atılan saçlarının altında parlayan ince boynunun ne kadar güzel olduğunu şimdi fark ediyordu. “Onu niçin kalkarken ve giyinirken göremedim?” diye bir an içi yandı. Sonra vaktin ne kadar geç olduğunu düşündü. “Gene daireyi asacağız galiba. Biz de pek aşırı gidiyoruz. Tam bugünlerde kapı dışarı ederlerse yandık!” diye söylendi. “Ne olursa olsun, bugün muhakkak uğramalıyım. Bizim mühim akrabayı görüp konuşmak lazım. Vaziyeti anlatırım, evlendim, yahut daha iyisi evlenmek üzereyim derim. Belki münasip bir iş bulur. Kırk iki lira ile ev idare olmaz. Fakat ben asıl bugünü düşünmeliyim. Galiba cebimde otuz beş kuruş kadar bir şey vardı. Bununla ne yapılır? Ona bunları nasıl söyleyeyim?” devamı »

29
Tem

Yavuz Bingöl“Beş bin kişiyiz burada/ Kentin bu küçük parçasında/…/ Biri öldü/ Diğerine vurdular/ Asla inanmazdım, bir insanın bir başkasına böyle vuracağına” Az sonra elleri, halkının türkülerini bir daha çalamasın diye, askerler tarafından kırılıp kemikleri un ufak edilecek Victor Jara yazıyordu bunları. Stadyuma toplanıp gözaltına alınmış binlerce insanın arasındaydı. Önce elleri kırıldı, sonra devletin o pislik hıncı dinmemiş olacak ki insanların gözü önünde kurşuna dizildi. Öldürülmeden az önce yazmıştı not defterine “Hiçbir şey umurlarında değil/ Onlar için kan madalyadır/ Kıyım kahramanlık gösterisi”. O katledildiğinde, bir başka dev sanatçı Lorca’nın Franco’nun adamları tarafından katledilişinin üzerinden de 37 yıl geçmişti.  devamı »

28
Tem

Abaküs
Romalılar Frigya ya da Mısır tanrılarını teveccühle kabulleniyorlardı; hoşgörüleri, konukseverce ağırladıkları ve bazen kendilerininkilerle eşit haklar tanıdıkları yabancı tanrılara kadar uzanıyordu. Hoşgörüsüzlük ve akabindeki bir tür kabilecilik ve dinsel baskı, tektanrıcı dinlerle gelmiştir…
devamı »

Arşivler