Franz Kafka: Ne ayın batışı, ne güneşin doğuşu uyandırdı beni

kafkaRahat rahat yürüyüşümü sürdürdüm. Ama bir yaya olarak sarplığının zahmetinden korktuğum için giderek düzledim yolu ve sonunda, ileride bir ovaya doğru alçaldım. Kayalar dilediğim gibi gözden kayboldu, rüzgar dindi.  Küçümsenmeyecek bir tempoyla ilerliyordum. Yokuş aşağı indiğimden başımı kaldırıp vücudumu dikleştirmiş, ellerimi ensemde kavuşturmuştum.

Devamı…Franz Kafka: Ne ayın batışı, ne güneşin doğuşu uyandırdı beni

Nuri Bilge Ceylan’ın Bir Zamanlar Anadoluda Filmi’ndeki Anton Çehov Öyküsü: Güzeller

Anton ÇehovBu güzelliği garip bir şekilde duyuyordum, ama bende istek, zevk, mest olmak arzusu değil, yalnız ağır, fakat hoş bir hüzün uyandırıyordu. Bu, müphem, karışık, rüyaya benzeyen bir hüzündü. Nedense kendime, dedeme, Ermeniye, bu genç Ermeni kızına acıyordum. Bana öyle geliyordu ki, dördümüz de çok mühim, hayat için lüzumlu, bir daha bulamayacağımız bir şeyler kaybetmiş gibiydik.

Devamı…Nuri Bilge Ceylan’ın Bir Zamanlar Anadoluda Filmi’ndeki Anton Çehov Öyküsü: Güzeller

Yaşar Kemal’den Seçme Öyküler: Süpürge

Yasar KemalBirisinin adı Reşid, ötekininki Durmuştu. Reşid çok uzun boylu, incecik, Durmuş toparlak denecek kadar kısa, şişmandı.
Bahardı. Yağmur yağmış, toprağa apaydınlık bir gün vurmuştu. Toprak ışıldıyor, ışıklar sanki topraktan fışkırıyordu.
Yağmur altında sabaha kadar yol yürümüşlerdi. Şimdi ıslak sırtlarından usul usul bir buğu kalkıyordu. Epeydir yolun ortasında, konuşmadan, durup düşünüyorlardı. Belden aşağıları çamur içinde kalmıştı.

Devamı…Yaşar Kemal’den Seçme Öyküler: Süpürge

Yaşar Kemal Seçme Öyküler: Büyük Ustadan Küçük Anlatılar – Güven Turan

yasar kemalYaşar Kemal, sadece dönemimizin değil, roman türünün büyük ustalarından biridir. Onun tarihle mitosu, düşle gerçekliği, aleladeyle olağandışıyı birleştiren büyük hacimli, epik ruhlu romanları aynı zamanda birer dil şölenidir de. Bu dil, romanların geçtiği yörenin özel kelimeleriyle Anadolu Türkçesinin zengin dil hazinesinin harmanlanmasından oluşmuştur. Üslup canbazlığı yapmayan bir üslupçudur Yaşar Kemal. Yer yer gerçekten şiire dönüşen şiirsel dili, sözünü ettiğim epik ruhun bir yansımasıdır.

Devamı…Yaşar Kemal Seçme Öyküler: Büyük Ustadan Küçük Anlatılar – Güven Turan

Yolda Seçme Öyküler: Hançer – Yaşar Kemal

yasar kemalTepedeki kızgın güneş, gölgesini ayaklarının dibine koyu bir yuvarlak olarak düşürüyor, her bastıkça ayakları bileklerine kadar yolun kızgın tozları içine gömülüyordu. Üstü başı toz içinde kalmış, boynundan yüzünden süzülen terler tozla karışıp çamur olmuştu. Başına bağladığı mendilin bir ucunu dişleri arasına almış çiğniyor, eliyle de iki yanına işaretler yapıyor, kendi kendine konuşuyordu. Öne doğru yumulmuş, tozları dört bir yanına fışkırtarak hızla yürürken birden durdu. Ağzındaki mendil ucunu hırsla ısırdı. Tükürecek oldu, ağzı kurumuş, dili damağına yapışmıştı.
“Ben,” dedi, “gösteririm ona. Ben hırsızlık yapacak adam mıyım be? İşin ucunda ölüm var.”

Devamı…Yolda Seçme Öyküler: Hançer – Yaşar Kemal

Yolda – Seçme Öyküler: Hırsız – Yaşar Kemal

Bunca yıldır ahbabımdır, dostumdur. Bizim buralarda, Menekşede, Florya yörelerinde onu herkes tanır, bilir, sever. Kimseye gözünün üstünde kaşın var, dememiştir. Hiç kimse onun adını da, nereli olduğunu da bilmez. Konuşması daha çok bir çocuğun konuşmasına benzer. Azıcık r’leri yutar. Kesik kesik konuşur. Bir karıncayı bile incitmekten korkar. Öyle de bir hali vardır. Bunca yıllık dostumdur. Çakırın asıl adını ben de bilmem. Nereli olduğunu da hiçbir zaman soramadım. Sordurmaz bir hali vardır. Çakır gevezeliğe de gelemez. Bizim buralarda balıkçı milleti hep biribiriyle dalaşır, hep biribiriyle şakalaşır, ama kimse Çakıra bir tek söz söyleyemez.

Devamı…Yolda – Seçme Öyküler: Hırsız – Yaşar Kemal

Dünya Edebiyatından Seçme Öyküler | Korsika’dan Bir Öç Öyküsü – Guy De Maupassant

Paolo Saverini’nin dul karısı, Bonifacio Kalesi’nde küçük ve biçimsiz bir evde, oğluyla birlikte, yalnız oturuyordu. Dağın ileriye doğru uzanmış bir kolu üzerine kurulan, hatta bazı yerlerde denizin üzerine asılı gibi duran bu kent, sivri sivri kayalarla dolu boğazın yukarısından, Sardunya’nın daha alçak kıyısına bakar. Eteklerde, öbür yanda bir dev dehlizine benziyen ağız biçiminde, yüksek bir kıyı, kenti hemen tümüyle çevirerek limanlık eder ve İtalya veya Sardunya’nın küçük balıkçı kayıklarını, on beş günde bir de, Ajaccio postasını getiren eski tıknefes vapuru, iki sarp duvar arasında uzun bir dolaşmadan sonra, ilk evlere kadar ulaştırır.

Devamı…Dünya Edebiyatından Seçme Öyküler | Korsika’dan Bir Öç Öyküsü – Guy De Maupassant