Kiminle Dalga Geçiyorsun Ahmet Altan? – Ahmet Nesin

Anlayamadığımız Kürt açılımının adı Demokrasi açılımı diye değişince ne yalan söyleyeyim daha çok korktum. Kürt açılımından korkma nedenim açılımın olacağından değil, söylenip de olmayacağını bilmemden kaynaklanıyordu. Bir partinin siyasi bir konuda açılım istemesi ve onu gerçekleştirmesi için kendi parti programında o açılım konusuyla ilgili bitakım veriler ve açıklamalar olması gerekiyor. Bunlar yokken ister iktidarda olun, ister muhalefette atacağınız hiçbir adım inandırıcı olmaz. “Diğer partili arkadaşlar, sivil toplumcular, sanatçılar, sinemacı ve şarkıcılar ve de hatta yazarlar, bana bişeyler fısıldayın, ben açılım yapacağım…” diyerek açılım yapmak isteyenler ve onu destekleyenler bugünkü duruma gelir ve bana göre komik duruma düşerler.

AKP Genel Başkanı Recep Tayip Erdoğan Kürt açılımını başlatacaklarını söylediğinde ilk demeci “Parti içindeki Doğu ve Güney Doğu’lu milletvekilleri arkadaşlarımız demeç vermesinler…” olmuştu. Bu açıklama sadece parti diktatörlüğüyle bağdaştırılamaz, burada söylenmek istenen partinin hedefinin ne olduğunun bilinmemesi ve konuşması gereken milletvekillerinin konuyu Erdoğan’dan daha fazla bilmeleridir.

Neyse ki Kürt açılımı isim değiştirdi de neyi, ne için savunacağımızı bilmediğimiz şeyi, illa da demokrat olma adına savunmaktan kurtulduk. Çünkü son dönem demokrasi anlayışında böyle bir mantık var, darbeye karşıysan ciddi bir asker sendromuna tutulman gerekir, darbeleri sadece askerlerin yaptığına inanır ve nerdeyse son aşamasına gelmekte olan sivil darbeyi görmezsin. İşte tam burada demokrasi açılımı dendi ve ben gerçekten korktum. Kendi diktatoryasını kurmak isteyen AKP’nin bilmediği bir konuda açılım yapması beni ürkütmüştü. Çünkü önünde sonunda Kürt açılımını sağına soluna sorarak öğrenir ve kimi kandırıkçı şeyleri yapardı. Ama demokrasi aynı şey değil, kendi istemediği bişeyi başkalarına sorarak da öğrenemezdi, neyse ki bilmediği açılımın da adını değiştirdi de rahatladık.

Açılım güya bitti ama hükümet inatla toplantılarını devam ettiriyor. Şarkıcılar, sinemacılar, oyuncular, sanatçılar çağrıldı, son olarak da yazarlar çağrıldı. Ben bütün toplantılara karşı çıkanlardanım, nedenim de çok basit, sanatçı muhalefettir, iktidara karşı yeni ve doğruları üretip sunandır, iktidarla beraber olup “Bunu beraber nasıl çözeriz.” diyen bir sanatçı grubu ben görmedim. Sanatçı eleştirilerini müziğiyle, filmiyle, resmiyle, karikatürüyle, yazısıyla ortaya koyar ama asla bunları hükümetle tartışarak çözüm aramaz. Getirdiği önerilerin çoğunu zaten iktidar beğenmez, beğeniyorsa o sanatçıda yada yazarda bence bir eksik vardır.

Taraf Gazetesi yazarı Ahmet Altan bugünkü yazısında anayasa değişikliğine karşı çıkanlara çok kızmış ve “Bu ülkede kan “açılım” olduğu için değil, yeterince “açılım olmadığı” için dökülüyor, bu ülkenin çocukları “demokrasi” olduğu için değil “yeterince demokrasi olmadığı” için ölüyor, onları koruyabilmemiz için özgürlükleri genişletmemiz gerekiyor ama “açılıma karşıyız” diyenlerin Ankara’daki yöneticileri “kanı ve ölümü” durduracak her girişimin önüne dikiliyorlar.”  diye yazmış.

Bu yazılana inanmamak elde değil, altına imzamı atarım da bir şartla, bu hükümetin açılım getirip getirmeyeceğine, demokrasiye benim kadar inanıp inanmadığına bakarım önce, bunları kendi demokrasi anlayışım olarak ortaya koyarım, iktidara beğendirmeye çalışmam. Eksik olduğunu bile bile iktidar bunlara benzer bişeyler yapıyorsa bunu desteklemem. Ben demokrat olarak geçici demokrasi yada Kürt açılımını destekleyemem, o zaman kendime olan inandırıcılığımı yitiririm. Demokrasiyi yarım destekleyerek halka bişeyler verdiğim konusunda kimseyi kandıramam. Türban tartışmasında  Baskın Oran’ın dediği gibi, “Türban ve kız öğrencilerin özgür okumaları için AKP’yle koalisyon kurarım, şeriat getirmek isterse savaşırım…” diye hiç de inandırıcılığı olmayan şeyler yazamam.

AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan son olarak yazarlarla görüştü ve davete gitmeyenler arasında Ahmet Altan da var. Ahmet Altan’ın açıklaması ilginç: “Bu tür toplantılara mizacım itibariyle katılmıyorum ama bu süreci destekliyorum. Bu konudaki görüşlerimiz zaten malumunuzdur.” Bu açılımlara, anayasa değişikliğine bu kadar katılıyorsan orada mizacından bir kerelik taviz verirsin ve orada olursun, karşı çıkanlara nerdeyse küfür edecek kadar bağırıp yazıyorsan eğer ve bunu demokrasi adına yaptığına inanıyorsan bence böyle mazeret olmaz. Bu bir kandırıkçılıktır, açılımlara ve anayasa değişikliklerine benim kadar inanmamaktır, esas istediği demokrasinin bu olmadığından emin olmaktır ve oraya katılmalarına karşın inanmayanlardan kaçmaktır. Demokrasi bu kadar kolay dalga geçilebilen bişey değildir, tabii gerçekten inanıyorsan, hele de AKP’yle birlikte…

ahmetnesin.wordpress.com

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
ABD ve AB karşıtlığında bir numara olan ülke Türkiye!

BBC Dünya Servisi'nin 28 ülkede yaptırdığı uluslararası ankette, Obama faktörüne rağmen Türkiye’de ABD hakkında olumsuz düşünenlerin oranının yüzde 70’e ulaştığını...

Kapat