Siz Nerede Yaşıyorsunuz Hasan Cemal ve Ahmet Altan – Ahmet Nesin

Size iki değişik tarih vermek istiyorum, biri 28 Haziran 1996 diğeri 3 Kasım 1996. İlk verdiğim tarih Refah-Yol iktidarının kuruluşu. Yani Necmettin Erbakan’ın başbakanlığında Tansu Çiller’le birlikte kurulan koalisyon hükümeti. O hükümetin devlet bakanlarından biri bugünkü cumhurbaşkanı Abdullah Gül. Bugün 5 yıla mahkum olan Mehmet Ağar dönemin içişleri bakanı ve şimdiki başbakan Recep Tayyip Erdoğan da Istanbul belediye başkanı.
İkinci verdiğim tarih de Susurluk kazasının meydana geldiği tarih. Yani Susurluktan suçlanan Mehmet Ağar o dönemde içişleri bakanı. En fazla faili meçhul cinayetlerin işlendiği dönem, bilhassa Tansu Çiller dönemi çok açık bir şekilde ortada. Yani bütün bu olanlara bugünün AKP’si o dönem Refah Partisi olarak birebir katılmış durumda. O zaman Hasan Cemal ve Ahmet Altan Özel harekatçı polislerin salıverilmesine ve öncesinde bu polisleri tutuklayan yargıcın görevden alınmasına neden şaşırıyorlar.

Siz Nerede Yaşıyorsunuz Hasan Cemal ve Ahmet Altan

Kimi yazıları okurken yazanların Türkiye’de yaşamadıklarını hatta Türkiye’yle ilgili hiç bilgileri olmadığını düşünüyorum. Bunlar genellikle “Komünizm” için “Müslüman mahallesinde salyangoz satılmaz!..” benzetmesine kesinkes inanmış “Müslüman mahallesinde liberallik satılır!..” nidalarıyla yazılar yazan eski solcular.

Eski solcular dediğime bakmayın, mesela bunlardan biri Hasan Cemal, solculuk uğruna 9 Mart 1971 darbesinin inananlarından bir yeni anti-darbeci. Eski darbeci, bugün anti darbeci ama AKP’nin sivil darbesini desteklemiş, yeni yeni sivil darbenin de farkına varan bir kişi, solculuğu neresine asarsınız bilemem…

Diğeri de Ahmet Altan, ateistliğini yazıp, AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ameliyatından sonra “Hoş geldin, sefalar getirdin. Geçmişler olsun, Allah tekrarını göstermesin, dualarım kabul olunacak olsa sağlığın için dua ederim.” diye yazıya giren birisi. Konuşurken ateistler de arasıra “Allah” sözcüğünü kullanırlar, çevremizde çok kullanıldığından, gizli yada açık mahalle baskısından dolayı kullanırız bu sözcüğü. Ama yazı dili başka bişeydir, kalıcıdır, ancak –bana göre- inanarak yazarsınız. Ahmet Altan’ın bir ateist olarak “Allah tekrarını göstermesin” demesi Recep Tayyip Erdoğan’ın demokratlığıyla eşdeğer aslında, ikisi de oynuyor yada takiye yapıyor.

Dün Hasan Cemal’in Milliyet Gazetesi’ndeki yazısını okuyunca bu düşüncelerim iyice pekişti. Hasan Cemal yazısında “Sevgili Hrant Dink’i, cinayetten bir süre önce vilayet makamında aba altından sopa göstererek tehdit eden MİT görevlileri hakkında soruşturma açılmasına ilişkin dosyanın ‘zamanaşımı’yla kapanması da, yazamadığım için vicdan azabı çektiğim konulardan biri… Erdoğan hükümeti, ‘tetikçiler’in arkasında, devletin içinde yer aldığına dair çok ciddi kuşkular olan odakların üstüne yürüme konusunda niçin bu kadar isteksiz?.. Faili meçhul cinayetler soruşturmasında mahkeme tarafından serbest bırakılan yedi eski özel harekâtçı konusu da bu köşede yer almadı.” diyor ve Ahmet Altan’ın Taraf Gazetesi’nde yazdığı bir yazıdan örnek alıyor… Altan da yazısında “Yeni bir Türkiye vaat eden Ak Parti, ‘eski sistemin’ adamlarıyla bütünleşerek mi iktidarını pekiştirmeye uğraşıyor? Sistemi değil de, sadece sistemin ‘sahibini’ mi değiştirmeye uğraşıyordu bunca zamandır? Arka arkaya yargıdan çıkan kararlar da ‘neler oluyor’ endişesini kuvvetlendirdi. Önce, Hrant Dink’i öldürülmeden önce İstanbul Valiliği’nde tehdit eden MİT üyeleri ‘zamanaşımına’ sokularak kurtarıldı. Ardından da önceki gece Susurluk’un ‘tetikçileri’ olarak tutuklanmış olan eski Özel Harekâtçı polisler aniden serbest bırakılıverdi. Özellikle bu son olaydaki gelişmeler çok tuhaf. Mehmet Ağar’ı beş yıla mahkûm eden ve bu polisleri tutuklayan yargıç görevinden alınmış. Ardından da, tutuklu polisler, avukatlarının ‘yeni’ bir başvurusu olmadığı halde ‘nöbetçi’ mahkeme tarafından aniden salıverilmiş. Erdoğan’ın ‘artık her şeyi yapabileceğine’ olan inancının gittikçe arttığına tanık oluyoruz, ‘seksen yıllık’ sistemi iyice hırpaladığını, yendiğini ve onu kullanabileceğine inanıyor gibi gözüküyor, kendini fazla abartıyor, karşısındaki gücü de fazla küçümsüyor, nedense on üç raunt boyunca rakibini dövdükten sonra maçın bitimine sekiz saniye kala yediği tek yumrukla nakavt olan boksörün maçını hatırlıyorum son günlerde.” diyor.

Size iki değişik tarih vermek istiyorum, biri 28 Haziran 1996 diğeri 3 Kasım 1996. İlk verdiğim tarih Refah-Yol iktidarının kuruluşu. Yani Necmettin Erbakan’ın başbakanlığında Tansu Çiller’le birlikte kurulan koalisyon hükümeti. O hükümetin devlet bakanlarından biri bugünkü cumhurbaşkanı Abdullah Gül. Bugün 5 yıla mahkum olan Mehmet Ağar dönemin içişleri bakanı ve şimdiki başbakan Recep Tayyip Erdoğan da Istanbul belediye başkanı.

İkinci verdiğim tarih de Susurluk kazasının meydana geldiği tarih. Yani Susurluktan suçlanan Mehmet Ağar o dönemde içişleri bakanı. En fazla faili meçhul cinayetlerin işlendiği dönem, bilhassa Tansu Çiller dönemi çok açık bir şekilde ortada. Yani bütün bu olanlara bugünün AKP’si o dönem Refah Partisi olarak birebir katılmış durumda. O zaman Hasan Cemal ve Ahmet Altan Özel harekatçı polislerin salıverilmesine ve öncesinde bu polisleri tutuklayan yargıcın görevden alınmasına neden şaşırıyorlar. Mehmet Ağar “O dönemde yapılanlardan bütün hükümetin haberi vardı ve Refah Partisi bizi destekledi…” derse ne olacak. Abdullah Gül yargılanacak mı, böyle bir riske bugünkü AKP girer mi?

Hrant Dink cinayeti ne zaman oldu, AKP hükümeti döneminde… Dink’i Istanbul Vali’liğinde tehdit eden MİT görevlileri de zaman aşımına sokulup kurtarılmış. MİT kime bağlı, AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a… İşte Hasan Cemal’le Ahmet Altan bu olaylara çok şaşırıyormuş. Ne diyeyim, Ahmet Altan’ın yazdığı son 8 saniyede yediği yumrukla nakavt olan boksör kendileri sanırım. Boks maçı ciddi bir taktik savaşıdır, futbola benzemez, gole karşı gol atabilirsin ama ciddi bir yumruktan sonra yumruğa yanıt verme şansın kalmaz. Son saniyede yersin yumruğu ve kazandım derken kaybederek gözünü hastahanede açarsın… Yetmez ama yersin işte…

19 Aralık 2011

DOĞUM GÜNÜN TUTUKLU OLSUN BABA…

Canım Babacığım,

Bugün doğum günün, sen olmasan bile doya doya kutlamayı çok isterdim ama bugün ev, çadır ve işyerlerinde arama yapılıp gözaltına alınan gazetecilerin haberini okurken, şimdilik gözaltına alınmayan gazetecilerin gözaltına alınan gazetecilere yapılanı protesto etmek için ülkenin şimdilik hapishane gibi gözükmeyen çeşitli yerlerinde protesto edeceklerini ve basın toplantısı yapacaklarını okuyup oraya gitmeye karar verdim ve gözaltına alınan ve tutuklanan arkadaşlarımı protesto ederken gözaltına alınabileceğimi düşünerek bir de ufak çanta hazırlarken aklıma gözaltına alındığımda gözaltına alınan gazetecilere karşı yapılan eylemi protesto eden gazetecilerin gözaltına alınmasını protesto edecek bazı arkadaşların dışarıda kalması gerektiği aklıma geldi ve gözaltına alınan arkadaşlarına yapılan faşist baskıyı protesto ederken gözaltına alan gazetecilerin gözaltına alınmasını protesto etmesi gereken bikaç arkadaşımı aradım ve bizim için bir basın toplantısı yapmaları yani gözaltına alınmamaları için gözaltına alınan gazetecilere yapılan faşist baskıyı protesto eden basın toplantısına gelmemeleri gerektiğini ve gerekirse gözaltına alınan gazetecilere yapılan baskıyı protesto eden gazetecilerin olası gözaltına alınmalarını protesto ederken gözaltına alınmalarını ve bunun için de yine benim yaptığım gibi bazı arkadaşlarını arayıp bu protestoya gelmemelerini söylemelerini ve onların da gazetecilerin gözaltına alınmasını protesto edenlerin gözaltına alınmasını protesto eden diğer arkadaşların gözaltına alınışlarını protesto edecek yeterli sayıda gazeteci arkadaşın dışarıda kalması gerektiğini söyledim ve günümün gözaltında mı bir göz odamda mı geçeceğini bilemediğimden doya doya doğum gününü kutlayamadım yada günün ilerleyen saatlerinde de kutlayamayacağım ama eğer gözaltına alınırsam, yaşadığım ve yaşamadığım gözaltına alınışlarını anlatacağım onlara ve o yüzden bu yıl doğum günün tutuklu olsun baba…

20 Aralık 2011
ahmetnesin.wordpress.com

Yorum yapın

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org

Önceki yazıyı okuyun:
Karaoğlan, İnce Memed, Deniz Gezmiş… İçindeki kahramana yüz çevirme – Ahmet Ümit

Yaşar Kemal'in İnce Memed karakteri, devlerle döğüşen Türk masallarındaki yiğitlerden Homeros'un Ulysses'ine, Robin Hood'dan Şeyh Bedrettin'e kadar cesaretli, özverili kahramanların...

Kapat