Musa Anter’in Hatıralarında Hatay Meselesi, Dersim Hadisesi ve İlk Kez Gözaltına Alınışı

Musa AnterAdana’da bulunduğum sıralarda beni etkileyen iki büyük siyasi olay geçti. Biri Hatay meselesi, diğeri Dersim isyanıdır. O vakit, Suriye Fransızların müstemlekesiydi. Ancak bu müstemleke, Fransa’nın diğer müstemlekelerine benzemiyordu. Çünkü Birinci Dünya Harbinden sonra Suriye Osmanlı Imparatorluğu’ndan koparılınca, o zamanki Cemiyeti Akvam, yani Milletler Cemiyeti idaresince, yirmi yıl müddetle ve emaneten Fransızlara verilmişti. Buna Antakya ve İskenderun da dahildi. Fransızların bu müddeti 1938 yılında bitmek üzereydi.

Esneyen İnsanlar Ülkesi – Aziz Nesin

Aziz-NesinBir varmış, bir yokmuş, sana varsa bana yokmuş, bana varsa ona yokmuş. Bir zamanlar yeryüzünün bir yerinde bir ülke varmış. Bu ülkedeki kişiler mutluluk içinde yaşar dururlarken, Tanrı vermesin, bir bilinmez salgın hastalık onları kırıp geçirmeye başlamış. Öyle bir hastalık ki, ülkedeki insanların birtakımı zayıflamaya, küçülmeye, birtakımları da şişmanlamaya, irileşmeye başlamış. Zayıflayanların boyları da günden güne ufalıyormuş. Ama bu ufalma, küçülme, zayıflama o kadar yavaaaş yavaş oluyormuş ki hiç kimse ne kendisinin, ne de başkalarının küçüldüğünün farkına varmıyormuş.

Farklı ülkelerden çeşitli dillerde seçilmiş “Dünya Devrim Şarkıları” albümü

dünya devrim şarkıları
Dünya Devrim Şarkıları, hayatın yaşatılandan daha fazla bir şey olduğunun bilinciyle yapılan, özgürlük, devrim ve direniş şarkılarını bir araya getiren bir kolektif çalışma. Zaman zaman binlerce kişinin diline düşen kimi ezgilerin sadece birer marş olmadığını gösteren dünyanın her yöresinden yüzlerce sarkı arasından seçilen bir Kalan Müzik albümü. Eserler seçilirken özelikle marş formundan uzak ve kadın ozanlarca seslendirilmiş, bilinen şarkıların da en iyi yorumları yer verilmeye dikkat edilmiş.

Kendine Ait Bir Kalem – Aslı Erdoğan

Asli ErdoganVirginia Woolf, ‘Kendine Ait Bir Oda’da, Shakespeare’in aynı yetenekte bir kızkardeşi olsaydı ne olurdu sorusunu ortaya atar ve Judith’in intiharla sonuçlanan hüzünlü öyküsünü kurar. Hintli bir yazarın, ilk kitabıyla ‘Booker’ Ödülü’nü aldığını duymuşsunuzdur. Şimdi, bu romana yazınsal düzeyde eşdeğer bir kitabın Türkiye’de, Trabzon’da yazıldığını varsayalım. Hastalıklı, ince bir genç olan Cemal, yaşamını, odasında okuyarak geçirmiş ve bir roman yazmıştı. ‘Madam Bovary’ gibi sayısız klasiğe gönderme yapan 500 yüz sayfalık kitabı, nasılsa İstanbul’da bir yayıncı tarafından kabul edilir, üstelik çok önemli bir ödül —jürideki yazın tutkunu, yaşlı bir yazarın bastırması sonucu— kazanır.

Simone de Beauvoir’den Nelson Algren’e Ayrılık Mektubu: Kelimeler aptalca geliyor

SimoneSen dilersen, söylemen yeterli. Aşkını kaybettim belki ama seni kaybetmek istemiyorum. Nasıl olduysa, bana o kadar çok şey kattın ki, bunların geri alınması mümkün değil. Şefkatin ve arkadaşlığın benim için öyle değerliydi ki hala mutlu ve minnettar hissediyorum bunun için. Bunu söylemek beni utandırıyor ama; seni, beni artık eskisi gibi istemeyen kollarına atıldığım anda ne kadar çok seviyorsam, hala öyle seviyorum.

Fiziksel acı gelip geçerken, duygusal acılar neden bu kadar uzun sürüyor? – Dr. John Preston

PicassoHayatın ilk evrelerinde yaşanan önemli deneyimler belki bir daha tekrarlanmazlar; fakat etkileri kalıcıdır ve iz bırakırlar. Anı olarak beyinlere işlenirler. Bir kere beyne işlendikten sonra geçmişin etkileri silinmez. Süreklidirler ve onlardan kaçılmaz. Geçmişten arta kalanlar, izlerini bugün de sürdürmekle yetinmezler. Günlük olayların yapısına şekil verir, kılavuzluk eder ya da onları çarpıtırlar. Uyarıcı deneyimleri geçmiştekilerle benzeştirmek için sinsice çalışırlar. Beş yaşında incinip, bunun acısını otuz yıl sonra hala duymanız mümkün mü? Zaman bütün yaraların ilacı değil mi? Bu soruların cevapları “evet” ve “her zaman değirdir.

Page 1 of 942