Modern İran Edebiyatının yasaklı öncüsü, Doğulu bir Kafka: Sadık Hidayet

Sadık Hidayet20. yüzyıl edebiyatı geride kaldıkça, bu döneme iz bırakan ve yol açan akımların başında `varoluşçuluk`un geldiği kabul ediliyor. Bu düşünsel kırılmanın kendini felsefeden çok edebiyatta gösterdiğini Walter Kaufmann öne sürmüştü. Bugün çağdaş edebiyatın köşe taşlarına bakınca savın geçerliliğini saptayabiliriz: Dostoyevski, Rilke, Sartre, Kafka… Bu isimlerin arasında sayılmayı çoktan hak ettiği halde adı pek anılmayan, yapıtlarında varoluşçu düşünceyi çarpıcı biçimde dile getiren bir 20. yüzyıl yazarı daha var: Sadık Hidayet.  Her  büyük sanatçı gibi, o da `bilinmeyenin bilgisini` arayıp zaman zaman  karanlık ve karmaşık bir dünyadan bize seslense de Doğu`nun ışığına tamamıyla hiçbir zaman yüz çevirmedi. Ancak anlaşılmamanın acısıyla yaşama veda etti.

Bozorg Alevi*: “Paris`te günlerce, havagazlı bir apartman aradı, Championnet caddesinde buldu aradığını. 9 Nisan 1951 günü dairesine kapandı ve bütün delikleri tıkadıktan sonra gaz musluğunu açtı. Ertesi gün ziyaretine gelen bir dostu, onu mutfakta yerde yatar buldu. Tertemiz giyinmiş, güzelce tıraş olmuştu ve cebinde parası vardı. Yakılmış müsveddelerin kalıntıları, yanıbaşında yerde duruyordu.”

17 Şubat 1903 tarihinde Tahran’da dünyaya geldi ve bu kentteki Fransız Lisesi’nde eğitim gördü. 1925 yılında eğitimini sürdürmek amacıyla Avrupa’ya gitti. Bir süre diş hekimliğine ilgi duyduysa da mühendislik okumak için diş hekimliğinden vazgeçti. Fransa ve Belçika’da geçirdiği dört yılın ardından İran’a döndü ve kısa sürelerle çeşitli işlerde çalştı.

İlk hikâyelerini Paris’teyken yazdı. 1936’da Hindistan’a giderek Sanskritçe öğrendi. Buradayken Budizm’i inceledi ve Buda’nın kimi yazılarını Farsça’ya çevirdi.

Sadık Hidayet sonunda tüm hayatını Batı Edebiyatı çalışmalarına ve İran tarihi ile folklorunu araştırmaya adadı. En çok, Guy de Maupassant, Çehov, Rilke, E.A. Poe ve Kafka’nın eserleriyle ilgilendi. Hidayet birçok hikâye, kısa roman, iki tarihi dram, bir oyun, bir seyahatname ile bir dizi yergili komedi ve taslak kaleme aldı. Yazıları arasında ayrıca birçok edebiyat eleştirisi, İran folkloru ile ilgili araştırmalar ve Orta Farsça ile Fransızcadan yapılmış çeviriler yer alır. Sadık Hidayet, İran Dili ve Edebiyatını uluslararası çağdaş edebiyatın bir parçası haline getiren yazar olarak kabul edilir.

Sonraki yıllarda, zamanın sosyo-politik problemlerinin de etkisiyle, İran’ın gerilemesinin sebebi olarak gördüğü monarşiye ve ruhban sınıfına yoğun eleştiriler yöneltmeye başladı. Eserleri aracılığıyla bu iki kurumun su-i istimallerinin İran milletinin sağırlığının ve körlüğünün sebebi olduğunu gösterme çabasına girdi. Çevresine, özellikle de, çağdaşlarına yabancılaşan Hidayet, son eseri Kafka’nın Mesajı’nda ancak ayrımcılık ve baskı sonucunda yaşanabilecek bir melankoli, umutsuzluk ve ölüm halinden bahseder.

Sadık Hidayet’in en tanınmış eseri 1937 yılında Bombay’da yayımlanan Kör Baykuş’tur.

Beethoven ve Çaykovski dinlemeyi seven ve afyon tiryakiliği bilinen Sadık Hidayet, resimle de uğraştı. Günümüze kalabilen resimleri Hassan Qa’emian tarafından bir araya getirildi. Kimileri bu eserlerde sanatsal bir değer bulmazken, kimilerine göre de bunlar geleceğin resimleridir.

Yazar aylak köpek isimli kitabında,yalnızlığını ve yazgısına boyun eğişini köpek üzerinden betimliyor.
” tüm çabalar anlamsızdı.
niye koştuğunu ya da nereye gittiğini bilmiyordu.
ne ileri ne geri gidebiliyordu.
soluksuz kalarak durdu,dili dışarı sarkmıştı.
gözleri karardı.
kafası eğik halde,büyük bir çaba sarf ederek kendisini yolun ortasından çekti.
gidip bir tarlanın kenarına kazılmış hendeğin yanındaki
ıslak ve sıcak kuma koydu karnını.
kendisine hiç yalan söylememiş bir içgüdüyle
bir daha o yerden ayrılamayacağını sezdi.”

Kör Baykuş’ta ise”başarabildiğim tek şey ölmek olacak” diyordu.

Hayallerini gerçekleştirememekten; asla iyi bir yazar olamayacağına inanmaktan yorulup hayata küsmüştür.  Yazdıklarıyla insanları yeterince sarsamadığına inanmış ve kendini sürekli yeteneksiz görmüştür.

9 nisan 1951’de intihar etmeden önce “salgı salamaz ol!” diye beddua eden anne örümcekle, ağ yapamayıp ölüveren yavru örümceğin hikayesini yazmaya başlamış, yazdıklarını yine beğenmeyip bırakmıştır. Elindeki müsveddelere bir kibrit çakıp onları yakmış. daha sonra da havagazı musluklarını açarak intihar etmiştir.

Ertesi gün arkadaşı homa tarafından mutfakta ölü olarak bulunmuştur. yere saçılmış kağıt parçaları arasında kafka’nın mesaj eserinden bir bölüm vardır:

“Sonunda en şiddetli cezaya çarptırılırız ve boğucu bir gün ortasında kanun adına bizi tutuklayan kişi bıçağını saplar kalbimize; köpek gibi geberir gideriz. cellat da suskundur, kurban da…”

Yazar, Yılmaz Güney`in de yattığı Père Lachaise (okunuşu: per laşez) mezarlığında gömülüdür.


Sansürlenmesi
Sadık Hidayet’in eserleri günümüzde Avrupa’daki politik İslamcı çevrelerden yoğun eleştiriler almaktadır ve birçok romanı (özellikle de Hacı Ağa) artık Fransa’daki kitapçılarda ve kütüphanelerde bulunamamaktadır. Kör Baykuş ve Hacı Ağa adlı romanları 2005 yılında düzenlenen 18. Uluslararası Tahran Kitap Fuarı’nda yasaklanmıştır.

Kasım 2006 itibariyle Sadık Hidayet’in tüm eserleri geniş çaplı bir tasfiye politikası kapsamında İran’da yasaklı durumdadır.

Eserleri

Öykü
Diri Gömülen (Zindeh be-gur) 1930
Moğol Gölgesi (Sayeh-ye Moghol) 1931
Üç Damla Kan (Seh qatreh khun) 1932
Alacakaranlık (Sayeh Rushan ), Aleviye Hanım (Alaviyeh Khanum), Bay Hav Hav (Vagh Vagh Sahab) 1933
Kör Baykuş (Bûf-i kûr) 1937
Aylak Köpek (Sag-e Velgard) 1942
Hacı Ağa (Haji Aqa) 1945
Oyun
Sâsân Kızı Pervin (Parvin dokhtar-e Sasan) 1930
Mâzyâr (Maziyar) 1933
Seyahatname
Isfahan: Cihan’ın Yarısı (Esfahan nesf-e Jahan) 1931
Islak Yol Üzerinde (yayınlanmamış) (Ru-ye Jadeh-ye Namnak) 1935
İnceleme-Araştırma
Hayyam’ın Terâneleri (Rubaiyat-e Hakim Omar-el Khayyam) 1923
İnsan ve Hayvan (Ensan va Hayvan) 1924
Ölüm (Marg) 1927
Vejetaryenliğin Yararları (Favayed-e Giyahkhari) 1957
Kafka’nın Mesajı 1948 (Taranehha-ye Khayyam)
Kaynaklar
Modern Persian Prose Literature (Modern İran Düzyazı Edebiyatı) yaz. Hassan Kamshad, ISBN 0936347724
Yapı Kredi Yayınları
_______________________
*Yirmi beş yıllık arkadaşı

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Seçme Öyküler | Menzil Bekçisi* – Aleksandr Sergeyeviç Puşkin

Sıradan, küçücük bir kâtiptir, Menzil bekçisi oldu mu diktatör kesilir ''Prens Vyazemski'' Menzil bekçilerine sövüp saymayan, onlarla dövüşmeyen var mıdır...

Kapat