Gilles Deleuze: İstencin özü hep keder ve ruhsal çöküntüde keşfedilir

Kötümserliğe ve Schopenhauer’e Karşı
Gücün iradesinin yukarda da sayılan bu üç karşıt anlamı, istenç felsefesine son derece talihsiz bir biçimde belli bir “renk tonu”, duygusal bir renk tonu katmamış olsaydı hiç önemli değildi. İstencin özü hep keder ve ruhsal çöküntüde keşfedilir.

Devamı…Gilles Deleuze: İstencin özü hep keder ve ruhsal çöküntüde keşfedilir

İnsan mutluluğunun iki temel düşmanı: ıstırap ve can sıkıntısı – Schopenhauer

En genel gözlem, bize insan mutluluğunun iki temel düşmanının ıstırap ve can sıkıntısı olduğunu gösterir. Daha ileri gidip, birinden yakamızı sıyıracak kadar talihli olma ayrıcalığımızın düzeyinin bizi diğerine yaklaştırdığını söyleyebiliriz. Aslına bakılırsa hayatın bize sunduğu, bu ikisi arasında, az veya çok şiddetli bir salınımdır.

Devamı…İnsan mutluluğunun iki temel düşmanı: ıstırap ve can sıkıntısı – Schopenhauer

“Dinin Kökeni Korkudur” Varolmanın Acısı – Schopenhauer Felsefesi

Schopenhauer’in ahlak öğretisinin, ahlak bilincinde nitelikçe yeni bir basamak oluşturma olasılığı, onun dine, inanç sistemlerine yaklaşımında da önemli yansımalar gösterir. Sıkça tekrar ettiğimiz gibi düşünür, aklın içeriklerinin aklın kendi ürünü olduklarından emindi.

Devamı…“Dinin Kökeni Korkudur” Varolmanın Acısı – Schopenhauer Felsefesi

Bir Yanılsamanın Topografyası Olarak Aşkın Zihinsel Haritalarında Schopenhauer Okumaları

Picassoİnsanın tanrıları mümkün olduğunca fazla görmesini sağlayan kutsal bir bilgi olarak aşk, özneyi tanrılar dünyasına aktarmak için önemli bir işlev yüklenir. Aşk, arzunun kalın katmanları arasında geçiş sağlamak için gerekli ağır bir alettir. Değişik duygu katmanları arasında sert geçişkenlik aslında bir sıçramaya işaret eder ve bu sıçrama, öznenin bütün metafiziğini mitler dünyasına aktarır.

Devamı…Bir Yanılsamanın Topografyası Olarak Aşkın Zihinsel Haritalarında Schopenhauer Okumaları

Schopenhauer: İnsanların çoğu öldüğü zaman herhangi bir şey kaybetmiyor

Schopenhauer

İnsanların çoğunun hayatı öylesine sefil, öylesine önemsizdir ki, öldükleri zaman herhangi bir şey kaybettikleri söylenemez.
Bu çeşit kimselerde, değerli bir nitelik taşıyan biricik yan,yani insanlığın genel özellikleri ise, onlar ölseler bile, öteki insanlarda var olmaya devam eder. Devamlılık, bireylerin değil, insanlığın bir özelliğidir. ınsana sonsuz bir hayat verilmiş olsaydı, durmadan yaşayacağı için, en sonunda karakterinin değişmezliği ve sınırlı zekasından ötürü, öyle bir yeksenaklık duygusuna kapılacak ve öyle tiksinecekti ki, sonunda hiçliği tercih etmek zorunda kalacaktı.

Devamı…Schopenhauer: İnsanların çoğu öldüğü zaman herhangi bir şey kaybetmiyor