EDUARDO GALEANO: BİZE YEMEK VEREN TOPRAK BİZİ YİYECEK OLAN TOPRAKTIR

6

Ağustos 1
Topraktaki anamız
And Dağları bölgesindeki köylerde Toprak Ana, Pachamama, bugün büyük bayramını kutluyor.
Onun evladan bu bitmeyen günde dans edip şarkı söylüyor ve yedikleri her mısır yemeğinden bir lokmayı ve neşelerini ıslatan içkilerin her birinden bir yudumu toprağa armağan ediyorlar.
Ve en sonunda da, yağmalanan toprak, zehirlenen toprak, verilen bunca zarar için ondan af dileyip depremler, donlar, kuraklıklar, seller ve diğer öfkelerle kendilerini cezalandırmaması için ona yalvarıyorlar.
Bu Amerika kıtalarının en eski inana.
Chiapas’da Tojolabal Mayaları anayı şöyle selamlıyorlar:

Sen fasulyeler verirsin bize,
ne de lezzetli olurlar
acı biber ve mısır ekmeğiyle.

Mısır verirsin bize ve iyi kahve
sevgili Ana,
bize iyi bak, iyi.
Ve aklımızdan bile geçmez
satmak seni.

O Cennette oturmaz. Dünyanın derinliklerinde yaşar ve bizi orada bekler: bize yemek veren toprak bizi yiyecek olan topraktır.

Ağustos 2
Şampiyon
1980 yılında bugün, Kolombiyalı boksör Kid Pambele ringde nakavt olarak unvanını kaybetti.
Eskiden asi kölelerin sığınma yeri olan Palenque’de doğmuştu; dünya şampiyonu olmadan önce gazete satıyor, ayakkabı boyuyor ve yerleri haritada gözükmeyen yitik köylerde karın tokluğuna boks yapıyordu.
İhtişam sekiz yıl sürdü. Yüzden fazla maç yaptı ve bunlardan sadece on iki tanesini kaybetti.
Son olarak duvardaki kendi gölgesine yumruk sallamaktaydı.

Ağustos 3
Sevgililer
Bu hikâye, insani tutkuyu kıskanan tanrıların dokumacı kadın Zin Nu ve onun ismi unutulan aşığını cezalandırdıklarında başladı. Tanrılar, onların ikisini bir yapmış olan sarılmalarını ikiye böldüler ve onları yalnızlığa mahkûm ettiler. O günden beri, diğer tarafa geçişlerini yasaklayan büyük gökyüzü ırmağı Samanyolu tarafından ayrılmış halde yaşıyorlar.
Ama kavuşamayanlar senede bir kez ve tek bir gece boyunca, yedinci aynı yedinci gecesinde buluşabilirler.
Saksağanlar onlara yardım eder. Buluşma gecesinde kanatlarını birleştirirler, köprüyü kurarlar.
Çin’deki bütün dokumacılar, nakışçılar ve dikişçiler yağmur yağmasın diye dua ederler.
Eğer yağmur yağmazsa, dokumacı Zin Nu yola koyulur. Üzerine giydiği ve kısa bir süre sonra çıkaracağı elbise onun hünerli ellerinin eseridir.
Ama yağmur yağarsa saksağanlar oraya gelmez, gökyüzünde birleşemeyenleri birleştirecek bir köprü ve yeryüzünde de aşkın ve iğnenin sanatlarını kutlayacak şenlikler olmaz.

Ağustos 4
Konuşan elbise
Yaklaşık iki bin yıl önce, Miao halkının büyük şehri yerle bir edildi.
Eski Çin elyazmalarının anlattığına göre, Sarı Nehir’le Yangtze Nehri arasında uzanan düzlüğün bir yerlerinde, içinde Miao denen kanatlı insanların yaşadığı bir şehir varmış.
Bugünkü Çin’de yaklaşık on milyon Miao var. Konuştukları dilin asla yazısı olmadı, ama yitirdikleri büyüklüklerini anlatan giysiler giyiyorlar. Kökenlerinin, yurtlarını terk edişlerinin, doğumlarının ve cenazelerinin, tanrıların ve insanların savaşlarının ve de artık var olmayan anıtsal şehrin hikâyesini ipek ipliklerle dokuyorlar:
-Onu üzerimizde taşıyoruz, diye anlatıyor yaşlıların en yaşlısı. Şehrin kapısı kapüşonda, sokaklar bütün pelerini dolaşıyor ve omuz kısımlarında da bahçelerimizin çiçekleri açıyor.

Ağustos 5
Üç kez doğan yalancı
1881’de, daha henüz iki aylıkken, Pinokyo İtalyan çocuklarının idolü olmuştu bile.
Maceralarını anlatan kitap sanki şekermiş gibi satılıyordu.
Pinokyo, yazar Carlo Collodi’nin hayat verdiği marangoz Geppetto tarafından yaratılmıştı. Geppetto ellerini çam ağacından daha yeni yapmıştı ki, kukla peruğunu çalıp adamı kel bıraktı. Ve bacaklarını tamamlar tamamlamaz da Pinokyo koşarak kaçtı ve onu polise ihbar etti.
Bu tahammül ötesi haylazın yaramazlıklarından bıkan Collodi onu boğarak öldürmeye karar verdi ve bir meşe ağacı dalma asılı bıraktı.
Ama çok geçmeden, İtalya’nın bütün çocuklarının zorlamasıyla, onu tekrar diriltmekten başka çaresi kalmadı; işte bu onun ikinci doğumu oldu.
Üçüncü doğum birkaç yıl sürdü. 1940’ta Walt Disney onu Hollywood’da vaftiz etti. Pinokyo bir bal ve gözyaşı karışımının içinden çıktı ve mucizevî bir şekilde iyileşmiş olarak hayata geri döndü.

Ağustos 6
Tanrının bombası
1945’te bugün, Hiroşima öldü. Atom bombasının dünya prömiyerinde şehir ve insanları bir anda kömüre dönüştü.
Hayatta kalan az sayıdaki insan hâlâ dumanı tüten yıkıntıların arasında sakat ve uyurgezer bir halde dolaşıyordu. Çıplaktılar, patlama sırasında üzerlerinde olan giysilerin desenleri yaraların üzerine çıkmıştı. Atom bombasının ateşi duvar kalıntılarının üzerinde daha önce orada bulunmayan gölgeler oluşturmuştu: kollarını havaya kaldırmış bir kadın, bir adam, koşulu bir at…
Üç gün sonra, Başkan Harry Truman radyoda konuştu. Şöyle dedi:
-Bu bombayı düşmanlarımıza değil de bizim elimize verdiği için Tanrıya müteşekkiriz; onun yoluna ve amacına uygun kullanımında da bize rehberlik yapması için ona dua ediyoruz.

Ağustos 7
Bana casusluk yap
1876’da Mata Hari doğdu.
Lüks yataklar Birinci Dünya Savaşı sırasında onun savaş alanları oldu. Üst düzey askeri ve politik kudretli şahsiyetler kollarının büyüsüne teslim oldular ve Fransa, Almanya ya da en çok verene satacağı sırları onunla paylaştılar.
1917’de ölüme mahkûm oldu.
Dünyanın en çok arzulanan casusu kurşuna dizme mangasına veda öpücükleri gönderdi.
On iki askerden sekizi atışı ıskaladı.

Ağustos 8
Lanetli Amerika
1553’te bugün İtalyan doktor ve yazar Girolamo Fracastoro öldü.
Diğer bulaşıcı hastalıkların yanı sıra Fracastoro frengiyi de araştırmış ve bu Avrupalı hastalığın kökeninin Amerika kıtası yerlileri olmadığı sonucuna varmıştı.
Günümüzde, Fracastoro’nun Brezilyalı meslektaşı (bilim ve edebiyatta) Moacyr Scliar da söz konusu Amerikan lanetinin kökenini yalanlıyor:
Daha Yeni Dünya’nın keşfinden önce Fransızlar frengiye İtalyan belası, İtalyanlarsa Fransız belası diyorlardı;
Hollandalılar ve Portekizliler ona İspanyol hastalığı;
Japonlar Portekizli hastalığı, Polonyalılar Alman hastalığı, Ruslar ise Polonyalı hastalığı diyor;
ve Persler de onun Türk vebası olduğuna inanıyorlardı.

Ağustos 9
Yerli Halklar Günü
Rigoberta Menchu, Pedro de Alvarado’nun fethinden dört buçuk asır sonra ve Dwight Eisenhower’ın fethinden ise beş yıl sonra Guatemala’da doğdu.
1982’de ordu Mayaların yaşadığı dağları yerle bir ettiğinde Rigoberta’nın ailesinin neredeyse tamamı öldü ve göbek bağıran kök salsın diye toprağa gömüldüğü köy haritadan silindi.
On yıl sonra Nobel Barış Ödülü Rigoberta’ya verildi. Konuşmasında şöyle dedi:
-Bu ödülü, beş yüz yıllık bir gecikmeyle de olsa, Maya halkına saygının bir ifadesi olarak alıyorum.
Mayalar sabırlı insanlardır. Beş asırdır süren bir katliama rağmen hâlâ hayatta kalmayı başarmışlardır.
Onlar zamanın, tıpkı örümcek gibi, ağını çok yavaş ördüğünü bilirler.

Ağustos 10
Manuela’lar
Hepsi erkekti. Sadece biri, onları bulan ve harekât planı yapmak için evine toplayan Manuela Canizares hariç.
9 Ağustos 1809 gecesi, erkekler tartışarak saatler geçirdiler; yok evetti, yok hayırdı, kim bilirdi falan filan… Ama Ekvator’un bağımsızlığını ilan etme kararını bir türlü veremiyorlardı. Ve bunu, daha iyi koşullar oluşuncaya dek bir kez daha erteleyeceklerdi ki, Manuela ayağa fırladı ve onlara ödlekler, korkaklar, hizmetkârlık için doğmuş olanlar, diye bağırdı. Ertesi sabah gün doğarken yeni bir dönemin kapısı açıldı.
Yine Amerika kıtasının bağımsızlığının öncülerinden olan diğer Manuela, Manuela Espejo, Ekvator’un ilk gazetecisi oldu. Lakin bunun kadınlar için çok uygun bir iş olmamasından ötürü, vatanını aşağılayan kölece zihniyete karşı kaleme aldığı cesur makalelerini başka bir isimle yayınlıyordu.
Ve diğer bir Manuela, Manuela Sáenz, Simon Bolivar’ın sevgilisi olarak kalıcı bir şöhret kazandı, ama bunun dışında da önemli şeyler yaptı: sömürgeci iktidarın yanı sıra erkek egemenliğine ve onun ikiyüzlü namus anlayışına karşı da mücadele etti.

Ağustos 11
Aile
Kara Afrika’da ve Amerika yerlileri arasında bilindiği şekliyle, tüm yaşayanları ve ölüleriyle ailen senin köyünün tamamıdır.
Ve senin akrabalık ilişkilerin sadece insanlarla sınırlı değildir.
Ailen ateşin çıtırtısında da,
akan suyun şırıltısında da,
ormanın soluk alıp verişinde de,
rüzgârın seslerinde de,
gök gürültüsünün öfkesinde de,
seni öpen yağmurda da
ve adımlarını selamlayan kuşların ötüşünde de sana konuşur.

Ağustos 12
Erkek atletler ve kadın atletler
1928’de bugün Amsterdam Olimpiyatları sona erdi.
Tarzan, nam-ı diğer Johnny Weissmuller, yüzme şampiyonu, Uruguay da futbol şampiyonu oldu. Ve bir kulede yakılan olimpiyat meşalesi ilk kez başından sonuna oyunlara eşlik etti.
Ama bu oyunlar başka bir yenilikle hatıralarda kaldı: kadınların da katıldığı ilk olimpiyat oldu.
Yunanistan’daki ilk oyunlardan o güne dek, bütün olimpiyat tarihinde böyle bir şey daha önce hiç görülmemişti.
Yunan olimpiyatlarında kadınların yarışması yasaktı; yarışmayı bırakın seyirci olarak bile katılamıyorlardı.
Modern olimpiyatların kurucusu Coubertin, egemenliği sürdüğü müddetçe kadınların varlığına karşı çıktı:
-Kadınlar için, zarafet, yuva ve çocuklar. Erkekler için, sportif rekabet.

Ağustos 13
Cesaret hakkı
1816’da, Buenos Aires Hükümeti Juana Azurduy’a erkeksi gayretinden ötürü yarbay rütbesi verdi.
Bağımsızlık savaşı sırasında İspanyolların elindeki Potost Tepesi’ni ele geçiren gerillalara komuta etmişti.
Savaşın erkeksi konularına kadınların karışmaları yasaktı, ama erkek subayların bu kadının erkeksi cesaretini hayranlıkla seyretmekten başka çareleri yoktu.
At üstünde çok mesafe kat ettikten ve kocasıyla altı çocuğundan beşini savaşta kaybettikten sonra Juana da öldü. Yoksulluk içinde, yoksulların en yoksulu olarak öldü ve ortak bir mezara gömüldü.
Neredeyse iki asır sonra, bir kadının başında bulunduğu Arjantin Hükümeti onu kadınsı cesaretine duyduğu saygıya istinaden generallik rütbesine yükseltti.

Ağustos 14
Sivrisinek tutkunu
1881’de, Kübalı doktor Carlos Finlay aynı zamanda kara kusmuk diye de adlandırılan sarıhummanın belli bir dişi sivrisinek tarafından bulaştırıldığını ortaya çıkardı. Bunun yanı sıra hastalığı önleyecek bir aşıyı da buldu.
Çevresinde sivrisinek tutkunu diye tanınan Carlos, Havana Tıp Fizik ve Doğa Bilimleri Akademisi’nde keşfini tanıttı.
Dünyanın bunun farkına varması yirmi yıl sürdü.
Bütün bu süre boyunca, saygın yerlerin saygın bilimcileri yanlış yollarda iz sürerken sarıhumma insanları öldürmeye devam etti.

Ağustos 15
İnci ve taç
Winston Churchill şöyle demişti:
-Şu Bay Gandhi’yi, şu uğursuz ve fanatik asiyi görmek insanda endişe ve tiksintiye sebep oluyor… Gerçek şu ki, er ya da geç onun ve onu destekleyen herkesin karşısına dikilmemiz ve hepsini ezip geçmemiz gerekecek. Bir kaplanı kedi maması vererek sakinleştirmeye çalışmak hiçbir işe yaramaz. Zira Britanya İmparatorluğu’nun ihtişam ve gücünü simgeleyen tacımızın en parlak ve değerli incisini terk etmek gibi bir niyetimiz asla yok.
Ama birkaç yıl sonra, inci tacı terk etti. 1947 yılında bugün, Hindistan bağımsızlığını kazandı.
Özgürlüğe doğru çetin yol 1930’da, Mahatma Gandhi sıska ve neredeyse çıplak bir halde Hint Okyanusu’nun bir plajına geldiğinde başlamıştı.
Bu tuz yürüyüşüydü. Yürüyüş başladığında çok az kişiydiler, ama varış noktasına büyük bir kalabalık olarak ulaştılar. Ve her biri, bir avuç tuz alıp ağzına götürerek, Hintlilerin kendi ülkelerinin tuzunu tüketmesini yasaklayan Britanya yasasını ihlal etti.

Eduardo Galeano
Ve Günler Yürümeye Başladı
Çeviri: Süleyman Doğru / Sel Yayıncılık

Cevap Ver

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz