“Sabancı, Koçero’dan çok mu daha iyi?” Jandarma Mavisi, Eşkıya Kırmızısı – Cemal Süreya

Toplumumuzda eşkıyanın zaman zaman çok özel bir konumu olmuş. Çakıcı Efe’yi, İnce Memed ’i, “Umum Dağlar Müfettişi Eşkıya Uzun İskender”i düşünelim. Dünyada Zapata’yı düşünelim… Jandarma ne ki Zapata ’nın, Çakıcı’nın yanında.Asker, başıbozuğu anlar mı? 

Kenan Evren’in kültür-sanat konusundaki seçme sözlerinden biri de Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü’nü kazanmış bir kitapla ilgili. Evren Türk Dil Kurumu’nu kapatma kararının gerekçelerini sıralarken böyle bir kitabın ödüllendirilişini de vurguluyor.

Rastlantıya bakın, o kitabın şairi 2000’e Doğru’nun yazarlarından Cemal Süreya. Bu konuda Cemal Süreya ile ayaküstü iki satır konuştum.

— Sayın Cumhurbaşkanı böyle böyle demiş. Biliyor muydunuz?

— Valla bilmiyordum. Atlamışım. Şimdi sizden öğreniyorum.

— Sizin kitapta, değil mi, jandarmayla eşkıyayı karşılıklı niteleyen dizeler? Hangi yıl ödül almıştı?

— Evet, benim Göçebe adlı kitabım söz konusu. 1966’da Türk Dil Kurumu Edebiyat Ödülü’nü almıştı. Kitaba adını veren “Göçebe” adlı şiirden söz ediyor General Evren. Sanırım şiiri görmüş falan değil. Söylemişler ona. O şiirimde jandarma-eşkıya ilişkisinden çıkardığım imgeyi tarihsel-toplumsal bir kesitte görünür kılmak istemiştim. Uzun bir şiirdir “Göçebe”. Bir yılda yazabilmiştim. Maliye Müfettişi olarak göreve gittiğim Kars’ta ve Ağrı’da gövdesini kurmuş, daha sonra 1962’de Paris’te tamamlamıştım. Buyurun, size vereyim o şiirin Sayın Evren’in tutulduğu, jandarma-eşkıya suçlamasını yaptığı bölümünü. Yayımlayın.

— Evren’in Çankaya’da sanatçılara verdiği davete gitmediniz. Bunun Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu sözleriyle bir ilgisi var mı?

— Yok. Bu sözleri yeni duyuyorum.

— Peki ne diyorsunuz?

— Ne diyebilirim ki! Sayın Cumhurbaşkanı’na söylemişler, o da öyle demiş… Şiir ortada. Şiirim ödül kazandıktan yıllar sonra, ayrı bir işlev ve onur da kazandı. Sevinçliyim. Aslında Evren’in bana ilk iyiliği değil bu. İki büyük iyiliği daha oldu…

Eşkıyaya getireyim sözü. Toplumumuzda eşkıyanın zaman zaman çok özel bir konumu olmuş. Çakıcı Efe’yi, İnce Memed ’i, “Umum Dağlar Müfettişi Eşkıya Uzun İskender”i düşünelim. Dünyada Zapata’yı düşünelim… Jandarma ne ki Zapata ’nın, Çakıcı’nın yanında. Asker, başıbozuğu anlar mı? Sayın Evren ’inki bu.

Sayın Evren’in o sözleri aslında bir yerde de doğru. Ama gerçekliği değerlendirecek ölçüde doğru değil. Bu da şeyi gösteriyor; yöneticilerimizin çok şeyden nasıl kopuk olduğunu… Demişler ona, o da bir gerekçe olarak düşünmüş benim dizelerimi…

Sayın Evren Çakıcı’yı sevecek; Zapata’yı perdede, ekranda tatla seyredecek; sonra benim size verdiğim şu dizeleri Türk Dil Kurumu’nu kapatmak için bir sürü gerekçeden biri sayacak… SİSAV doğrultusunda Atatürk’ün vasiyetini hiçlemeye karar vermişsiniz. Orada size gelmişler, benim kitabı söylemişler. Yahu ne uğraşıyorsunuz şairlerle!.. N’olur uğraşmayın! Şairler tekinsizdirler. Kişiyi sonsuzluğa fena havale edebilirler.

Yıllar geçti. General Evren’in yüzü biraz daha ortaya çıktı. Başlangıçta kişi olarak çok kötü bir adam olarak düşünüyordum onu. Şimdi, belli ki, kişisel planda sevebilirim Evren’i. Sımsıcak bir adam. Ama toplumsal planda çok feci. Tüyler ürpertici bir işlevi üstlendi.

Aslında bal gibi seviyor eşkıyayı. Çakıcı’yı seviyor.

Beş generalin yaptığı ne?

Sever aslında. Okuma zamanı olsa, benim o şiirimi de sever. Meydan Larousse’u açtım demin. Bu yapıt hem ansiklopedi, hem de geniş bir sözlüktür. Şöyle diyor eşkıyalık için: “Tarihte yöneticilerin baskısından bıkan, halkın bir çeşit koruyuculuğunu yaptığı iddiasında olan birçok eşkıya türemiştir. Bunlar hakkında hikâyeler, romanlar, şiirler yazılmış, türküler bestelenmiş, hatta hayatları senaryolara konu olmuştur. Bu tür eşkıyalar zenginlerden aldıkları serveti fakir halka dağıtarak onların desteğini kazanmışlardır.” Koçero da öyleydi, Çakırcalı da… Sanırım General Evren Çakırcalı’yı sever de, Koçero’dan tiksinir. Oysa ne fark var aralarında.

Hatta Sabancı Koçero’dan çok mu daha iyi? İyiyse de, ne kadar iyi? Bunlar sorulardır. O şiirimde tarihsel kesit içinde bunu arıyorum.

Haydut var. Bir de altın yürekli haydutlar. İkincisi, kesinkes, krallardan iyidir. Bunu diyorum.

— Buffalo Bill?

Onu da sever. Ben de severim. Dündar’ı severim, eşkıyanın işi hep kaçmak olmuş. Jandarmanın işi vurmak. Gebertmek. Sayın Evren “gebertme duygusu” konusunda ne düşünüyor? Onun da izdüşümü yazılsın bir gün…

14 Mayıs 1989

Cemal Süreya
Kaynak: 99 Yüz

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Marks ve Engels’te enternasyonalizm ve “millilik” ilişkisi – Mahir Çayan

Bu meseleye girmeden önce millilik ve enternasyonalizm hakkında Marks ve Engels’in görüşleri üzerinde kısaca duralım. Marks ve Engels, somut durumların...

Kapat