Çağdaş İran Oyküleri: Zafer güçlükle mücadele etmekle, yenilgi ise mücadeleden kaçıştadır – Muhammed Hicazıõ

İran ÖyküleriKüçük Bir Taş
Belki sızın ayakkabınıza da bir gün küçük bir taş parçası girmiştir. Ayağınızı bir tarafa bastırıp taş parçasını bir köşede tutarsınız. Birkaç adım rahat yürür ve kendi âleminize dalarsınız. Ancak o davetsiz misafir kendisini düşünmediğiniz için gücenir ve harekete geçer. Nasıl mı? Hassas bir nokta bulup oradan kendisiyle ilgilenmenizi sağlar.
Bir süre lâfına kulak asmaz, yürürsünüz. Oysa o, sivri ucunu biraz daha batırır, ister istemez durur, onun için bir çukur ya da genişçe bir alan hazırlarsınız ayakkabınızda ve bundan böyle birbirinizi rahatsız etmeyeceğinizi kararlaştırırsınız.. Tekrar düşüncelerinizin parçalanmış zincirlerini yerden gökten toplar, birbirine dolaştırır ve gidersiniz.

Çok geçmeden davetsiz misafir anlaşmayı bozar. Evinde dönüp dolaşmaya başlar ve uğramadık yer bırakmaz. Tabiî ki onun bu ahdini bozmasını ve şakasını bağışlayıp aldırmaz, bu utanmazlıktan sinirlenmemek için küçük bir gafletle uçup giden düşünce kuşlarını yakalamakla meşgul olursunuz. Ancak henüz bir iki adım daha uzaklaşmadan rahatsız etme işi öyle bir noktaya ulaşır ki artık canınıza tak eder; kızarıp öfkelenerek durur, sert hareketlerle o edepsizi ayak başparmağı ile diğer parmaklarınızın arasında hapseder, üstüne basarak o zindanda tutmaya ve kaçmamasına dikkat edersiniz.
Yolun kalan kısım taş parçasıyla mücadele ederek geçer. O ısırır; siz basarsınız. Derken bu sıkıcı düşünceler arasında evinize gelir ve gelir gelmez de ilk önce serice ayakkabıyı çıkarır; küçük taş parçasını atarsınız. Sonra da savurduğunuz birkaç küfür esliğinde ayağınızın ucuyla avluya fırlatırsınız.
Hani taşın ayakkabınıza girdiği an durup çıkarsaydınız da bunca zahmete katlanmasaydınız daha iyi olmaz mıydı?
Hayat yolunda pek çok taş azabına can u gönülden razı olur ve böylesine küçük bir düşmanın pençesinden kendimizi kurtarmayız. O hâlde güçlüklerin giderilmesinde günlük ödevimiz, küçük bir taş parçasını çıkarmaktan daha güç değildir.
Güçlükle yüzyüze gelip de sorunun çözümünü bir başka vakte erteleyenler, her anlık gecikme ile sorunlarım ve korkularını artırmış, iradelerini ve enerjilerini yitirmiş olurlar. Ama belleklerinde bilinç adında karanlık bir depo olduğunu bilmezler. Tatsız bir düşünceyi zorla gözümüzün önünden uzaklaştırdığımızda yüzümüzü o zindanda sıvarız. Ama bu düşünce bize birdenbire daha da korkunç görünür, daha bir korkar gözümüz.
Bu düşünceyi uzaklaştırma çabalanınız geciktikçe, karşılaştığımız güçlük ve korku daha da çok olacatır. Böyle olunca uykunun emniyetli yeri uyanıklıkla daha heyulalı olur. Çabuk kırılır tenkitçi biri oluruz. Korku ve gani gönül evimizi yer edinir, sonunda sinirlerimiz yıpranır. Ruhumuz hastalanır ve vücudumuz değerini yitirir.
Sorunlarla karşılaşınca direnme sıkıntısına katlanmalıyız. Akıllıca ve mertçe çaba gösterirsek, her sorun günlük gayretlerimizle kolaylaşır. Zafer güçlükle mücadele etmekle, yenilgi ise mücadeleden kaçıştadır.
Kimi zaman düşünce rahatsızlığının sebebi kendini bize olduğu gibi göslermez. Niçin mutsuz olduğumuzu, neden korktuğumuzu ve ne istediğimizi bilmeyiz. İçimizde araştırıp o sebebi aramamız gerekir. Korku ve kuşkuya gelince; onları ortadan kaldırmaya çalışmalı arzuyu elde etmek için de özveride bulunmalıyız.
Ama çoğu kez gönül perişanlığımızın nedenine ulaştığımızda ne korkumuzun, ne hevesimizin yerinde olduğunu, yani hiçbirinin küçük bir taş parçasından fazla bir değeri olmadığını görürüz.

Küçük Bir Taş
Muhammed Hicazı
Çağdaş İran Oyküleri

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Tolstoy’da Ölüm Düşüncesi veya İvan İlyiç’in Ölümü – Nazmi Eroğlu

Tolstoy dünya edebiyatına mal olmuş bir Rus düşünürü ve edebiyatçısı. Edebiyat merdivenlerini nesirle tırmanmış ve o yolda zirveye oturmuş bir...

Kapat