UNESCO açıkladı: Kürt kızların okula gitme oranı Senegal’den bile daha az


Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu UNESCO, Türkiye’nin doğusuyla diğer bölgeleri arasında büyük eğitim eşitsizliği olduğuna dikkat çekti. Fazırladığı bir rapora göre Türkiye’de eğitimde bölgeler arasında derin uçurum var. Kürt kızlarının okula gitme oranı Senegal’daki kızlardan daha az.

Ntvmsnbc’nin duyurduğu UNESCO raporuna göre, yoksulluk, cinsiyet, dil ve kültür farklılıkları bu eşitsizlikte etkili. Eğitim sisteminden en fazla dışlanan grup ise Kürt kızları. Kürt kızların okula gitme oranı Senegal ortalmasının bile altında.

Eğitim sisteminden dışlananlara bakıldığında ilk sırayı Kürt kızları alıyor. Türkiye ortalamasında okula gönderilmeyen çocukların oranı yüzde 6 iken, Kürt ailelerin kız çocukları için oran yüzde 43’e kadar tırmanıyor.

Kürt kızların okula gitme ortalaması ise 3 yıldan az. Rakam, Senegal ortalamasından bile altında.

Türkiye’de 17-22 yaş grubundakilerin yüzde 2-7’si 4 yıldan az eğitim alıyor. Doğuda oran yüzde 21’e çıkıyor.

UNESCO, hükümetlerin sorunun köklerine inmekte başarısız olduğu belirtiyor ve çözüm önerilerini sıralıyor. Ayrımcılığıa karşı yasalar yürürlüğe konulmalı, sosyal koruma programları oluşturulmalı ve eğitime kaynak ayrılmalı.

Rapora göre, 1999’dan beri dünyada 33 milyon çocuk okulu bırakmış. Okulu bırakanların yüzde 54’ü ise kız çocukları. En yüksek oran ise, 12 milyon kız çocuğunun hiç okula kaydedilmediği Sahra-altı ülkelerinde, yani Afrika’da. Yemen’de ise kızların yüzde 80’i hiç okula gönderilmemiş.

UNESCO bu kötü tabloda küresel mali krizin de etkili olduğunu vurguluyor.

28 / 29 Haziran 2003 Tarihinde  Ören’de Düzenlenen Toplantıda “Tarihinde Kürt Kadını Sorunlar ve Gerçekler” başlıklı Yıldız İmrek’in sunduğu Tebliğ

Yoksulluk, İş, Sağlık ve Eğitim Sorunu

Yoksulluk, bölgenin ve Kürt kadınlarının en önemli sorunudur. Türkiye genelinde kişi başına düşen yıllık gelir ortalaması 2146 dolardır. Ancak bölgesel eşitsizlik nedeniyle bu oran Kürt illerinde oldukça düşüktür. Kişi başına milli gelirin 1000 doların altına indiği 11 ilden 9’u Kürt illeridir. En yoksul iller Muş (kişi başına yıllık milli gelir 578 dolar) ve Ağrı (568 dolar) illeri Kürt illeridir. Kişi başına milli gelir hesabıyla 39 Şırnaklı bir İsveçli edebilmektedir. Bölgedeki gelenekler, kadının bağımlı durumu, kadının mirastan pay almaması ve mülkiyetin erkeğe ait olması, istihdamdaki gerilik, kadının yoksulluğunun daha da büyük olduğunu göstermektedir. Bölgede kadınların ise %55.6’sı okur-yazardır (GAP Bölge Kalkınma Planı, 2002). Bölgedeki dağınık yerleşim düzeni okullaşmayı sınırlamaktadır. Kırsal alanda ailelerin yoksulluğu ve işgücüne duydukları gereksinme çocukların ilköğretimden sonra eğitim almasını zorlaştırmaktadır. Çatışmalı dönemde, bir devlet politikası olarak da köy okulları kapatılmıştır. Bu durum çocukların eğitim almasını genel olarak olumsuz etkilemektedir. Kız çocuklarının evlenip dışarı gidecek kişi olarak görülmesi, gerici değer yargılarıyla kız çocuğunun bedensel gelişiminin eve kapatılmasıyla sonuçlanması, erken evlilik, ev işlerine küçük yaşta katılması gibi sebeplerle, kız çocuklarının eğitimi toplum ve aileler tarafından da sınırlandırılmaktadır.
YİBO’larda öğrenim gören çocukların ancak % 17.5’i kız öğrencidir.

Bulaşıcı hastalıklar, yetersiz beslenme, kansızlık, su taşımanın yarattığı bel ve beden rahatsızlıkları, çok çocukluluğun getirdiği kadın hastalıkları Kürt kadınları arasında yaygın sağlık sorunlarını oluşturmaktadır. Kırsal alanda yaşayan kadınların sağlık hizmetlerine erişimi oldukça sınırlıdır. Bu sınırlılık, maddi imkansızlık, doktora gitme konusunda geleneksel değerlerden – erkek doktor olması, yerel kadın, şıh ve hocalardan yararlanılması- kaynaklanan sorunlardan ve kırsala özgü yeterli sayıda sağlık kuruluşu olmamasından kaynaklanmaktadır. Kırsal kadın için doktora gitmek, yapılacak hiçbir şey kalmadığında en son çare olarak görülmektedir. Kırsal alanda kadınların %64’ü, kentte ise %50’sinde sağlık sorunları yaygın olarak görülüyor. Hayatı boyunca hastaneye gitmeyenlerin oranı %26. Doğum, düşük ve bebek ölümlerinin oranı çok yüksek. 1998 yılı verilerine göre bebek ölüm oranı Türkiye ortalaması binde 42.7 iken Doğu’da bu oran binde 61.5. Türkiye ortalamasında evde doğum oranı %27.5 iken bu oran Doğu’da %55.6’ya çıkıyor. Doğum öncesi bakım almama oranı genelde %31.5 iken doğuda bu oran %60.6’yı buluyor.

Bölgede kadınlar daha çok yeniden üretimin konusunu oluşturan çocuk bakımı, yemek, temizlik, vb. işleri yapıyor. Kadın emeğinin görünür bir değer yaratmaması, erkeklerin para ve mülkiyet kazandıran işler yapması, “kadın işi ve erkek işi” ayırımı ve kadın emeğinin değersiz kılınması yönündeki gerici işbölümünün en yaygın olarak Kürt illerinde yaşandığını söyleyebiliriz.

Çalışma hayatı içinde kadın, daha çok tarım işkolu ile sosyal ve kişisel hizmetler işkolunda yer bulabiliyor. Türkiye genelinde istihdamın _’ünü kadınlar oluşturuyor. Ancak, bölgede bu oranın çok daha düşük olduğu bilinmelidir.

İşçi kadınlar: Birkaç KİT dışında(özellikle TEKEL, Sümerbank) bölgede tekstil- gıda sektöründe organize sanayi bölgesinde en düşük ücretle, sigortasız ve sendikasız, kişilik olarak da hırpalanarak çalışmaktadır.

Kamu çalışanları: Hemşirelik ve öğretmenlik en çok kabul gören meslekler. Büro çalışması da bundan sonra geliyor.

Kırsal alanda ekmek yapma, su taşıma, yakacak temini kadın ve kızların günlük ücretsiz işleri niteliğindedir. GAP Bölgesinde, kadınların yaklaşık %60’ı kırsal alanda tarım sektöründe çalışmaktadır. Tarım işkolunda; Kürt kadınları çoğunlukla tarımda ücretsiz aile işçisi olarak çalışmaktadır. Kadınlar bitkisel üretimde çapa, tohum temizleme ve hasat işlerinde; hayvancılıkta ahır temizleme, yemleme, sulama ve sağım işlerinde görev üstlenmektedir. Kadınların yaklaşık 1/3’ü mevsimlik tarım işçileri olarak tütünde, pamukta, Karadeniz’de fındıkta çalışmaktadır. Tarım işçiliğinde kadınlar, bağımsız bir işgücü değil, aile işgücünün bir parçası olarak hareket etmekte, erkeklerden daha düşük ücretle, sendikasız ve sigortasız çalışmaktadır.

(…)
 Kürt sorununun ortaya çıkardığı özel sorunları yok sayması ve iş-eğitim- yoksulluk sorununun temellerini çözme yerine, çok kısmi olan bir kurumu geçirerek sözde halletme yöntemi; samimi bir çaba olmaktan uzak oluşudur. Bölgede, asimilasyon politikasının bir parçası olarak da ele alınmaktadır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here