Halil Cibran: Yalnızlığımın ötesinde bir başka yalnızlık var

Yalnızlığımın ötesinde bir başka yalnızlık var ve kim ayak basarsa kimsesizliğime karşılaşır bir kalabalık Pazar yeriyle ve sessizliğim seslerin karmaşasıdır o yerde. Yalnızlığın ötesinde olanın peşine düşmek için çok gencim ben ve çok huzursuz. Öte vadiden gelen sesler, çınlıyor kulaklarımda ve gölgeler kesiyor yolumu, gidemiyorum.

Devamı…Halil Cibran: Yalnızlığımın ötesinde bir başka yalnızlık var

Çirkin şeyleri güzel nesnelere dönüştürecek bir güç var mı? – Halil Cibran

Mekânı terk ederken kendi kendime dedim ki, “sebze topraktaki elementlerle beslenir, koyun sebzeyi yer, kurt koyunu avlar, aslan boğayı yutarken boğa kurdu öldürür; ancak Ölüm aslanı ister. Ölümü yenecek ve bu acımasızlığı sonsuz adalet yapacak bir güç var mı?

Devamı…Çirkin şeyleri güzel nesnelere dönüştürecek bir güç var mı? – Halil Cibran

Bir Damla Göz Yaşı ve Bir Gülümseyiş – Halil Cibran

Halil CibranGüneş bahçeden ışınlarını çektiğinde ve ay kirişli ışığını çiçeklerin üzerine yaydığında, ben ağaçların altına oturmuş, mavi bir halı üzerinde gümüş noktalar gibi parlayan dağınık yıldızlara, dallara bakarak atmosfer fenomenini incelerken uzaklardan çevik adımlarla vadiden gelen coşkun şarkıyı dinliyorum.

Devamı…Bir Damla Göz Yaşı ve Bir Gülümseyiş – Halil Cibran

Halil Cibran: Bize en yakın olanlar yaşamımızı en fazla karıştıran kişilerdir

Halil CibranYirmi yıl boyunca, bir tek kez bile yüzünü görmediği, sesini duymadığı bir kadına aşık olan Halil Cibran, sadece mektuplaşarak bu aşkı sürdürdü. May Ziyade öldüğünde Cibran: “Hiçbir zaman bu kadar acı çekmemiştim, hiçbir kitapta bir varlığın bu kadar acı çektiğini, bu kadar büyük bir acıya katlanacak gücü bulacağını okumamıştım” diyor. Aşağıda Halil Cibran’ın bu aşk mektuplarından bir tanesini okuyabilirsiniz.

Devamı…Halil Cibran: Bize en yakın olanlar yaşamımızı en fazla karıştıran kişilerdir

Halil Cibran’dan bir hikaye: “Bu kardeşimle benim aramda, bir aile meselesidir”

Halil Cibran-Bir tarlakuşu ile bir kartal yüksek bir tepenin kayalıklarında karşılaştılar. Tarlakuşu dedi, “İyi günler olsun,Efendim.” Ve kartal onu bir süre süzdükten sonra isteksiz, seslendi. “İyi günler.” Ve tarlakuşu dedi, “Umarım keyfiniz yerindedir, Efendim.” “Evet,” dedi kartal, “Keyfimiz yerindedir. Ama bilmez misin ki biz kuşların kralıyız ve biz söz söylemeden senin konuşmaya hakkın yoktur?” Tarlakuşu dedi, “Ben aynı aileden olduğumuzu sanıyorum.” Kartal onu küçümseyen bakışlarla baktı ve dedi, “Seninle benim aynı aileden olduğumuzu kim söyledi ki?” Ve tarlakuşu dedi, “Ama size şunu hatırlatayım; ben de sizin kadar yükseğe uçabilirim ve şarkılarımla bu dünyanın diğer yaratıklarına mutluluk veririm. Oysa siz kimseye ne keyif ne de mutluluk verirsiniz.”

Devamı…Halil Cibran’dan bir hikaye: “Bu kardeşimle benim aramda, bir aile meselesidir”

Halil Cibran: Benim Halkım Zalimleri Ezmediği İçin Öldü!

Halil CibranÖlüler benim halkım, gidenler benim halkım. Ama ben sessizce onların yasını tutarak hâlâ yaşıyorum. Ölüler benim dostum ve onların ölümleri ve hayatım cehennemden de kötü. Ülkemin küçük tepeleri gözyaşlarıma ve kanıma işlemiş. Halkım ve sevdiklerim gitti. Ve ben burada sanki halkım ve sevgili dostlarım hayattaymış ve onun keyfini çıkarıyorlarmış gibi ve ülkemin tepeleri güneş ışığı ve kutsanmış ve yutulmuş gibi yaşıyorum. Halkım açlıktan öldü ve açlıktan ölmeyenler de bu kıtlıkta kurban gittiler. Ve ben bu uzak ülkede yumuşacık yataklarında uyuyan ve sabah yüzlerinde gülümseme ile uyanan mutlu insanların yanındayım.

Devamı…Halil Cibran: Benim Halkım Zalimleri Ezmediği İçin Öldü!

Halil Cibran’dan Bir Hikaye: “Dokuz canlı olan, dokuz kez ölmez mi?”

Halil CibranGünlerden bir gün, bir akşam vakti bir ozanla bir köylü karşılaştılar.
Ozan mesafeli, köylüyse utangaçtı; yine de lafa daldılar.
Ve köylü dedi, “İzninizle yakınlarda duyduğum küçük bir öyküyü anlatacağım size.
Farenin biri kapana kısılmış, İçerideki peyniri afiyetle yerken başucunda bir kedi belirmiş.
Fare bir süre tir tir titremiş; ama sonra kapanın içinde güvenlikte olduğunu farketmiş.

O zaman kedi demiş, “Yediğin, son, yemeğindir, dostum.” “Evet, diye yanıtlamış fare. Bir tek canım var benim; dolayısıyla da bir tek ölümüm. Ama sana ne demeli?

Devamı…Halil Cibran’dan Bir Hikaye: “Dokuz canlı olan, dokuz kez ölmez mi?”

Halil Cibran: Para aşk gibidir, onu tutanı yavaş yavaş acıyla öldürür

Halil CibranAltın stokçusu saray parkında yürürken sorunları da onunla birlikte yürüyordu. Muhteşem mermer heykellerle çevrili güzel bir göle varana kadar endişeleri de bir akbabanın gövde üzerinde gezinmesi gibi gezip durdu başında. Ağzından bir sevgilinin hayallerinin özgürce aktığı gibi su akan bir heykelin yanma oturdu ve ağır düşünceler içinde genç bir kızın yanağındaki ben gibi bir tepecik üstünde duran sarayını düşündü. Hayal ettikleri gözlerini açtı ve dökülen gözyaşları arasında hayatının dram sayfalarını okurken insanın nasıl doğanın zayıf eklemleri olduğunu anladı.

Devamı…Halil Cibran: Para aşk gibidir, onu tutanı yavaş yavaş acıyla öldürür

Halil Cibran: Ah, insan cehaleti ne acımasız!

Halil CibranBir Şairin Ölümü Hayatıdır

Gecenin karanlık kanatları saf beyaz karla doğanın üzerini kapladığı şehri sarmışken, bahçeleri soldurmaya niyetlenmişken kuzey rüzgârı, insanlar sıcak yuva uğruna sokakları terk etti. Banliyösünde üzeri kar yüklü eski bir kulübe düşme eşiğinde. Bu kulübenin karanlık girintisinde kötü bir yatakta ölen bir gençlik yatarken, rüzgârda alevi titreyen gaz lambasının loş ışığına bakıyor. O hayatının baharında olan bir adam, kendini hayatın pençesinden kurtaracak huzurlu saatlerin yolunun hızlı yaklaşmaktan geçtiğini öngördü. Minnettarlık içinde ölümün ziyaretini beklerken, solgun yüzünde umut ışığı belirmiş, dudaklarında hüzünlü bir gülümseme ve gözleri bağışlama içinde bakıyor.

Devamı…Halil Cibran: Ah, insan cehaleti ne acımasız!