Hüseyin Doğan, ikinci albümü Xayal (Hayal) ile cafrande.org’ta


Türkülerden oluşan ilk albümünden sonra  Hüseyin Doğan, Kom Müzik’ten çıkan  ikinci albümü  Xayal’de;  Adare, Aşti, Rinda Min, Hoy Nare, Nesrin, Dotmam, Xewn U Xeyal, Jıyin, Roj U Ba ve Sine adlı  9 Kürtçe eser seslendiriyor. Produksiyonu Metin Kahraman’a ait olan albümde günümüzde bir kısmı -ağıt bile olsa- oyun ve halay müziğine dönüştürülme nezaketsizliğiyle deformasyona uğrayan, bazıları  daha az hatırlanan  geleneksel şarkılar. Xayal’de modern enstrümanlar eşliğinde  Hüseyin Doğan’ın anlam bütünlüğüne uygun  yorumuyla yeniden  yaşama dönüyor. 

“Hayat yine de üzülmeye değer!” Kırmızı Kahverengi Defter – Nilgün Marmara

Nilgün MarmaraZaman, Yer, Sonra
Ayla örtünüyoruz çağlardır, buğulu camlar ve farklanmış yüzümüzle. Başkaları uygarlıktan sözediyor, bilmeden her geriye dönüşün belki ulaşılmaz bir ileriye adım olduğunu. Tohumdan korkuyoruz, yeryüzünün ilgisizliği hafif kılıyor bedenlerimizi, bakışımız göğe yönelirken yürekler serin tutuluyor. Sonra her çınlamayla endişe güğümleri omzumuza biniyor; toprağın değişmezliği, yapıların kalıcılığı, anaların istemi kadar tehdit edici yükler. Örümcek ağında gizlenen eski yazılar kinin kuşkusunu kusuyor. Yeniden hatırlanıyor bir zamanın beyaz evleri, dudakların uyarısıyla sonu ertelenen aşkın iyicil kucağı açılıyor, öte dünyanın gerçek konutlarında…
Çerçeveleri yalnızlıklarımızdan oluşan, kapıları acılardan örülmüş, toz, taş, geçmiş ve şimdi’yi saklayan güzellik! Hiç bitmesin diyoruz dingin tavrımız, bir kez seçilmiş uğraşı yaşamdan ayırmamakla. Arınalım, arınalım artık yozluklarından, şu densiz yeryüzünün kalık çirkefinden; Sevgi yazısıyla!

Söz konusu olan vatan mı gerçekten? – Erdoğan Aydın

erdogan aydınİttihatçı muktedirlerden Cemal Paşa, “bizim biricik amacımız, Umumi Harp sayesinde içteki bağımsızlığımıza darbe niteliği taşıyan tüm dayatmalardan kendimizi kurtarmaktı” diye yazıyordu Hatıralar’ında.
Kastettiği şey, mecburen kabul ettikleri 8 Şubat 1914 tarihli Ermeni Reform Anlaşmasını, dünya savaşı sayesinde uygulamaktan kurtulmaktı.
Osmanlının aynı zamanda Ermenilerin de yurdu olduğunu bir türlü hazmedemeyen devlet aklı, Abdülhamit despotizmini demokrasi vaadiyle devirmiş İttihatçıları da belirler hale gelmişti. Bunun bedeli ise, Turan hayalleri yanı sıra Ermenileri de ortadan kaldırma fırsatı yaratacağından memleketi savaşa sürüklemek olacaktı.

İsrail’li sanatçılardan Anadolu Ezgileri: Diwan Saz ve “Unfathomed Depth” albümü


Diwan Saz İsrail’li sanatçılardan oluşan genelikle Anadolu ve Ortadoğu ezgilerini saz eşliğinde seslendiren bir müzik grubu. 2009 yılında akustik yapıya sahip bir mağarada kayıt ettikleri “Unfathomed Depth” adlı albümünü aşağıdan dinleyebilirsiniz. 

Oğuz Atay: Bir de vatan denen bir şey vardı ki, çok iyi korunması gerekiyordu

oguz-atay“Ben savaş yıllarının çocuğu olduğum için, ilk talihsizliğim beslenme şartlarının kötülüğüyle başlamıştır. Bütün savaş yılları kara ekmekle geçti benim için. Ekmekle birlikte her şey bozuldu. Bana henüz verilmeye başlanan terbiyem okula gitmeden bozuldu. Bütün çocuklar gibi, kötülüğünü, anlamını bilmeden küfür etmeyi öğrendim ve sebebini bilmeden dövüşmeye başladım. Sokak aralarında, biriktirdiğim gazoz kapaklarıyla lik oynamak ve jilet kapaklarının en iyisi olan giletteyi arkadaşlarımdan çalmak suretiyle kumara ve hırsızlığa alıştım. Babam beni mektebe götürdüğü zaman, çantamla birlikte artık uzun bir hayat tecrübesini de omzumda taşıyordum.

Savaş Tutsakları – Aleksandroviç Şolohov | “Puşkin’i ya da Şekspir”i bilip bilmediğini soruyoruz”

Sakalsız, yirmi yaşlarında bir genç . Besili, parlak saçları, yanağında mavi deri lekeleri ve kurnaz gözleri. Alman Nasyonal Sosyalist Partisi üyesi. Tankçı. Fransa, Yugoslavya ve Yunanistan’da bulunmuş. Dünkü çatışma sırasında tankı bir kızılordu adamının bir salkım el bombasıyla parçalandı. Tankından dışarı sıçrayarak ateşe başladı. Dört mermi yarası aldı, hafif yaralar. Arada bir acıyla asılıyor yüzü, ama küstah abartılı bir cesaretle katlanıyor. Soruları yanıtlarken gözlerini kaldırmıyor. Belli soruları yanıtlamayı kesin olarak yadsıyor; ama diğer yandan, Alman ulusunun üstünlüğü ve Fransız, İngiliz ve diğer Slav uluslarının aşağılığı konusunda, yürekten öğrendiği deyimler kullanarak , çenesi düşmüşcesine konuşuyor. Hayır bir insan değil bu kötü kokan bir dolma, zavallı, pişmemiş bir lokma bu. Kendine özgü tek düşüncesi yok, ne de tinsel ya da anlaksal ilgileri. Puşkin’i ya da Şekspir”i bilip bilmediğini soruyoruz. Kaşlarını çatıp düşünüyor, sonra soruyor:
“Kim,bunlar ?” Kendisine söylendiğinde de kibirli bir gülümseme yayıyor dudaklarına.” Tanımıyorum onları, tanımak da istemem. Gerek duymuyorum.”

Page 1 of 815