Esneyen İnsanlar Ülkesi – Aziz Nesin

Aziz-NesinBir varmış, bir yokmuş, sana varsa bana yokmuş, bana varsa ona yokmuş. Bir zamanlar yeryüzünün bir yerinde bir ülke varmış. Bu ülkedeki kişiler mutluluk içinde yaşar dururlarken, Tanrı vermesin, bir bilinmez salgın hastalık onları kırıp geçirmeye başlamış. Öyle bir hastalık ki, ülkedeki insanların birtakımı zayıflamaya, küçülmeye, birtakımları da şişmanlamaya, irileşmeye başlamış. Zayıflayanların boyları da günden güne ufalıyormuş. Ama bu ufalma, küçülme, zayıflama o kadar yavaaaş yavaş oluyormuş ki hiç kimse ne kendisinin, ne de başkalarının küçüldüğünün farkına varmıyormuş.

Devamı…Esneyen İnsanlar Ülkesi – Aziz Nesin

Halil Cibran’dan bir hikaye: “Bu kardeşimle benim aramda, bir aile meselesidir”

Halil Cibran-Bir tarlakuşu ile bir kartal yüksek bir tepenin kayalıklarında karşılaştılar. Tarlakuşu dedi, “İyi günler olsun,Efendim.” Ve kartal onu bir süre süzdükten sonra isteksiz, seslendi. “İyi günler.” Ve tarlakuşu dedi, “Umarım keyfiniz yerindedir, Efendim.” “Evet,” dedi kartal, “Keyfimiz yerindedir. Ama bilmez misin ki biz kuşların kralıyız ve biz söz söylemeden senin konuşmaya hakkın yoktur?” Tarlakuşu dedi, “Ben aynı aileden olduğumuzu sanıyorum.” Kartal onu küçümseyen bakışlarla baktı ve dedi, “Seninle benim aynı aileden olduğumuzu kim söyledi ki?” Ve tarlakuşu dedi, “Ama size şunu hatırlatayım; ben de sizin kadar yükseğe uçabilirim ve şarkılarımla bu dünyanın diğer yaratıklarına mutluluk veririm. Oysa siz kimseye ne keyif ne de mutluluk verirsiniz.”

Devamı…Halil Cibran’dan bir hikaye: “Bu kardeşimle benim aramda, bir aile meselesidir”

Halil Cibran’dan Bir Hikaye: “Dokuz canlı olan, dokuz kez ölmez mi?”

Halil CibranGünlerden bir gün, bir akşam vakti bir ozanla bir köylü karşılaştılar.
Ozan mesafeli, köylüyse utangaçtı; yine de lafa daldılar.
Ve köylü dedi, “İzninizle yakınlarda duyduğum küçük bir öyküyü anlatacağım size.
Farenin biri kapana kısılmış, İçerideki peyniri afiyetle yerken başucunda bir kedi belirmiş.
Fare bir süre tir tir titremiş; ama sonra kapanın içinde güvenlikte olduğunu farketmiş.

O zaman kedi demiş, “Yediğin, son, yemeğindir, dostum.” “Evet, diye yanıtlamış fare. Bir tek canım var benim; dolayısıyla da bir tek ölümüm. Ama sana ne demeli?

Devamı…Halil Cibran’dan Bir Hikaye: “Dokuz canlı olan, dokuz kez ölmez mi?”

Rius’un “Yeni Başlayanlar İçin Marks” adlı çizgi romanı cafrande.org’ta

RiusMeksikalı yazar ve çizer Eduardo del Rio diğer bir adla Rius’un 1972 yılında İspanyolca kaleme aldığı, 1977 yılında Can Yücel tarafından Türkçeye çevrilen ‘Yeni Başlayanlar İçin Marx’, çizimler yoluyla Marx’ın fikirlerini özetliyor. Marx’ı Don Kişot’a benzeten Rius, “Herkes ondan bahseder de pek azı bilerek konuşur. Çok daha azı da gerçekten anlar onu” diyor. Çağının neredeyse tüm bilimlerine hakim olan Marx’ın eserleri, anlaşılabilirlik konusunda herkese hitap etmez. İşte, kitabın yazarı Rius, öncelikle Marx’ı anlamaya çalışmış, anladıklarını da bu çizimlerle ifade etmiş.

Devamı…Rius’un “Yeni Başlayanlar İçin Marks” adlı çizgi romanı cafrande.org’ta

Baskının sıradanlığı karşısında mizahın beriki dili: Hitler Almanyasında Karl Valentin – Elif Yalaz

Elif YalazAristoteles’in Poetika’daki tanımında “ortalamanın altında” olan Komedya, Aristofanes’in Antik Yunan toplumuna karşı eleştirel bir tavır alması ile “Politik eleştiri” unsurunu kendi içine dahil etmiştir.
Mitosları eleştiri amacı ile gülünçleştiren Aristofanes, Tanrıları bazen yöneticiler ile özdeşleştirmiş, bunu da toplumsal bir taslamaya dönüştürmüştür. Başka bir deyişle “ortalamanın altında” olan Komedya, Aristofanes ile birlikte “ortalamanın üzerinde” olanı alaya almış, böylece komedya kendisine başka bir ivme kazandırmıştır.
Gülmecedeki eleştirel duruş, mülkiyet ilişkilerinin ortaya çıktığı andan itibaren politikleşmiştir. Çünkü komedya, Gücün “bu bana aittir” baskısına “nereden sana ait oluyor” sorusunu sormuş ve bu soru da beraberinde aykırı, muhalif bir tavrı başlatmıştır.

Devamı…Baskının sıradanlığı karşısında mizahın beriki dili: Hitler Almanyasında Karl Valentin – Elif Yalaz

“Sağ yanağına vurana sol yanağını da çevirmek” Aziz Nesin’den Bir Hikaye – Hazreti İsa İle İki Kişi

aziz nesinBirgün Hazret-i İsa ile bir estetik cerrahi operatörü, bir de otomobil tamircisi, bir gazinoda oturuyorlardı. Hazret-i İsa, onlara din telkinlerinde bulunuyordu. Konuşma sırasında otomobil tamircisi, Hazret-i İsa’ya,
– Ey büyük öğretmen! İnsanlara iyilik etmek için içimde bir ateşli istekvar. Ne yolda iyilik edebilirim?.. diye sordu. Hazret-i İsa,- Tanrının şeriatında nasılsa öyle yapmalısın!.. dedi. Otomobil tamircisi,
Sana, kötülük edenlere iyilik ederek, onları kötülük ettikleri için utandırarak… dedi. Estetik cerrahi operatörü,
– İnsanların mayası kötüdür, dedi. Deneyimlerime dayanarak söylüyorum. İnsanlar kötüdür. Otomobil tamircisi,
– Hayır, dedi. İnsanlann içinde iyilik vardır. Siz de bu Eriha kentinin en iyi insanı değil misiniz?

Devamı…“Sağ yanağına vurana sol yanağını da çevirmek” Aziz Nesin’den Bir Hikaye – Hazreti İsa İle İki Kişi

Italo Calvino: Kalabalığa, “Durun! Bir dakika!” diye bağırdım, “Bu işte bir yanlışlık var”

Italo CalvinoOlay, bir gün, bir köşe başında, gelip giden kalabalığın ortasında oldu.
Durdum, gözlerimi kırpıştırdım, hiçbir şey anlamıyordum. Hiçbir şey hakkında hiçbir şey. İnsanların, nesneler hangi nedenle böyleydiler, anlamıyordum, herkes son derece anlamsız ve absürttü. Gülmeye başladım.
Bana garip gelen şey, neden bunu daha önce anlamadığım oldu. O zamana kadar herkesi olduğu gibi kabule de gelmiştim; trafik ışıkları, arabalar, posterler, üniformalar, anıtlar, dünyadan tamamen kopmuş şeyler; hepsini sanki bir gereklilik sonucu ortaya çıkmışlar, bir neden-sonuç zincirinin halkasıymışlar gibi benimsemiştim.
Sonra gülmem dudaklarımda dondu, yüzüm kızardı, utandım. Ellerimi kollarımı sallayarak kalabalığa “Durun! Bir dakika!” diye bağırdım, “Bir yanlışlık var. Her şeyde bir terslik var. Dünyanın en saçma işlerini yapıyoruz. Nereye varır bu isin sonu?”

Devamı…Italo Calvino: Kalabalığa, “Durun! Bir dakika!” diye bağırdım, “Bu işte bir yanlışlık var”

Ne ahlak, ne insaf, ne vicdan, ne Allah korkusu hiçbir şey kalmış! – Aziz Nesin

Aziz-NesinŞimdi çok iyi anladım ki, Zübük bir tane değil, biz hepimiz birer zübüğüz. Bizim hepimizin içinde zübüklük olmasa, bizler de birer zübük olmasak, aramızdan böyle zübükler büyüyemezdi. Hepimizde birer parça olan zübüklük birleşip işte başımıza böyle zübükler çıkıyor. Oysa zübüklük bizde, bizim içimizde. Onları biz, kendi zübüklüğümüzden yaratıyoruz.
Sonra, kendi zübüklüklerimizin bir tek Zübük’te birleştiğini görünce ona kızıyoruz. Bu zübükler heryerde var, biz zübükler nerde varsak, onlar da orda…

Devamı…Ne ahlak, ne insaf, ne vicdan, ne Allah korkusu hiçbir şey kalmış! – Aziz Nesin

İstanbul’un Halleri: Beni Enayi mi Belledin? – Aziz Nesin

Aziz-NesinGel etme eyleme oğlum, sen bu istanbul sevdasından vazgeç… Her nereye gidersen git, işte benden sana destur. İran’a git, Hint’e, Yemen’e git, Çin’e Maçin’e git, istanbul’a gelince, ııh… Ocağı batsın o istanbul’un, gidilmez o cenabet yere… Sen gel baba sözü dinle yiğidim. Ne? İlle de gideceksin he mi? Çok dizini döveceksin, başını taşlara çalacaksın ya, kaç para eder, iş işten geçecek… Şuna bak hele, istanbul’un taşı toprağı altınmış… Altın değil ya, istanbul’un kaldırımları bütün zümrüt, zebercet bezeli olsa sana bana ne, hey benim avanak oğlum… Ulan sıpa, sen babandan akıllı mısın ki, istanbul’a gidip soyulmayacaksın… Övünmek gibi olmasın, evvel Allah’ın, sonra büyüklerimin hayır duaları sayesinde dünyaya kazık atmış hatırı sayılır ve de parmakla gösterilen eşraftan bir kişiyken ben o istanbul’da boyumun ölçüsünü aldım da, sen daha kıssadan hisse almaz mısın?

Devamı…İstanbul’un Halleri: Beni Enayi mi Belledin? – Aziz Nesin

Vazoyu kırma örneği üzerinden 8 adımda Tayyip Erdoğan’ın cevap verme algoritması – Ozan Tüzün

Tayyip ErdoğanTayyip Erdoğan’ın yıllar geçtikçe mükemmelleştirdiği ve her sorulan soruya cevap verirken kullandığı bir algoritma var. İletişim okumuş bir insansı olarak irdelemeye çalıştım. 
Bu algoritma bir kaç adımdan oluşuyor ve eğer zamanı varsa tüm adımları (1’den 8’e hepsini), zamanı daha kısıtlıysa bazılarını (genellikle 1, 3 ve 6’yı) kullanıyor. 
Daha iyi anlatabilmek için bir örnekle açıklayacağım. Erdoğan’ın küçüklüğüne dönüp, evdeki vazoyu kırdığını varsayacağım. 
Tayyip evde yalnızdır ve annesi eve gelince vazoyu kırılmış olarak bulur. 
Annesi: Tayyip! Vazoyu mu kırdın! 

Devamı…Vazoyu kırma örneği üzerinden 8 adımda Tayyip Erdoğan’ın cevap verme algoritması – Ozan Tüzün

Nihayet insanlık da öldü: İnsanlıktan paylarını alamayanlar için o zaten bir ölüydü – Oğuz Atay

oguz-atayNihayet insanlık da öldü. Haber aldığımıza göre, uzun zamandır amansız bir hastalıkla pençeleşen insanlık, dün hayata gözlerini yummuştur. Bazı arkadaşlarımız önce bu habere inanmak istememişler ve uzun süre, ‘Yahu insanlık öldü mü?’ diye mırıldanmaktan kendilerini alamamışlardır. Bu nedenle gazetelerinde, ‘insanlık öldü mü? ‘ya da ‘insanlık ölür mü?’ biçiminde büyük başlıklar yayımlamakla yetinmişlerdir. Fakat acı haber kısa zamanda yayılmış ve gazetelere telefonlar telgraflar yağmıştır, herkes, insanlığın son durumunu öğrenmek istemiştir. Bazıları bu haberi bir kelime oyunu sanmışlarsa da, yapılan araştırmalar bu acı gerçeğin doğru olduğunu göstermiştir.

Devamı…Nihayet insanlık da öldü: İnsanlıktan paylarını alamayanlar için o zaten bir ölüydü – Oğuz Atay

Mikropsuz, Gizlenebilir Ruhi Bir Rahatsızlık: Milletvekilliği Hastalığı – Sait Faik Abasıyanık

sait_faikBenzerlerine pek yakında rastlanacağına göre, demek daha virüsüne antibiyotikler tesir etmiyor. O halde bu korkunç hastalık insan nesillerinden binde birine çaresiz yapışacak. Korkunç sıfatıyla sıfatladığıma bakmayın! Bu hastalık yalnız tutulmayanlar için öyledir. Tutulanlar için tadına varılamaz, korkunç surette zevkli bir hastalıktır. Evet, pek zevklidir. O kadar zevklidir ki, bir dakika bu hastalığa tutulduğunuzu düşünseniz artık tramvaylara, otobüslere, trenlere bedava binersiniz. Söylev üstüne söylev verirsiniz, gündem müzakere edersiniz, encümenlere girip çıkarsınız, bakanlarla merhabalaşır, kartvizitler gönderir, kartvizitler alırsınız. Hülasa bir dakika bir milletvekilinin yerine kendinizi koyar, rahat edersiniz. Artık bu hastalığın ismi anlaşıldı: Milletvekili hastalığı.

Devamı…Mikropsuz, Gizlenebilir Ruhi Bir Rahatsızlık: Milletvekilliği Hastalığı – Sait Faik Abasıyanık