Yaşar Kemal: Karşındaki insana benzer insan olmayınca insan kederleniyor, kahroluyor

Ellerinizi Çekiniz

Bir haftadır kafamda evirip çevirip bir yazı düşünüyordum. Başlığı da şuydu: Çirkef denizinde yüzmenin mutsuzluğu. İnsan soyunun en seviyesiz, haysiyetsiz kişileriyle mücadele etmenin ne kadar ağır, yıpratıcı, onur kırıcı olduğunu anlatacaktım. Diyecektim ki, ölmek bir şey değil, ölmeye kurban olayım, öldürülmekse hiçbir şey değil… Ama şu insanları karşına alıp mücadele etmek, beter, diyecektim. Diyecektim ki, bu mücadele benim kişisel mücadelem olsa, ne pahasına olursa olsun, ben bu seviyeyle, bu alçaklıkla mücadele etmez, meydanı boş bırakır, yenilgiyi kabul eder, arkamı döner giderdim. Ama bu mücadelenin ucunda koskoca bir milletin mutluluğu, var olup yok olması var, diyecektim. Olmadı.

İnsan kederleniyor, kahroluyor. Karşındaki insan can bir düşmanın da olsa şöyle insana benzer insan, onurlu bir insan olmalı ki, sen de küçülmemelisin. Bunlarla mücadele insanı küçültüyor, yaralıyor. Bu sebeptendir ki, dünyada hiçbir vatansever takımı bizim kadar ağır bir mücadele vermemiştir.

Karınca kanatlanıyor lafını boşuna söylemedim. Bu sözü boşuna dilime pelesenk etmedim. Karıncanın kanatlandığına dair çok alametler belirdi. Bunlar Türkiyede tahrip edilmedik hiçbir kurum bırakmayacaklar.

Önce bağımsızlığımızı elimizden aldılar. Dünya yüzünde uydu bir millet olmanın yükünü sırtımızda taşıyoruz. Çok ağır bir yük.

Dünyanın en geri, en yoksul on milleti arasına soktular bizi. Zengin Anadolu topraklarını kastılar kavurdular, öldürdüler. Ormanlar yok oldu. Kültürümüzü kemiriyorlar şimdi de…

Şimdi de geleneklerimize, milletimizi millet eden güçlere saldırıyorlar.

Milletimizi millet eden güçlerden biri de  adalet duygumuzdur. Türkiye adaletin büyük bir geleneği var. Onun üstünde koskocaman, dünyanın en büyük imparatorluklarından biri yatıyor. Onun üstünde koskocaman Hititten, eski Yunandan, Selçuklardan gelen bir Anadolu uygarlığı yatıyor. Adalet geleneği bir toprak geleneğidir. Milletlerin uygarlık seviyeleridir.

Şimdiki Türkiyede oturan burjuvalar Türk adaletini milletin değil de kendilerinin adına çalıştırmak istiyorlar. Türk adaleti, Türk topraklarının geleneğidir. Yunusu, Sinanı,  Kemali, Nasrettin Hocayı yetiştirmiş büyük bir milletin insani seviyesidir. İnsanlığıdır. Büyük ve onurlu bir sorumluluk taşır. Bir milleti var eden, ya da yok edecek olan odur. Bir milletin en büyük gücü, geleneksel gücü, varlığı, bir sınıfın bekçiliğini yapmaz. Yaptırmazlar.

Türk hakimi bu memlekette teminatsız da iş gördü. O zaman bile, kendi vicdanının sesini dinledi. Hakimlik fedakarlık mesleğidir. Belki de mesleklerin en kutsalı, en şereflisidir. Hakimlik mesleğindeki adamlar, kendi mesleklerinin kutsallığını ve şerefini hayatları pahasına da olsa korumuşlardır. Türk adaletini hiçbir kimse, hiçbir sınıf emri altına alamaz. Çünkü bu adaletin yüzlerce yıllık bir geleneği var, biliyoruz.

Türkiyede oturan burjuvalar, isterseniz hakimler kanununu çıkarın, çıkarın da hakimleri dama taşı gibi oradan oraya savurun, bakın bakalım ne değişecek. Bakın bakalım, size bekçi köpekliği yapacak bir tek hakim bulabilecek misiniz?

Benim size burada bir öğüdüm var: işinize gelmiyor diye, o beş paralık yazarlarınızı sövdürtmeyin Türk hakimlerine. Yazıktır. Siz söz dinlemezsiniz, biliyorum. Siz cami duvarlarının önünden ayrılmıyorsunuz, biliyorum. Ama, size söylüyorum, milleti millet eden değerlere ulu orta saldırmayın, sizin için çok çok kötü olur. Sizi düşünmüyorum, ne olursanız olun. Başınızı hangi belalara sokarsanız sokun, benim derdim, milletimi millet yapan bir kutsal ışığın sizin kirli ellerinizle lekelenmemesi.

Türk hakimleri, Türk milleti adına iş görür. Türkiyede oturan burjuvalar bu büyük, bu geleneksel gerçeği unutmayın.

Kirli kalemlerinizi ve kirli ellerinizi Türk hakimlerinin vicdanından çekin!

8 Ağustos 1967
Ustadır Arı- Yaşar Kemal

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Kitka Kadınları ve “Nectar” Adlı Albümünden 17 halk Şarkısı

Kapat