Unesco’ya Göre Okul Öncesi Çocuklara Mutlaka Öğretilmesi Gereken 12 Değer

Karısı Charles Bukowski’yi anlatıyor: Ölümsüzlüğün fânilerin aptal bir icadı olduğuna inandı

...hiç bir zaman olması gerektiği gibi değil dedi insanlar…
…müziğin sesi sözcüklerin yazılışı…
…hiç bir zaman olması gerektiği gibi değil…dedi…
…bütün bize öğretilenler…
…peşinden koştuğumuz aşklar…
…öldüğümüz bütün ölümler…
…yaşadığımız bütün hayatlar…
…hiç bir zaman olması gerektiği gibi değiller…
…yakın bile değilller…
…birbiri arkasından yaşadığımız bu hayatlar…
…tarih olarak yığılmış…
…türlerin israfı…*

Gezi, Orta Sınıfın Uyanışını Simgeler – Fırat Devecioğlu

Fırat DevecioğluYeni orta sınıfın, Gezi’deki isyanı, sadece yaşanan haksızlıklara değildi. Sahip olduklarını riske atarak, meydanlara inenlerin yaşadığı, yeteneklerini törpüleyen sisteme karşı bir başkaldırıydı! Bu anlamda Gezi protestoları, beyaz yakalıların uyanışını işaret eder.
Orta sınıfın, onu ‘törpüleyen sisteme ve temsilcilerine’ karşı harekete geçmesini sağlayan önemli bir unsur, derininde hissettiği ‘anlamsızlık, boşluk’ duygusuydu.

Etnik ve elektronik çalışmalar yapan bir Ermeni grup; Deti Picasso ve şarkıları


Bazı renkler ve sesler ilk önce ve sadece cafrande.org’ta
Deti Picasso (Дети picasso) Moskova çıkışlı genelikle Ermenice söyleyen bir grup. etnik, elektronik öğeleri rock ile harmanlıyor özelikle “Ethnic experiments”   bu çalışmaları içerisinde en çok beğenilen albüm. Saydam gitar müziği ve yumuşak bir viyolonsel sesi bazen iç içe kullanıyor. Aynı şekilde rock müziğinin sertliği etnik Ermeni halk müziğinin temelinde yeralan ‘naif’likle harmanlanıyor.

Kafka’dan Milena’ya Mektup: Umut kırıklığına uğramış, yolunu şaşırmış bir hayvan gibiyim

milenaKendime gelir gibiyim, anımsadım kim olduğunu… Avunacak bir şeyler de bulamıyorum gözlerinde artık. Düşlerde çekilen karabasanları çekiyorum. (Hani yabancı bir yerde evindeymiş gibi salınır kişi?) Bu korkuyu gerçekten çekiyorum Milena… Dönmeliyim, karanlığa dönmeliyim, dayanamıyorum güneşe. Umut kırıklığına uğramış, yolunu şaşırmış bir hayvan gibiyim; kaçıyorum, gücümün yettiği kadar koşarak kaçıyorum artık, ama yalnız şunu düşünerek kaçıyorum: “Onu da birlikte götürebilsem” diyorum, “onun olduğu yerde karanlık olur mu hiç?”

Toplumsal İletişim Açısından Modernist Dünyada Yalnızlığa İlişkin İki Yaşam Üzerinden Bir Bakış

YalnızlıkYalnızlık kişisel bir tercihtir. İnsanlar herhangi bir nedenle yalnız kalmak, kafa dinlemek veya hiç kimseye hesap vermeden gönlünce yaşamak için bir başına kalmak isteyebilirler. Bu tercih sıradan bir insandan, tanınmış bir insana, zengin veya yoksul herkes için normal karşılanır. Normal olmayan ise,yalnızlığı tercih etmek değil, yalnız kalmak veya yalnız bırakılmaktır. Çünkü insan toplumsal bir varlıktır aynı zamanda. Ve yalnız kalmak, yalnız bırakılmak insan ilişkilerinde insani olarak değerlendirilmemelidir. İnsanın dramı budur aslında.