Rus Edebiyatının İki Devi, İvan Turgenyev ve Lev Tolstoy’un 17 Yıl Küs Kaldıkları Meşhur Kavga

Lev TolstoySivastapol Skeçleri, Akın, Çocukluk ve Delikanlılık gibi ilk eserleriyle hayranlık uyandıran Tolstoy’u Petersburg’un edebi çevrelerine, en önemli hayranı Turgenyev takdim etmişti. Tanışmalarından önce Tolstoy da Sivastapol Skeçleri‘nden birini kendinden on yaş büyük meslektaşına ithaf ettiyse bile, sadece Turgenyev’in hayranlığı sürekli oldu. Ama bu hayranlık dostluklarının her zaman barış ve sükunet içinde geçmesini sağlayamadı.
1861 baharında, Babalar ve Oğullar’ın yeni bitirdiği elyazmasıyla yurt dışından dönen Turgenyev, eseri hakkında Tolstoy’un söyleyeceklerini sabırsızlıkla bekliyordu. Malikanesi Spasskoye’ye gelen Tolstoy’u büyük bir odada elyazmasıyla baş başa bıraktı ve bir ara odaya girdiğinde onu uyuyakalmış buldu. Tolstoy da, uyku arasında, odadan çıkan Turgenyev’in sırtını görmüş, yani uyurken görüldüğünü anlamıştı.
Bu durum bir tartışmaya yol açmadı ve ertesi gün keyifli bir şekilde, zamanın en büyük lirik Rus şairlerinden kabul edilen dostları Fet’in Stepanovka’daki malikanesine gittiler.

İlerleyen günün sabahı semaverin başında otururlarken Turgenyev kızının İngiliz mürebbiyesini övüyordu, Fet’in karısına verdiği cevapta. Turgenyev’den, kızına bağış yapsın diye verdiği harçlığı belli bir meblağa bağlamasını istemişti mürebbiye. “Ve şimdi de” diye devam etti Turgenyev, “kızımdan fakirlerin söküklerini onarmasını istiyor.”

“Ve sen de bunu iyi bir şey sayıyorsun?” diye sordu Tolstoy.

“Tabii; bu, bağış yapanı gündelik ihtiyaçlarla temasa geçirir.”

“Ama ben, cicili bicili bir kızın, kucağındaki kirli, pis kokulu paçavralarla sergilediği samimiyetsiz bir fars tiyatrosu görüyorum.”

“Bunu söylemekten men ederim seni!” diye bağırdı Turgenyev kızaran suratıyla.

“Neden inandığım şeyi söylemeyecekmişim?” diye karşılık verdi Tolstoy.

“Demek sence kızıma kötü terbiye veriyorum?”

Buna Tolstoy, tam da öyle düşündüğü cevabını verince, Turgenyev köpürdü:

turgenyev“Böyle konuşursan, suratına yumruğu yersin.” Sonra masadan fırladı, başını elleri arasına alıp odadan dışarı attı kendini. Bir an sonra geri döndü ve Fet’in karısına “Tanrı aşkına, beni derinden pişman eden bu uygunsuz davranışımı bağışlayın!” dedi ve tekrar odayı terk etti. (Sonraki gelişmeler, Turgenyev’in bu sırada Tolstoy’dan da özür dilediğini, ama bu özrün onu tatmin edecek kadar kati olmadığını gösteriyor.)

Her iki misafirinin de kısa fitilleri olduğunu bilen Fet kayınbiraderinin yakındaki malikanesi Novosyolki’ye zorlukla gönderebildi Tolstoy’u. Ama gurur ve özsaygısı ölümcül bir darbe alan Tolstoy Turgenyev’e şu notu göndermekte gecikmedi:

“Umarım, üstelik Fet ve karısının gözleri önünde, bana karşı doğru davranmadığını vicdanın zaten söylemiştir. O halde, Fet’e gönderebileceğim türden bir mektup yaz bana. Ama eğer bu talebimi haksız buluyorsan, o zaman beni haberdar et. Bogoslovo’da bekleyeceğim.”

Novosyolki’ye en yakın postanenin bulunduğu Bogoslovo’da bir cevap alamayan Tolstoy tabancaları sipariş etti ve Turgenyev’e bu kez düello talebiyle ikinci bir not yazdı. Öyle, edebiyatçıların, şampanya tokuşturmalarıyla sonuçlanan gülünç düelloları gibi bir şey değil, gerçekten nişan alınan hakiki bir düello istediğini vurguladıktan sonra, Turgenyev’i Bogoslovo’nun kenarındaki ormanda bekleyeceğini yazdı. Aslında Tolstoy’un ilk mektubunu cevaplamıştı Turgenyev, ama onu yanlışlıkla Novosyolki’ye göndermişti ve Tolstoy ikinci notu gönderdikten sonra Turgenyev’in ilk mektuba verdiği bu cevabı aldı:

“Muhterem Beyefendi, Leo Nikolayeviç! Mektubunuza cevaben, Fet’lerde size söylemeyi görev bildiğim şeyi tekrarlayabilirim sadece: sebeplerinin burada göz önüne alınması gerekmeyen, irade dışı bir düşmanlık duygusunun etkisi altında, belli bir tahrikiniz olmaksızın size hakaret ettim ve affınızı diledim…. Bu sabah olanlar, ikimizinki gibi birbirine bu kadar zıt iki tabiat arasında yakınlaşma çabalarının hiçbir iyi sonuç doğuramayacağını açıkça kanıtladı; ve, bu mektup muhtemelen ilişkimizi sona erdireceğine göre, ben size karşı görevimi daha ivedilikle yerine getirmiş oluyorum. Mektubun sizi tatmin etmesini gönülden diliyor ve onu istediğiniz gibi kullanmanıza peşinen rıza gösteriyorum. Tüm takdirimle, en sadık hizmetkarınız olarak kalmaktansa şeref duyuyorum, Iv. Turgenyev.”

Bu mektubu yazdıktan sonra Tolstoy’un ikinci mektubunu, yani düello mektubunu aldığında da şunları yazdı Turgenyev:

“Lafı dolandırmadan söyleyeyim, gerçekten delice laflarımı silmek için kurşunlarına seve seve hedef olurdum. Onları sarf etmiş olmam tüm hayat alışkanlıklarıma öyle aykırı ki, davranışımı, ancak görüşlerimiz arasındaki aşırı ve sürekli karşıtlıktan kaynaklanan gerginliğe bağlayabiliyorum. Bu bir mazeret beyanı değil, hak iddiası olmadığını da belirteyim, sadece bir açıklama. Ve dolayısıyla senden sonsuza dek ayrılırken —çünkü böyle şeylerin silinmesi ve telafisi mümkün değildir— bu olayda senin haklı, benim haksız olduğumuzu bir kez daha tekrarlamayı görevim sayıyorum. Şunu da ekleyeyim ki, burada söz konusu olan, göstermek istediğim veya istemediğim bir cesaret meselesi değil, beni affetme yetkin yanında, savaşa çağrındaki haklılığını da teslim etmem, kabul gören tarzda tabii (şahitlerle). Sen istediğin tercihi yaptın ve bana sadece kararına tabi olmak kalıyor.”

Tolstoy bu mektubu şöyle cevapladı:

“Benden korkuyorsun, ama ben seni hakir görüyorum ve seninle hiçbir alakam olmasını istemiyorum.”

Ama iki ay sonra günlüğüne şunları kaydetti: “Turgenyev’le fevkalade, nihai bir dalaşmam oldu. Tam bir alçak, ama sanırım zamanla onu affetmekten kendimi alamayacağım.” Nitekim öyle de oldu. İki ay daha sonra günlüğe eklediği satırlar şöyleydi: “Turgenyev konusunda adil ol. Yazacaktım, ama şu yada bu sebepten, affını dilediğim bir mektup yazmadım ona.” Ertesi gün yazdı:

“Seni gücendirdiysem, beni affet; bir düşmanım olduğunu düşünmek beni dayanılmaz şekilde üzüyor.”

Bu mektup, Turgenyev’e ulaştırılmak üzere, Petersburg kitapçısına gönderildi. Turgenyev yurt dışında olduğu için ancak üç ay sonra eline geçti. Dolayısıyla bu mektuptan önce Tolstoy’un önceki mektubunu aldı Turgenyev ve Paris’ten o mektuba şu cevabı yazdı:

“Petersburg’dan ayrılmamdan önce, öğrendiğime göre, bana bir korkak, seninle kavga etmekten kaçınan bir adam vs dediğin son mektubunun bir kopyasını bütün Moskova’ya yaymışsın. O anda Tula Eyaleti’ne dönmem imkansızdı ve yolculuğuma devam ettim. Ama, ağzımdan kaçan sözleri silmek için yaptığım her şeyden sonra bu davranışını onur kırıcı ve saldırgan buluyorum ve seni uyarıyorum ki, bu olayın geçiştirilmesine göz yummayacağım. Baharda Rusya’ya döneceğim ve şerefimi temizlemeni isteyeceğim. Şunu da bil ki, senin yersiz dedikodularına karşılık verebilmeleri için niyetimden Moskova’daki bütün arkadaşlarımı haberdar ettim.”

Tolstoy hemen cevapladı:

“Mektubunda davranışımı onur kırıcı olarak nitelendiriyorsun; bunun dışında şifahen de yüzümü yumruklayacağını söyledin. Ama ben senden özür diliyorum, hatamı itiraf ediyorum ve çarpışma talebini reddediyorum.”

Bu mektuba bir başkasını eklemiş olmalı ki, Turgenyev Fet’e, çirkin dedikoduların tamamen uydurma olduğu yolunda Tolstoy’dan tatmin edici bir açıklama geldiğini yazdı. Peşinden, nihayet, Tolstoy’un bir önceki uzlaşma mektubunu da alınca, bu sefer kendi davranışlarının fevri olduğunu hissetti ve Fet’e bütün bu hadiseyle ilgili olarak şunları yazdı:

“Bütün bunlardan çıkarılması gereken sonuç, (Tolstoy ile) takımyıldızlarımızın uzayda şaşmaz bir husumet içinde hareket ettiği ve kendisinin de önerdiği gibi, görüşmeden kaçınmamızın en doğrusu olacağı. Yine de ona şunu yazabilir veya (görürsen) söyleyebilirsin ki, (laf salatası yada şaka değil) onu uzaktan seviyor, takdir ediyor ve gidişatını candan bir ilgiyle izliyorum, ama yakınken her şey farklı bir hal alıyor. Ne yapalım! Farklı gezegenler veya farklı yüzyıllardaymışız gibi yaşamak zorundayız.”

Fet bu dostça duyguları Tolstoy’a iletme cüretini gösterdi ve o da zılgıtı yedi:

“Turgenyev pataklanması gereken bir alçak, ki defalarca ondan bahsetmeni istemediğim halde yaptığın üzere, onun şık deyişlerini bana naklederken gösterdiğin titizlikle, bunu da ona nakletmeni istiyorum. Artık bana yazmanı istemiyorum, çünkü, Turgenyev’in mektuplarıyla birlikte, seninkileri de açmayacağım.”

Bu dalaşmanın ardından iki yazar bir daha 17 yıl sonra 1878’de, Kazaklar, Savaş ve Barış ve Anna Karenina’yı yazdıktan sonra, Tolstoy’un şu mektubuyla barıştılar:

“İvan Sergeyeviç, sana karşı duygularımı dikkatle gözden geçirdikten sonra şuna kani oldum ki, içimde sana yönelik herhangi bir nefret duygusu yok. Tanrının bahşıyla, sen de bana karşı aynı şekilde hissedebilirsin belki! Elini ver ve geçmişi unutalım! Bir zamanlar bana çok iyiliğin dokunmuştu —edebi şöhretim için teşekkür etmem gereken kişi sensin— ve kalbinin derinliklerinde hâlâ beni biraz sevdiğini umuyorum. Sana içten dostluğumu sunuyorum ve bütün yanlış anlamaların silindiğini görmekten büyük sevinç duyacağım.”

Turgenyev bu çağrıyı birkaç satırla cevapladı:

“Eski dostluğumuzu tazelemekten memnuniyet duyacağım ve bana uzattığın eli içtenlikle sıkıyorum.”

Söylediği üzere, Paris dönüşü, 1878 yazında Tolstoy’u Yasnaya Polyana’da ziyaret etti Turgenyev. Ziyaret dostça bir havada geçti ve malikanesine döndüğünde Tolstoy’a şunları yazdı:

“Sana, bir kez daha, Yasnaya Polyana ziyaretimin bende ne hoş ve tatlı bir izlenim bıraktığını ve aramızdaki yanlış anlamanın, sanki hiç olmamış gibi, bir iz bırakmaksızın ortadan kalkmasına ne kadar memnun olduğumu söylemekten kendimi alamıyorum.”

Tolstoy’dan Fet’e gelen mektuplardaysa, Turgenyev’in değişmediği, “ondan ve, nahoş bir kavgacı“ olduğuna göre, “günahtan uzak durma”nın daha iyi olacağı şeklinde yakınmalar vardı. Tolstoy’un Turgenyev’le ilgili şüpheleri zamanla azaldıysa da tamamen ortadan kalkmadı. 1880’deki bir başka ziyaretinde, iri gövdesi, uzun boyu ve bembeyaz saçlarıyla 60 yaşındaki Turgenyev, Fransa’da öğrendiği yeni bir dans türünü göstererek, Tolstoy’un eşi ve çocuklarını eğlendirirken, o sıralar, geri kalan hayatını belirleyecek manevi bir buhran içindeki Tolstoy’un günlüğüne şöyle yansıdı bu sahne: “Turgenyev —kankan. Üzücü.”

Tolstoy ile Turgenyev’in mektuplaşmaları, 28 Haziran 1883’te Turgenyev’den gelen şu satırlarla sona erdi:

“İyi ve sevgili Leo Nikolayeviç. Sana yazmayalı çok zaman oldu, bir süredir ve halen, açık konuşursam, ölüm döşeğinde olduğum için. İyileşemiyorum —bunu düşünmenin faydası yok. Özellikle çağdaşın olmaktan ne kadar memnun olduğumu ve son, içten ricamı bildirmek için yazıyorum sana. Dostum, edebi uğraşa geri dön! Bu yetenek sana diğer her şeyin geldiği yerden geldi. Ah, ricamın sende etki yaratacağını düşünebilseydim ne kadar mutlu olurdum!! Ölümün eşiğindeyim –doktorlar bile hastalığıma ne ad vereceklerini bilmiyorlar, nevralgie stomacale goutteuse. Ne yürüyebiliyor, ne yiyebiliyor, ne de uyuyabiliyorum. Bütün bunları tekrarlamak bile bezdirici! Dostum, Rus toprağının büyük yazarı, ricama kulak ver! Bu kağıt parçasını alırsan beni haberdar et ve izin ver, bir kez daha yürekten, yürekten kucaklayayım seni, karını ve çocuklarını. Daha fazla yazamıyorum, tükendim.”

Tolstoy hastalık haberini duyar duymaz Turgenyev’e yakın olmak üzere Paris’e gitmeye niyetlendiyse de, 22 Ağustos’ta Turgenyev öldü. Sonradan Turgenyev anısına düzenlenecek bir törende Tolstoy’dan bir konuşma yapması istendi ve Tolstoy bu konuşma için aşkla çalışıp Turgenyev’in eserlerini tekrar okudu. Ama artık toplum ve din konularındaki görüşleri nedeniyle ondan korkan Çar yönetimi Tolstoy’un konuşma yapmasını engellemek için bu töreni iptal etti.

[Turgenyev’in son mektubunu Rene Fülöp-Miller’ın Tolstoy. Literary Fragments, Letters and Reminiscences not Previously Published adlı derlemesinden ve kalanını (hikaye kısımlarını özetleyerek) Ernest Joseph Simmons’ın Leo Tolstoy adlı biyografisinden.]

Posta Kutusu Dergisi (Sayı:03, 2004)
Çevri ve Derleme: Acar Burak Bengi

“Rus Edebiyatının İki Devi, İvan Turgenyev ve Lev Tolstoy’un 17 Yıl Küs Kaldıkları Meşhur Kavga” üzerine bir yorum

  1. iki büyük yazarın kavgasına asıl neden terbiye konusunda fikir ayrılığı olmamıştı. işin içinde kadın parmağı vardır- Turgenev Tolstoy’un kızkardeşiyle flört yapmıştı sonra ise onunla evlenmemişti, kadın derin sarsıntı geçirmişti ve bu olay onun manastıra gidip rahibe olmasına sebep olmuştu.

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Farid Farjad, sürgünlük bir yaşamın kederli kemanından seçilmiş eserler

Dünyada doğu ritmlerini kemanıyla en iyi icra eden sanatçılardan biri. 1979 yılında Ayetullah Humeyni'nin İslam Devrimi öncesinden siyasal islamın güç kazanmasıyla...

Kapat