Vincent Van Gogh’un Kaleminden Hayatına Dair 3 Mektup

Vincent Van Gogh’un 17 yıl boyunca, intiharından 2 gün önceye dek kardeşi Theo’ya yazdığı mektuplar, sanatçının Auvers-Sur Oise’da noktalanan yaşamından ve yaratım sürecinden bir kesiti sunuyor.

31 Temmuz 1882, Lahey (Hollanda)

Suluboya yapmaya da bir itirazım olmadığını biliyorsun; ancak suluboyanın temelinde desen var, ayrıca desenden yola çıkarak suluboyadan başka bir çok resim dalına varabilirsin. Bunlar da zamanla bende gelişecek, yaptığı işi seven herkeste olduğu gibi… O kocaman, budanmış söğüt ağacını bir kez daha denedim, sanırım suluboya resimlerimin en iyisi oldu. Kasvetli bir peyzaj, sazlarla kaplı durgun suyun kıyısında ki ölü ağaç, uzakta Rhine Demiryolları’nın barakası, birbirine geçen raylar, külüstür kara yapıların gerisinde yeşil çayırlar, kömürün taşınması için patika, bulutların hareket halinde olduğu, tek parlak beyaz sınırı olan boz rengi bir gökyüzü ve bulutların bir küçücük aralığından görülen derin mavi… Kısacası gri önlüklü, kırmızı bayraklı işaret memuru “Bugün hava amma da kasvetli” dediğinde ne görüyor, ne hissediyorsa onu göstermek istedim.

Haziran/Temmuz 1884, Nuenen (Hollanda)

Şu günlerde yeniden iki büyük yağlıboya etüde daldığımı, dokumacılarla ilgili iç mekan çalışmaları, hiç de suluboya ile uğraşmak havasında olmadığımı anlarsın. Dokumacılarla ilgili bu iki yeni çalışmama gelince, birinde tezgahın bir bölümü, bir figür ve küçük bir pencere görünüyor. Öteki de gene iç mekan. Sarımtırak çimenlere bakan üç büyük penceresi var; bu renk, tezgahta dokunmakta olan bezin mavisiyle ve dokumacının daha değişik bir mavi olan gömleğiyle karşıtlık yaratıyor.

Aralık sonu 1885, Anvers (Belçika)

Para elime geçer geçmez çok güzel bir model tuttum ve başının tablosunu gerçek boyutlarda yaptım. İçindeki siyahtan başka oldukça açık renkler kullandım. Arka plana altınımsı parlayan bir ışık koydum başın kendisi son derece yalın çıkıyor ortaya. Renkler şeması şöyle: Tonları iyi belirlenmiş ten rengi, boyunda biraz bronzlaşıyor, simsiyah saçlar, bu siyahı elde etmek için lal rengi ile Prusya mavisi kattım. Simsiyah saçlara şöyle bir kan kırmızı dokundurdum. Kafe Şantan’da çalışan bir kız bu. Ama resme vermeye çalıştığım anlam Ecco Homo (Pilatus kendisini halka gösterdiğinde İsa’nın yüzündeki anlam) havasında bir şey. Model geldiğinde, geçtiğimiz birkaç gece çok çalışmış olduğu belliydi, oldukça tipik de bir söz etti. Şahsen şampanya neşelendirmiyor beni, kederlendiriyor. O zaman ne yapmam gerektiğini anladım işte, aynı zamanda hem şehvetli hem de kedere boğulmuş bir şey anlattım. Düşünüyorum da şu orospular neye benzerlerse benzesinler, onlardan kazanç elde etmek, başka herhangi bir yoldan daha kolay. Aralarında çok güzellerinin olduğunu yadsımak olası değil, ayrıca günümüzün havası da bu, bu resimler her geçen gün daha göze giriyor. Mümkün olan en yakın zamanda, kendi odasında, dans giysileri içinde bir etüdünü yapmama izin vereceğine dair söz de verdi bana. Şu sırada bu sözünü yerine getiremiyor, çünkü çalıştığı kafenin patronu onun modellik yapmasını onaylamıyor, ama yakında bir kız arkadaşıyla oturmaya başlayacak, kendisi de öteki kız da portrelerinin yapılmasını istiyorlar. Gene geleceği günü hararetle umutla bekliyorum, çünkü hem çok çarpıcı bir yüzü var hem de kendisi nükteli biri.

bcatimes

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here