Lev Tolstoy: Bir insan için iyidir, bir başkası için de kötüdür dersek yanlış olur

Çok yaygın bir kör inanç vardır, her insanın belirli özelikleri olduğu söylenir. Sözgelimi, biri için iyidir, kötü huyludur, zekidir, aptaldır, çalışkandır, tembeldir vb. denir. Oysa hiç de böyle değildir.
Bir insanın çoğunlukla iyi, çoğunlukla akılı, çoğunlukla çalışkan olduğunu, ya da bunun tersini söyleyebiliriz. Ama bir insan için iyidir ya da akılıdır, bir başkası için de kötüdür ya da aptaldır dersek yanlış olur bu. Gelgelelim hep böyle ayırırız insanları. Çok yanlış bir tutumdur bu aslında.

İnsanlar nehirlere benzerler: Hepsinden aynı su akar, ama her nehir kâh daralır kâh bulanık, kâh soğuktur kâh ılık. İnsanlar da böyledir. Her insanda kîşioğlunun genel özel iklerinin özü vardır; bazen bunlar, bazen ötekiler çıkar üste; iyi ya da kötü olur. Bazı insanlarda bu değişiklikler pek belirgindir; kesindir. Nehlüdof da bunlardandı. Bedensel nedenleri de ruhsal nedenleri de vardı bu değişikliklerin. Şimdi de böyle bir değişiklik olmuştu onda.

Mahkemeden ve Katyuşa’yla ilk görüşmesinden sonra düşüncelerinin değişmesinden duyduğu o sevinç, o gurur duygusu tamamen kaybolmuştu şimdi, son görüşmeden sonra korkuya, hattâ Maslova’dan tiksinme duygusuna bırakmıştı yerini. Onu bırakmamaya, Maslova isterse onunla evlenmeye kararlıydı hâlâ, ama ıstırap veriyordu ona bu, ağır geliyordu.

Maslennikof’u gördüğünün devrisi günü, Maslova’yı görmek için ceza evine gitti gene.

Müdür görüşmesine izin verdi, ama kendi odasında ya da avukat odasında değil, kadınlar bölümünün görüşme yerinde. İyi yürekli bir insan olduğu halde, eskisinden daha bir soğuk davranıyordu Nehlüdof’a karşı şimdi nedense. Besbeli Maslennikof o konuşmalarından sonra bu ziyaretçiye çok dikkat etmesi için uyarmıştı onu.

— Görüşebilirsiniz, dedi; yalnız, önce de söylediğim gibi, para konusunda… Sayın valinin yazdıkları gibi, onun revire alınması isine gelince, yapacağız bunu, doktor da razı. Ama o istemiyor. O kel kafalı kocakarılara hizmet etmemdi bir eksik olan, diyor. Böyledir bunlar, Prens.

Nehlüdof cevap vermedi, onu Maslova’yla görüştürmesini istedi. Müdür, gardiyanı yol adı.

Nehlüdof kadınlar bölümünün boş ziyaretçi odasına müdürün arkasında girdi.

Maslova oradaydı. Parmaklığın bu yanına geçti. Durgun, ürkekti. Nehlüdof’a iyice yaklaşıp, yüzüne bakmadan, alçak sesle:

— Bağışlayın beni Dmîtri İvanoviç, dedi, önceki gün kötü şeyler söyledim size.

Nehlüdof:

— Bağışlayacak biri varsa o da sizsiniz… diye başladı. Maslova kesti sözünü:

— Neyse, gene de bırakın beni siz.

Başını kaldırıp Nehlüdof’un yüzüne baktı. Korkunç bir biçimde yana kayan bu gözlerde gene inatçı, öfke dolu bir ifade gördü Nehlüdof.

— Niçin bırakacakmışım sizi?

— İşte.

— Sebep ne ama?

Maslova başını kaldırıp, gene aynı öfkeyle baktı Nehlüdof’a.

— Ne bileyim, bırakın işte, dedi. Sahi söylüyorum, bırakın beni. Yapamıyorum. Hiç gelip görmeyin beni bir daha, ilgilenmeyin benimle. —Dudakları titriyordu. Bir an sustu.— Sahi söylüyorum. Asayım kendimi olsun bitsin; böylesi daha iyi.

Nehlüdof, Maslova’nın bu cevabında ona karşı bir nefretin, bağışlanmamış bir kötülüğün, aynı zamanda da başka, iyi, önemli bir şeyin olduğunu sezinlemişti. Maslova’nın tamamen sakinken de önceki gün söylediğini tekrar etmesi Nehlüdof’un içindeki kuşkuları bir anda yok etmiş, onu heyecanlı, duygulu, kararlı Nehlüdof yapmıştı gene.

Son derece ciddi:

– Katyuşa, dedi, önceki gün söylediğimi gene söylüyorum. Benimle evlenmeni istiyorum. Razı olmazsan, buna razı olmadığın sürece, önce de söylediğim gibi, seni nereye götürürlerse ben de geleceğim peşinden. Maslova:

— Sizin bileceğiniz iş bu, dedi, artık konuşmayacağım bu konuda.

Dudakları titremeye başladı gene. Nehlüdof da —kendinde konuşacak gücü bulamadığı için—susuyordu. Sonunda toparladı kendini.

— Şimdi köye gidiyorum, oradan Petersburg’a geçeceğim, dedi. İşimiz için elimden geleni yapacağım, inşal ah affedilirsiniz.

— Affetmezlerse de bir şeyi değiştirmez bu. Benim için asıl önemli olan…

Gözyaşlarını tutabilmek için ne denli çaba sarfettiğinin farkındaydı Nehlüdof. Heyecanını gizlemek için birden sordu Maslova:

— Şey, Menşof’u gördünüz mü? Gerçekten suçlan yok muymuş?

— Gördüm. Galiba suçsuzlar.

— Çok iyidir zaval ı kadın.

Nehlüdof, Menşof’tan öğrendiklerini anlattı; bir isteği, ihtiyacı olup olmadığını sordu. Maslova:

— Hayır, dedi.

Gene bir süre sustular. Maslova şehlâ gözlerini Nehlüdof’-un yüzüne kaldırarak birden:

– Revir işine gelince, dedi, siz istiyorsanız giderim oraya; bir daha içki de içmeyeceğim…

Nehlüdof, bir şey söylemeden gözlerine baktı. Gözlerinin içi gülüyordu Maslova’nın.

— Çok güzel, diyebildi ancak Nehlüdof. Vedalaşıp çıktı.

Evet, evet, bambaşka bir insan bu, diye düşünüyordu Nehlüdof. Tüm kuşkuları yok olmuştu; o güne kadar hiç tatmadığı yepyeni bir duygu doldurmuştu içini; aşkın büyüklüğüne, yenilmezliğine inanıyordu artık.

Lev Tolstoy – Diriliş

Yorum yapın

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org

Önceki yazıyı okuyun:
Oğuz Atay’ın Eserlerinde Franz Kafka ve Fyodor Dostoyevski’nin Edebi Etkisi

Kapat