Kendi Üzerine Atılan Toprak – Sirazli Şeyh Sadi (Şirazi)

Birisi hayata veda etti. Bir başkası onun ölümüyle yakınıyor, feryat ediyordu.
Keskin akıllı, ileri görüşlü bir zat, bu adamın feryatlarını duyarak şöyle dedi:
“Eğer mümkün olsaydı, bu ölü senin yüzünden kefenini parçalar, ‘Benim için bu kadar kederlenme, öldüysem ne oldu? Neticede, ben sizden sadece birkaç gün önce yola çıktım. Sen de öleceksin! Benim ölümüme bu kadar üzüldüğüne göre, sen kendi ölümünü unutmuş olmalısın!’ derdi.”

* * *

Gerçeği gören insan, bir ölünün üzerine toprak atarken, onu ölene değil, kendi üzerine attığının farkına varır, yüreği yanar.
Toprağa gömdüğün çocuğunun acısıyla niçin inlersin? O temiz gelmiş, temiz gitmiştir. Sen de temiz geldin. Sakın günahlarla kirlenmiş gitmeyesin. Daima kork ve çekin! Çünkü toprağa pis gitmek insana utanç verir.
Nefsinin dizginini, ipin ucunu kaçırdıktan sonra değil, şimdi bağlamalısın.
Sen başkasının yerinde bir hayli oturdun; yarın senin yerinde de bir başkası oturacaktır.
İster pehlivan ol, ister kılıç neferi, dünyadan sadece bir kefen götürebilirsin.
Yaban eşeği kemendini koparacak bile olsa, kum içine girdiğinde ayağı bağlanır. Senin de kuvvetin, ayağın mezar kumuna batıncaya kadardır.
“Mâdem ki dün geçti, yarın da henüz gelmedi; hesabını yalnız şu var olan nefesin için yap!”

* * *

Biz olmasak da çoğu zaman güller bitecek, papatyalar açacak. Nice baharlar gelip geçecek. Oysa ki bizler ya toprak, ya da kerpiç olacağız.
“Bizden sonra bahçelerde yine güller açacak, yine dostlar bir araya gelip burada oturacaklar.”

Sirazli Şeyh Sadi (Şirazi)
Bostan ve Gülistan’dan Seçme Öyküler

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Duygulanışların Kökü ve Tabiatı Üzerine – Spinoza

Kapat