Halil Cibran’dan Bir Hikaye: “Dokuz canlı olan, dokuz kez ölmez mi?”

Halil CibranGünlerden bir gün, bir akşam vakti bir ozanla bir köylü karşılaştılar.
Ozan mesafeli, köylüyse utangaçtı; yine de lafa daldılar.
Ve köylü dedi, “İzninizle yakınlarda duyduğum küçük bir öyküyü anlatacağım size.
Farenin biri kapana kısılmış, İçerideki peyniri afiyetle yerken başucunda bir kedi belirmiş.
Fare bir süre tir tir titremiş; ama sonra kapanın içinde güvenlikte olduğunu farketmiş.

O zaman kedi demiş, “Yediğin, son, yemeğindir, dostum.” “Evet, diye yanıtlamış fare. Bir tek canım var benim; dolayısıyla da bir tek ölümüm. Ama sana ne demeli?

Dokuz canlı olduğun söylenir hep. Bu aynı zamanda dokuz kez öleceğin anlamına da gelmez mi?”
Ve köylü ozana baktı ve dedi, “Garip bir öykü değil mi?”
Ve ozan onu yanıtlamadı; ama yoluna devam ederken ruhundan şunları geçiyordu, “Gerçekten dokuz canımız var; dokuz can, gerçekten.
Ve dokuz kez öleceğiz; ölece¬ğiz dokuz kez. Belki tek bir cana sahip olmak ve kapana kısılmış olmak daha iyiydi — son yemeği bir parça peynir olan bir köylünün canına. Ama yine de- çölün ve ormanın arslanlarına akraba olan, biz değil miyiz?” Fare ve Kedi Halil Cibran

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here