“Bunun neresi güzel?” Leyla ile Mecnun’un Aşkı – Şeyh Sadi Şirazi

Halife Abdülmelik Bin Mervan’a, Leyla ile Mecnun arasındaki aşkı anlattılar. Onun, lisanı çok iyi kullanan, kelimelerle ustaca oynayan güçlü bir şâir olduğunu, lâkin Leylâ’nın aşkıyla irade dizginini elinden kaçırıp zavallı bir halde çöllere düştüğünü söylediler.

Halife, Mecnun’un getirilmesini söyledi. Onu bulup huzuruna çıkardılar:

Hükümdar, Mecnun’u tepeden tırnağa süzüp perişan haline bakarak şöyle konuştu: “İnsanlığın şerefinde ne kusur gördün de, hayvanca yaşamaya özendin? Issız çöllere dalıp insanca hayatı terk etmeye utanmıyor musun?”

Mecnun derinden bir “Ah!” çekti ve ağlayarak cevap verdi: “Nice dostlarım, Leylâ’yı sevdiğim için beni ayıpladılar. Ama onu görmüş olsalardı, bunda benim bir kusurum olmadığı anlaşılırdı.”

Mecnun ellerini kaldırıp boşluğa doğru mırıldandı: “Ey gönülleri fetheden sevgili! Bende ayıp arayanlar, ne olurdu bir kerecik olsun, yüzünü görebilseydiler.”

Halifeye döndü: “Ey kudretli hükümdar! Eğer beni kınayanlar, onun güzelliğini görselerdi, karşılarında Hz. Yusuf’u (a.s.) gören kimseler gibi, turuncu kesecekleri yerde parmaklarını keserlerdi. Böylece gerçek, benim dâvâmın doğruluğuna şahitlik ederdi. Ben de Cenab-ı Allah’ın Hz. Yusuf (a.s.) hakkında Züleyha’nın ağzından buyurduğu gibi: “Kendisi için beni ayıpladığınız sevgili, işte budur!’ derdim.”

Halife, Mecnun’un ağzından bu sözleri dinledikten sonra, Leylâ’yı çok merak etti: “Şu Leylâ’yı da bulun bakalım! Bunca perişanlığa sebep olan şu sevgiliyi bir de biz görelim.”

Halifenin adamları ülkenin dört bir tarafını dolaşıp uzun aramalardan sonra, Arap kabilelerinden birinde Leylâ’nın izini buldular ve apar topar onu da sultanın huzuruna getirdiler.

Hükümdar, Leylâ’yı görünce hayretler içinde kaldı. Esmer, kara kuru, gösterişsiz bir kızdı. Onu hiç gözü tutmadı. Vezirine dönerek şöyle mırıldandı: “Bunun neresi güzel?”
Haremindeki câriyelerin en çirkini bile, ondan daha güzel, daha göz alıcıydı.

Mecnun, sultanın bakışlarından, Leylâ’yı gözünün tutmadığını anladı.
“Ey Emirü’l-Müminin! Leylâ’ya Mecnun’un gözüyle bakmalısınız ki, ondaki ince güzellik size görünsün. Ondaki eşsiz zarafet ancak o zaman görülebilir. “Siz, benim derdimi anlayamazsınız. Benim halimi ancak, benimle aynı derdi paylaşan biri anlayabilir. Öyle birini bulmalıyım ki, gece gündüz onunla konuşayım, acılarımı onunla paylaşayım.
“İki odun, birlikte daha güzel yanar!
“Sevgilim hakkında yüreğimdeki acıyı, yurdun güvercinleri duysalar, benimle birlikte ağlayıp gözyaşı dökerlerdi.
“Sevda çekmeyen kimseye, ‘Sen dertli kimsenin gönlünde ne acılar kavrulduğunu bilemezsin!’ deyin. Onlarda gönül sızısı bulunmaz.
“Ömründe arı iğnesi yememiş kimseye, arıyı anlatmak mümkün değildir. Senin halin bizim gibi olmadıkça, bizim halimiz sana masal gelir. Benim yangınımı başkasıyla kıyas etme. Başkası tuzu elinde tutuyor, benimse yarama ekilmiştir.”

Şeyh Sadi Şirazi
Kaynak: Gülistan

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Söylemsel Düzenler: Söylemin Birlikleri – Michel Foucault

Kapat