Biz kaç kişinin ölmesine izin veririz potansiyeli | Beşir Atalay Tedavi Olmalı – Ahmet Nesin

Ne potansiyeli bu ya, biz kaç kişinin ölmesine izin veririz potansiyeli mi, bir deprem anında başbakan yardımcısı böyle bişeyi nasıl söyler, bu neyin mantığıdır. Kurtarma ekipleri artık kurtarmanın son aşamasına yani nerdeyse sıfır olduğu noktada çağrılmış. Duyan da Van’da tatbikat var sanacak. Umarım bununla ilgili de bir yazı yazarsın Ahmet Altan, depremde 24 saat geciktikleri için özür dileyen bir başbakanı haklı çıkardığına göre buna da bir savunma yazarsın sanırım. Ne de olsa “Sen bir AKP avukatısın…” diye yazmıştım, beni mahcup etme… Kimin daha duyarlı olduğunu anlat bize… 

Beşir Atalay Tedavi Olmalı 

Kimileyin kendimi zorladığımı fark ediyorum, iyimser bir zorlama bu, ülkenin yaşadığı bir felaket anında devlet görevlilerinden yada başbakan ve bakanlardan düzgün tümceler umuyor ve bekliyorum. Sıradan bir vatandaş bundan başka ne isteyebilir.

Bir apartmandasınız ve deprem yaşadınız… Sağ kalan apartman sakinleri olarak apartmanın yıkılış nedeni ve ondan sonra yapılması gerekenler için değişik şeyler söyleme olasılığınız var mı? 12. Kattan 1. Kata indiyseniz ve tesadüfen kurtulduysanız kafanızdan “Takdiri ilahi” mi geçer, eksik malzeme kullanan inşaatçı mı yada bu binaya oturma ruhsatı veren belediye mi? Büyük bir olasılıkla ikinci ve üçüncü olasılıkları düşünürsünüz. Oturduğunuz bina ruhsatsızsa hiçbirinizin aklına orada oturduğunuzdan dolayı kendi salaklığınız gelmez, bu konuda da ruhsatsız binayı yıkmayan popülist siyasetçileri suçlarsınız…

İşte yazımın başında dediğim “Kendimi zorlama” burada başlıyor. Ülke büyük bir deprem yaşıyor ve siyasi partiler değişik şeyleri tartışıyor. Kendinizi yarım saatliğine onların yerine koyun ve neler söyleyebileceğinizi düşünün. Diyelim ki dargın olduğunuz yada fazla sevmediğiniz bir komşunuz var, deprem sonrası onlar yardıma gereksinim duyuyorlarsa siz eşinizle yardım edip etmemek konusunda çelişkiye düşer misiniz? Böyle bişey olabileceğini sanmıyorum.

Sanmıyorum dediğime bakmayın, esasında kendimi kandırıyorum. Bir spiker böyle bir deprem sonrası taş atan çocuklara densiz bişeyler söylüyor, milyonlara hitap ettiği için kızıyor ve onu ırkçılıkla suçluyorsunuz. Hemen hemen herkes kızıyor nu kadına… Kızanlardan biri de Taraf gazetesi yazarı Ahmet Altan. Altan 3 gün önceki yazısına “Olumlu gelişmeler de var elbet. Bir televizyon spikerinin insan vicdanına aykırı ırkçılığı, çalıştığı atv kanalının yöneticilerinden başka herkesi dehşete düşürüp, normal koşullarda asla biraraya gelemeyecek olan siyasileri bile bir “insanlık” çizgisinde buluşturdu.” diye başlamış. Sonuna kadar katılıyorum dediğine. Altan yazısına “Önce MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli bu “ırkçılığı” çok sert bir biçimde kınayarak “soysuzluk” olarak niteledi. Ardından BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş bu kışkırtıcı sözleri yerden yere vurdu. Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir, Bahçeli’nin “ırkçılık” karşısındaki sözlerinin “çok değerli” olduğunu belirtti. En son da Başbakan Erdoğan, bu ırkçılığı lanetledi. Siyasetçilerimizin televizyon yöneticilerinden daha duyarlı, daha düzeyli ve daha vicdanlı olduğunu gördük.” diye devam ediyor… Burada da haklıymış gibi görünüyor ama işte bu noktada benim dediğim çıkıyor karşıma, kendimi inanmak için zorluyorum. Erdoğan spikere kızdığı konuşmasının devamında ne diyor, ona bakmak lazım. Erdoğan “Onun attığı o fitne. Van depremi bir turnusol kağıdıdır. Bölgeye yatırım gelmemesi için mücadele edenler deprem sonrasında da provokasyonunu yapıyor. Ölümler umurunda değil, yıkılan evler umurunda değil, harap olmuş ocaklar üzerinden rant devirmeye çalışıyor. Tüm diğer kent belediyeleri Van’a ulaşıyor. Ama yanı başındaki belediyeler oraya ulaşmaktan acizler. Polis taşlamak için anında organize olanlar şu anda ortalıkta yoklar.” diye devam etmiş konuşmasına…

Sizce bu Altan’ın dediği gibi iyimser ve anti-ırkçı bir yaklaşım mı yoksa benim hissettiğim gibi buram buram ırkçılık kokuyor mu? İşte aynı konuşmuyoruz dediğim bu, aynı konuşmadığımız gibi sanırım aynı yazıyı da aynı okumuyoruz. Oysa bu yazı yada konuşma bilimsel bişey değil ki değişik yorumlar yapalım. Hem spiker hem de Erdoğan taş atan çocuklara takmış durumda ama Erdoğan spikere kendi takık olduğu konuda “Niye takıksın?..” diye kızıyor ve Altan da bu gelişmeyi olumlu bulup iyi dileklerini yazıyor…

Depremden bahsederken herkes ortak bir noktada birleşti ve dış ülkelerden yardımın geç alınmasına tepki gösterdi. Bu gecikmede her ölenin ailesinin hesap sorma hakkı var bence. Başbakan yardımcısı Beşir Atalay bu konuda bir açıklık getirmiş ve “Tabii öncelikle kendi potansiyelimizi görmek amacıyla arama kurtarma yardım ekipleri bekletildi.” demiş…

Ne potansiyeli bu ya, biz kaç kişinin ölmesine izin veririz potansiyeli mi, bir deprem anında başbakan yardımcısı böyle bişeyi nasıl söyler, bu neyin mantığıdır. Kurtarma ekipleri artık kurtarmanın son aşamasına yani nerdeyse sıfır olduğu noktada çağrılmış. Duyan da Van’da tatbikat var sanacak. Umarım bununla ilgili de bir yazı yazarsın Ahmet Altan, depremde 24 saat geciktikleri için özür dileyen bir başbakanı haklı çıkardığına göre buna da bir savunma yazarsın sanırım. Ne de olsa “Sen bir AKP avukatısın…” diye yazmıştım, beni mahcup etme… Kimin daha duyarlı olduğunu anlat bize… Ben Atalay hakkındaki kısa ve net görüşümü başlıkta attım zaten…

Ahmet Nesin
ahmetnesin.wordpress.com

Yorum yapın

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org

Önceki yazıyı okuyun:
Weydonun Trajedisi: “Ülkede yargılayacak kimse kalmayınca, birbirinizi yargılamaya başlarsınız”

Sizin beni anlamak gibi bir ihtiyaç içinde olmadığınızı sizden öte iyi biliyorum. ... Şunu bilmeniz gerekiyor, benim gibileri her zaman...

Kapat