“Süvari teğmeni ‘Aman Paşa, sana sığındım, ben Kürdüm’ diyordu” – Aziz Nesin

Ne askerî lisede okumuş, ne Harb okulunda. Daha doğrusu hiçbir okula gitmemiş. Mürekkep yalamamış. Ama tepeden inme pasa olmuş. İmzasını da atmasını bilmediğinden ağalığı sırasında imza yerine parmak başarmış. Sonra İrade-i Seniyye ile «Bey» olunca parmak basmanın ayıp olacağını düşünerek nal kadar bir mühür yaptırmış. Cemal Bey deyip de geçmemeli; İran sınırındaki dağlar, yaylalar hep ondan sorulurmuş. Onun yanında, Vali, Sancak beyi kaç paralık adam?
Valiler Kürt Cemal Beyle hoş geçinmek zorunda… Yoksa Kürt Cemal Bey, Padişaha bir haber iletti mi o valinin işi bitiktir.
Bu sıra sıra dağlarda mısır patlar gibi mermiler atılmıyorsa Valiye kimsenin metelik verdiğinden değil, aşiretlerin Kürt Cemal Beye olan saygılarından…
Kürt Cemal devlet içinde bir devlet. Ama hiç bir zaman Tanrının yeryüzünde gölgesi «zılullah-ı filâlem» efendisine bas kaldırmış da değil. Tam tersine «Hazret-i Hilâfet-i Penahî» ye baş kaldıranların başını eziyor. Padişah da Kürt Cemal kulunun kendisine bağlılığını karşılıksız bırakmıyor.
Dağların, yaylaların, derelerin hâkimi Kürt Cemal’in neye ihtiyacı var ki? Altın dersen dolu, avrat dersen çok, toprak dersen ucu bucağı yok. Padişah da Kürt Cemal’i çok sevindirecek armağanlar yolluyor. Nedir onlar?.. Rütbe ile nişan. «Makam-ı muallâ-yı hilâfet» ten gelen nişanların hepsini takan Kürt Cemal’in ne göğsünde, ne sırtında, ne kollarında, ne paçalarında yer kalmış. Öyle nişan almış…
Kürt Cemal giydiği elbiseyi bastan sona nisanla donattığı halde nişanların birkaç katı da elinde kalıyor.

Kürt Cemal uzun bir yolculuğa çıkarken ardından gelen birkaç adamı da onun nişanlarını taşıyor. Sonra Kürt Cemal karşısındaki adamın adamlığına göre nişan takıyor… Olur olmaz adama karşı göğsünde 40-50 nişan taşısa yeter.
Onu ağa yapan, sonra da rütbesini arttırıp Bey yapan Padişah. Her hizmetinden sonra Padişahın kapı kadar da rütbe beratı geliyor.
Kürt Cemal altta kalır mı?.. Padişahtan her kurdelâlı nişan madeni geldikçe o da «Makam-ı saltanat» a olan bağlılığını bildirecek delil olmak üzere, hazineye olsun,hümayun’a olsun küpler dolusu altın yolluyor.

Kürt Cemal yetmiş yaşında ak sakallı bir Kürt Beyi olunca içinde bir umut kaldı:
Paşa olup Dersaadet’e kapağı atmak. Bu dileğini uygun bir şekilde padişahın kulağına duyurdu. Padişah kendisine bu kadar candan, yürekten bağlı kulunun bu dileğini de yerine getirdi. Onu Selimiye kışlasına paşa yaptı. Yaptı ama bu, bir kölesinin gönlünü etmek için verilen paşalıktı. Doğrusu, okuryazarlığı bile olmayan Paşaya gerçekten hiç bir yetki verilmemişti.
Kürt Cemal Paşa sırmalar, püsküller, parlak düğmeler, kırmızı zırhlar içindeki elbisesini giyer, nişanlarını takar takıştırır, kulaklarına varan bıyıklarını burarak, ak sakalını sıvazlıyarak Selimiye Kışlasının içinde bir baba hindi gibi kabara kabara gezinirdi. Göğsünde maltız keçilerinin sütlü memeleri gibi sarkan nişanların şakırtısı taa öteki koridorun başından duyulurdu.

Salma salma gezmekten başka işi yoktu.
Harbiye Nazırı, Kürt Cemal Paşaya hiç bir iş bırakılmamasını sıkı sıkı emretmişti.
O yalnız bir operet mareşali gibi kışlanın içinde gezmekteydi. Ama bir işler yapmak istiyordu.
Her sabah kışlaya gelişinde yaverine sorardı:
• Ula Yoover!
• Buyrun Paşam.
• Ne var ne yoh?
• İyiliğiniz paşam.
• Heç bişey yoh mi?
• Yok Paşam…
Kürt Cemal Paşa her sabah böyle sorar, yaveri de ona hep böyle cevap verirdi.
Oysa Kürt Cemal Pasa, bir şeyler yapmak, kendini göstermek istemekteydi.
Sonunda bir sabah istediği oldu.
O zamanki hafta başı günü Cumartesi sabahı idi. Bir mülâzim-i evvel (yani teğmen) tatil günü olan Cuma günü disipline aykırı bişeyler yapmıştı.
Kürt Cemal Paşa içeri girdiğinde uzun boylu, geniş omuzlu, kara püskül kaşlı, kara bıyıklı bir mülâzim-i evvel odanın bir köşesinde suçlu suçlu duruyordu.
Kürt Cemal Paşa her zamanki gibi yaverine sordu:
— Ula Yoover!
• Buyur paşam.
• Ne var ne yoh?
• iyilik sağlık paşam.
• Heç bişey yoh mi?
• Yok paşam.
• Bu dikilen mülâzim ne?
• Efendim, inzibat dairesinden hakkında bir jurnal var da.
Aylardan beri beklediği işi bulmanın sevinciyle Kürt Cemal Paşanın kaşları çatıldı, bıyıkları biraz daha havaya dikildi.
• Curnal miii?..
• Evet paşa hazretleri.
Kürt Cemal Paşa ateş saçan gözlerini mülâzim-i evvele çevirdi. Mülâzimi bakışları ile çiğ çiğ yiyecekti.
— Ohu şu curnali yover. Curnali ohu…
Yaver jurnali okumaya başladı:
— «Rebiülevvelin 21 ine müsadif Cuma günü, süvari alayı zabitanından mülâzimievvel Zülfi, Apostol’un meyhanesine girerek işret eylediği…»
Kürt Cemal Paşa,
• Neee!… diye bağırdı. Ne, rahı mı içmiş… Voy, voy voy, rahı içmek, heeee…
Arkasını ohu şunun yover, arkasını ohu!
• «işret eylediği, badehu Moda’daki kadınlara mahsus deniz hamamına giderek zorla içeri girmek istediği, deniz hamamcısı Kirkorun mümanaatına karşı da mezburu başından cerh ile kadınlara mahsus deniz hamamına girdiği…»
Dişlerini gıcırdatan Kürt Cemal Paşa,
— Neee! diye bir daha bağırdı… bekçinin gafasını mı gırmış?.. Onun da gafasını goparalar…
Onun da gafasını gıralar… Curnalin arhasını ohu yoover…
Yaver okudu:
— «Bilâhare kadınlara mahsus deniz hamamına girerek hatunlardan birine
taaruzla…»
Kürt Cemal Paşa,
— Neee!.. diye bağırdı yine, garilere mi saldırmış? Voy babasini, voooy… Onun da erkekliğini goparalar.
Ateş püsküren Cemal Paşa kızgınlıktan ak sakalı titriyerek,
— Yaz, yoover! dedi… Dediklerimi yaz. Rahı içtiğinden rütbesinin sökülerek geri alınmasına, fendime deyim, bir herifin gafasını gırdığından iki ay hapsine… Ve…
Garilerin namisine tariz eylediğinden Fizan’a sürgün edilmesine… Ve…
Kürt Cemal Paşa yavere daha çok şeyler yazdıracaktı ama, uzun boylu, yakışıklı yağız süvari teğmeni Cemal Paşaya yaklaşarak, başı önünde, Kürtçe şöyle söyledi:
— Ez di bahti teme Poşe… Ez kırmonçe…
Süvari teğmeni «Aman Paşa, sana sığındım, ben kürdüm» diyordu.
Bunu duyar duymaz Kürt Cemal Paşanın eli sakalına gitti. Sakalını sıvazlıyarak,• Eyle disene canııım… dedi.
Birden yumuşamıştı. Yavere döndü:
• Yoover..,
• Buyur paşam.
— Hele şu curnali bir daha oku, iyi anlayamamışım.
Yaver okumaya başladı:
— «Rebiülevvelin 21 ine müsadif Cuma günü 2 nci süvari zabitanından mülâzimievvel Zülfü, Apostol’un meyhanesine girerek işret eylediği…»
Jurnalin burasında Kürt Cemal Paşa,
• içer ya yover, dedi içer ya yover. Padişahımızın koskoca bir zabiti içer. Allah Allah, az bile içmiş. Hele ohu yover…
• «işret eylediği, badehu Modadaki kadınlara mahsus deniz hamamına giderek
zorla içeri girmek istediği…»
• Girer ya yover… Padişahımın koskoca bir zabiti az bile etmiş. Hele ohu yoover.
• «Deniz hamamcısı Kirkor’un mümanaatına karşı mezburu başından cerh ile…»
• Gafasini mi girmiş, az bile yapmış. Gırar ya caniim… Padişahın koskoca bir zabiti. Gırar da goparır da. O küffar, bu müselman. Hele ohu yover.
• «Kadınlara mahsus deniz hamamına girdiği…»
• Girer ya canimm…
• «Bilâhare hatunlardan birine taarruzla…»
• Eder ya canimm… Taarruz da eder, istilâ da eder, padişahın koskoca bir zabiti.
Yaz yover. Mülâzimin yüzbaşılığa terfiine ve… Curnali yazanın rütbesinin sökülmesine ve… iki ay hapsine ve… Fizan’a sürülmesine ve…

Ez Kurmancım
Aziz Nesin
Bay Düdük

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Göç ve Asimilasyon Üzerine | Sırrı Süreyya Önder: “Mesai saatinde ölmek yasak!”

Asimilasyon, geçen asrın en sevimsiz kavramlarından biri olarak yazıldı insanlığın ortak hafızasına… Kürtlere yönelik asimilasyon politikalarının belki ve sadece bir...

Kapat