YAŞAR KEMAL: KİM GERÇEKLERİ EN İYİ ŞEKİLDE YALANLA DOLANLA ÖRTEBİLİRSE, EN İYİ POLİTİKACI O

Göz Göre Göre

Göz göre göre Türkiye kötü durumlara, iflah olmaz durumlara doğru götürülüyor. Hem de çok planlı bir şekilde. İktidar yüzde yüz komprador burjuvasının borusunu öttürüyor. Bütün gerçekleri ters yüz etmek en geçerli bir politika haline geldi. Kim gerçekleri en iyi bir şekilde yalanla dolanla örtebilirse, en iyi politikacı da o, en iyi adam da, en muteber kişi de o… Yalan, sömürü hükmünü uzun bir süre yürütsün diye, bu memleketin dibi oyuluyor. Besleme gazeteler, besleme din adamları komprador kafirinin emrinde. Elli bin caminin birçoğunda din adamı kılığı altında sömürgeci ajanları Türkiye’nin kişiliğini, direnme gücünü her gün, her gün yıkma, yozlaştırma çabasında. Bütün bu yalan dolan, kandırmaca içinde Türkiye iştah açıcı bir yalan sofrası. Mantar gibi milyonerler doğuyor. Tefeciler, toprak ağaları, derebeyler, softalar, kompradorlar hepsi bir araya gelmişler, insafsızca Türkiye’yi soyup soğana çeviriyorlar. Bir yağma ki, görülmüş değil.. Bu talanda yağmada da asıl yok edilen, gayet bilinçli olarak yok edilen, Türkiye’nin kişiliği, kültürü, toprağı…

Demokrasi dedikleri artık bir oyuncak. Bu korkunç talanın bir paravanası. Demokrasi namına Türk halkını aldattıkları gibi dünyanın da gözlerini boyuyorlar. İspanyanın yıllanmış faşistinin bile toplatmadığı, yasaklatmadığı kitapları Türkiye’nin Morisson biçimi demokrasisi yasaklıyor. Sonra da gerine gerine bu ikiyüzlü komprador diktasının adına demokrasi diyorlar.

Gece sabaha karşı bazı polisler bir üniversitenin yatakhanesine giriyor, kan uykularındaki delikanlıları dayaktan geçiyor, ortalık ana-baba günü, ortalık kan revan… Sonra bu polisler bir delikanlıyı öldürüyorlar. Delikanlı Vedatın* katilleri ellerini kollarını sallaya sallaya, Türkiye’deki adalet duygusunun üstüne basa basa, çiğneye çiğneye ortalıkta dolaşıyor, basacak yeni üniversite, öldürecek yeni Vedatlar arıyorlar… Bu cinayetin karşısında üniversiteler susuyor, basın susuyor, aydınlar susuyor, sendikalar, partiler, yazarlar susuyorlar. Herkes sus pus… Bu polisler, üniversite bastıkları, kan uykularında delikanlıları dövdükleri yetmiyormuş gibi bir de onları tutuklatıyorlar. Pijamalarla yargıç karşısına çıkarılan, yara içindeki gençlerin kanlı bedenleri hiç gözümün önünden gitmiyor; bir millet vicdanının somut örnekleriydi bu bedenler. Bütün bu demokrasi adına yapılanlar en korkunç bir diktatörlükte bile olmayacak gayriinsani davranışlardır. Bir milletin adalet duygusunun böylesine çiğnenmesi, açık açık, meydan okurcasına çiğnenmesi görülmüş değildir. Bir milletin tarihine, sanatına, bütün kutsal değerlerine meydan okuma, bütün kutsal saydığı değerleri çiğnemedir bu…

Bir bölük insan camilerde, gazetelerde, kürsülerde durmadan, bağımsızlık dedikleri şey bir yalandır, küçük milletler himayesiz yaşayamazlar, komünistler bizi Amerika’dan ayırıp Rusya’nın emrine sokmak için bu bağımsızlık sözünü uydurmuşlardır, diye bas bas bağırıyorlar… Bunu da bilinçli olarak, bir milletin bağımsızlık, insanlık duygusunu, kişiliğini yok etmek için, hayasızca, her gün, her gün tekrarlıyorlar. Bunun da adı özgürlük… Buna da demokrasi diyorlar. Vay, yerin dibine batsın böyle demokrasi…

Bütün bu imha hareketinin karşısında, gerçekten büyük güç olan Türk diri güçleri ne yapıyorlar? Susuyorlar. Cinayetlerin, haksızlıkların, yozlaşmaların karşısında Türk diri güçleri ellerini kollarını bağlamışlar, susuyorlar. Osmanağa Camisinde bir cenazeye giden yaşlı Kübalı ayağa kalkıp bağırıyor da bizim ilericilerimiz, diri güçlerimiz azıcık parmaklarını kıpırdatıyorlar.

Türkiye bilinçli olarak her yönüyle ölüme götürülüyor. Bu bilimsel bir gerçektir. Komprador ekonomisi bir milletin kan damarlarını usul usul kesme, kurutma ekonomisidir. Yurdun bütün yeraltı, yerüstü servetlerinin kompradorlarca, onların eliyle de dış sömürücülerce yağmalanmasıdır. Komprador ekonomisi yalnız ve yalnız bir sağma, hiçbir değer yaratmama ekonomisidir. Böyle bir düzen her yönüyle bir milleti öldürür, yok eder, haritadan siler. Bundan kurtulmanın on tane yolu yoktur. Bir tektir. O da sosyalist düzene geçmek.

1968
Yaşar Kemal
Kaynak: Ustadır Arı


*Vedat Demircioğlu (d. 5 Mart 1943, Taşkent, Konya), Altıncı Filo’yu Protesto Olayları sırasında ölen öğrenci. 17 Temmuz tarihinde Altıncı Filo’yu Protesto Olayları sırasında polisin İTÜ Gümüşsuyu öğrenci yurduna yaptığı baskın sırasında ikinci kat penceresinden atıldı ve sonrasında Taksim İlk Yardım Hastanesine kaldırıldı. Komaya giren Demircioğlu 24 Temmuz’da yaşamını yitirdi.

Cevap Ver

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz