Yabancılaşma: Bir Değer İlişkisi Olarak Devlet – Bertell Ollman

Kapitalizmde siyasi ilişkiler tamamen insanlık dışıdır. Bu durum, vatanseverlik kavramında uygun bir biçimde özetlenebilir. Marx bu kadar açık söylememesine rağmen “vatanseverlik” dendiğinde genel olarak anlaşılan; devletle ilişkilendirilen, kopuk ve kişisel olmayan bir tür aidiyeti ifade eder.

Devamı…Yabancılaşma: Bir Değer İlişkisi Olarak Devlet – Bertell Ollman

İnsanın Toplumsal Doğası: Bizi birbirimize bağlayan doğal zorunluluk mu?

Marx’ın insanın güçleri ve bu güçlerin gerçekleşmesi için nelerin gerekli olduğuyla ilgili görüşü, insan etkinliğinin (çalışmanın, yaratıcılığın) diğer insanlarla ve diğer insanlar için yapılması gerektiği ve bu nedenle de insanın toplumsal bir varlık olduğu iddiasına zemin hazırlar.

Devamı…İnsanın Toplumsal Doğası: Bizi birbirimize bağlayan doğal zorunluluk mu?

Yabancılaşma: Karl Marx’ın Burjuva İdeolojisi Eleştirisi – Bertell Ollman

İç içe geçmiş ve birbirini destekleyen çarpıtmalardan oluşan zorlu bir sistem olarak burjuva ideolojisi, ancak hayatın devam etmesine izin vermeye yetecek ve aslında kimi sektörlerde gerçekten ilerlemeye yol açacak kadar gerçek dünyayla temas halinde olan açıklamalar sunar.

Devamı…Yabancılaşma: Karl Marx’ın Burjuva İdeolojisi Eleştirisi – Bertell Ollman

Ahlaki Açıdan İnsanın Yabancılaşması: İkiyüzlüler! Sizin oyununuz bu mu? – Alan Woods

Çalmamalısın” emri özel mülkiyete dayanmayan bir toplumda pek bir anlam taşımaz. “Zina yapmamalısın” emri yalnızca erkeklerin özel mülkiyetin bizzat kendi oğullarına miras kalacağından emin olmak istedikleri erkek egemen bir toplumda anlamlıdır.

Devamı…Ahlaki Açıdan İnsanın Yabancılaşması: İkiyüzlüler! Sizin oyununuz bu mu? – Alan Woods

“Sokakta kendimize rastlasak tanıyamayacağız!” Normalliğin Deliliği – Arno Gruen

arno-gruenHepimiz, bize içteki kaosun acısından kaçmayı zorla kabul ettiren uygarlığımız tarafından şekillendirildik. Korkunun üstü örtülmelidir, korku­nun yüzüne bakmamak gerekir. “Sağlıklı olmak” böylelikle, karmaşık bir içyaşamın hastalığını gizlemek üzere çok etkin bir şaşırtmaca oyunu haline gelir.

Devamı…“Sokakta kendimize rastlasak tanıyamayacağız!” Normalliğin Deliliği – Arno Gruen

Alan Woods: Özel mülkiyet ve ulus devlet, toplumun gelişimini engelleyen iki deli gömleğidir

Çıkmaz Sokaktaki Kapitalizm
1948’den 1973-74’e kadar, benzeri asla görülmemiş bir sınai ve teknolojik değişimin havai fişek gösterisine tanıklık ettik. Yine de kapitalist sistemin başarıları bugün kendi karşıtına dönüşüyor.

Devamı…Alan Woods: Özel mülkiyet ve ulus devlet, toplumun gelişimini engelleyen iki deli gömleğidir

Erich Fromm: Çoğu insan umut eder ama yüreğinin sesini dinlemez ona göre hareket etmez

Erich Fromm

“Tuzlu içecek nasıl susuzluğu artırırsa, bunlar da aynı şekilde sıkkınlığı artırırlar. Ama bilinçsiz de olsa, sıkıntı, sıkıntı olarak kalır.Günümüz sanayi toplumundaki insanın edilginliği, onun en belirleyici özelliklerinden ve hastalığını dile getiren ögelerden biridir.

Devamı…Erich Fromm: Çoğu insan umut eder ama yüreğinin sesini dinlemez ona göre hareket etmez

Erol Anar’ın Fikret Başkaya Söyleşisi: AKP devlete egemen olunca gerçek yüzünü gösterdi

Fikret Başkaya (1)Sadece Türkiye’de değil, dünyanın hemen her yerinde sistem sıkışmış durumda. Ve bu durum bazı veçheleri itibariyle 1914 öncesini çağrıştırıyor. Böylesi durumlarda patinaj yapan aracın tekrar yola devam edebilmesi için iki seçenek var veya iki şey mümkün: Devrim veya savaş! Ve savaşın bir versiyonu olan faşizm… Türkiye hızla dinci faşizm rotasında yol alıyor. Demokratik-sol-seküler muhalefetin bir varlık gösterememesi, bu tehlikeli gidişi durduramaması durumda faşizm kaçınılmaz. Bir savaş ihtimalini de içererek tabii… Artık genel olarak kapitalizmin, özel olarak da Türkiye’deki rejimin insanlara teklif edebileceği bir şey yok.

Devamı…Erol Anar’ın Fikret Başkaya Söyleşisi: AKP devlete egemen olunca gerçek yüzünü gösterdi

“Bir defa kendiniz olmaktan vazgeçerseniz artık yalanla yaşarsınız…” Sonsöz – Arno Gruen

Kendine İhanet.jpegHiçbir zaman başkaldırma şansımız olmamışsa, asla kendiliğimize sahip olamamanın anlamsızlığını yaşamak kaderimizdir.
Franz Kafka, nafile olan bu tutunmayı çok duyarlı bir biçimde anlatmıştır. Dava adlı romanında, Joseph K. bir bisikletçi kimlik belgesiyle kim olduğunu kanıtla maya çalışır! Kafka’nın kahramanları acı çekmektedir, çünkü sadece görüntüden ibaret olan eksik kimliklere boşuna inanmışlardır. Bütünlüklerini “babacan” kanunlarla elde etmeye çalışarak, özlerinin sözde şekilsizliği içinde çözünmekten korunmaktadırlar. Traven’ in romanlarındaki kahramanlar ise çok farklıdır. Örneğin Ölü Gemi adlı romanında Koslowski zorla kabul ettirilen her türlü kimliğe karşı sonuna kadar mücadele etmektedir.

Devamı…“Bir defa kendiniz olmaktan vazgeçerseniz artık yalanla yaşarsınız…” Sonsöz – Arno Gruen