Nazım Hikmet’in Kaleminden Ağustosböceği ile Karınca’nın Hikayesi

Ağustosböceği artisttir. Bütün bir yaz sıcak, sarı kırları, ılık, yaldızlı geceleri sevinç türküsüyle doldurur. Kırlarda çalışanlar, yıldızların altında yorgunluk çıkaranlar onun aydınlık sesinden tat duyarlar.

***

Ağustosböceği artisttir. Şarkısını söylemek için soluk tüketir; yüreğini parça parça, ışıklı damlalar gibi ses biçimine sokarak havalara dağıtır. Yorulur, didinir… Yalnız kendisi için değil, bütün kendini dinleyenler için… O bu işe, başkaları için türkü söylemeye öyle alışmıştır ki, kendini düşünmez, bütün bir yaz, kendi özel yararını bir kerecik olsun aklına getirmez.

***

Kara kış gelmiştir. Ağustosböceği aç. Ağustosböceği donuyor soğuktan. Gider, karıncanın kapısını çalar. Karınca, bütün bir yaz yalnız kendini, yalnız özünü düşünerek kışlık yiyeceğini düzmüş, ambarlarını doldurmuştur. Şimdi buğday çuvalları arasında, burnu Kafdağı’nda oturmaktadır. Bütün bir yaz, taneleri birbiri peşinden kendi evine sürüklerken, Ağustosböceğinin, türkülerinden hız aldığını, o türkülerle yazın güzelliğini bir parçacık olsun anlayabildiğini çoktan unut- muştur. Şimdi, kapısını çalan Ağustosböceğini, üstüne üstlük, kendi aklınca bir de alay ederek kovar.

Ben bu masaldaki karıncadan tiksinirim, iğrenirim. Ağustosböceğine gelince, ona bütün bir yaz kendini, özünü düşünmeden türkü çağırdığı için değil, hayır, bu onun en güzel, en kahraman yanıdır, hayır, ben Ağustosböceğine gidip karıncanın kapısını çalacak kadar budalalaştığı, en sonunda, yüreğinin gücünü böylece kaybettiği için kızarım.

Nazım Hikmet Ran
Orhan Selim mahlası ile 18/04/1935 yılında Akşam Gazetesi yayımlanmıştır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here