Süreyya Paşa, Nazım Hikmet ve Kadıköy’de Bir Sinemaya Dair

Süreyya Sineması’nın ilk müdürü, Nazım Hikmet’in babası Hikmet Bey’di. Nazım Hikmet’in ‘Romantik Komünist’ adlı son biyografisinde yazarlar Şaime Göksu ve Edward Timms şunları anlatıyor: Hikmet Bey, 1932’de bir köpek tarafından ısırılıp kuduz aşısı yaptırmıştı. Ama birkaç gün önce bir yaralanma dolayısıyla tetanos aşısı da yaptırdığından, iki aşının uyuşmaması nedeniyle ağır hastalandı ve kısa süre sonra öldü. Hastayken, Süreyya Paşa (İlmen) evlerine gelerek sinemanın hesaplarıyla ilgili olarak kendisiyle konuştu. Hikmet Bey birkaç gün sonra ölünce, Nazım Hikmet çok üzüldü ve öfkeyle ”Hiciv Vadisinde Bir Tecrübei Kalemiye” başlıklı bir şiir yazdı. Ayrıca Gece Gelen Telgraf adlı şiirinde de (1932), Süreyya Paşa’ya duyduğu öfkeyi şöyle dile getiriyordu:

”Babamın gözleri artık
simsiyah defterleri göremiyordu…
Fakat siz haklısınız:
o gündü hesap günü.
Taktınız tenezzülen kendi elinizle siz
bir ölünün burnuna gözlüğünü,
beş papelin hesabını istediniz.”

Beyoğlu ve Kadıköy’deki tarihi sinema binaları, son yıllarda birer birer onarılarak İstanbul’un kültürel hayatında yeniden eski yerlerini alıyor. Beyoğlu’ndaki Emek’le Atlas, Kadıköy’deki Rexx (eski Apollon Tiyatrosu) gibi Kadıköy’deki 76 yıllık Süreyya Sineması da hem dışı hem içiyle İstanbul’un sinema salonları arasında benzersiz bir yere sahip.

Geçtiğimiz yıllarda  uzun bir çalışma sonunda, dış cephesi, mal sahibi olan Darüşşafaka Cemiyeti tarafından tamamen yenilenip boyanan sinema, ses ve görüntü teknolojisi açısından da yenilendi. 731 koltuklu salonda filmler, 4000 Watt projeksiyon gücü ve 4200 Watt RMS ses gücü ile büyük ekranda sunuluyor.

SİNEMA NASIL KURULDU?
Döneminin en önemli girişimcilerinden olan ve Maltepe’deki Süreyyapaşa Plajı’yla tanınan Süreyya İlmen’in (Süreyya Paşa) başkan olduğu derneklerden Kadıköy Tesisi Mekatip ve Terakkii Maarif, kapanmaya başlayan okullara destek vermek amacıyla 1922’de Kadıköy’deki okulların yararına Apollon Tiyatrosu’nda (bugünkü Rexx Sineması) büyük bir müsamere düzenlemek ister. Ancak salon derneğe verilmez. Süreyya Paşa da 1924’te Kadıköylülerin sinema, tiyatro, balo, nişan gibi kültürel ve sosyal ihtiyaçlarını karşılayacak Süreyya Sineması’nı yapmaya başlar.

Sinema, Süreyya Paşa’nın Avrupa’da görüp hayran kaldığı tiyatrolardan kopya edilerek yapılır. Örneğin hol kısmı, Paris’in Champs Elysee tiyatrosunun holünün aynısıdır. İç kısmı Alman tiyatrolarından kopya edilmiştir. O zamanlar sesli sinemalar henüz icat edilmediği için Süreyya Paşa’nın hayali, hem sinema hem de tiyatro için kullanılabilecek bir müessese oluşturup, 1900’de Viyana’ya seyahatinde operada görmüş olduğu bir sahneyi canlandırmaktır. İnşaat sırasında Akşam gazetesine yaptığı bir açıklamada elektrik ve kalorifer tesisatını Avrupa’dan sipariş ettiğini söylediği yıl, henüz Kadıköy’de elektrik yoktur.

Süreyya Sineması 6 Mart 1927’de açılır. Salon 1928-1929 yıllarında Süreyya Opereti’nin temsilleri için sadece belli günlerde hizmet vermektedir. 1930’da sesli filmler gösterilmek üzere gereken teknik değişiklikler yapılır. Temmuz 1936’da yazlık bölümü faaliyete başlar.

DARÜŞŞAFAKA’YA BIRAKTI
Süreyya İlmen 1950’de sinemayı, geliri kendisi ve eşi ölünceye kadar kendilerine ait olmak üzere, Darüşşafaka Cemiyeti’ne bıraktı. Süreyya İlmen’in ölümüne kadar 15 yıl Süreyya Sineması’nın işletmeciliğini dönemin en profesyonel sinemacılarından Lale Film’in sahibi Cemil Filmer yaptı. Süreyya İlmen’in 1955’te ve eşi Adalet İlmen’in de 1966’da ölümünden bu yana, sinema aile bireyleri tarafından işletiliyor.

LOCALARI DA VAR
Süreyya, 1994’te tadilat dolayısıyla 3 hafta kapatıldı. İspanya’dan ithal edilen koltukları, üç boyutlu gösterime uygun gümüşlü perdesi ve ses düzeni ile yenilendi. Perde daha sonra düzenli aralıklarla tekrar yenilendi. Sinema salonu balkon yapısı, tavan ve kornişlerdeki freskleri ve yan duvarlarındaki tablolarıyla şehrin tarihi açısından, orijinal haline uygun olarak korunmuş ender mekanlardan biri. Sinemanın özelliklerinden biri de, iki katta yan localarının olması.

Vaktiyle balo salonu olarak yaptırılan bölüm bir mağaza tarafından kullanılıyor. Yazlık sinema olan yerde ise  -ne yazık ki-   Otopark bulunuyor.

Süreyya Opereti’nin primadonnası Gülriz Sururi’nin annesiydi
Süreyya Paşa, 1928’de Süreyya Opereti’ni kurdu. Bu topluluk, alaturka bestelerin ilk defa operete dönüştürülmesinde öncülük etti. Süreyya Opereti çalışmalarını 1934’e kadar sürdürdü. Operette rol almış sanatçılar arasında genç yaşta ölen operetin primadonnası Suzan Lütfullah, daha sonraki primadonna Semiha Berksoy, Toto İrma (Karaca), Fikriye Hanım gibi ün yapmış birçok isim yer aldı. Halen merdiven başlarından birinde Gülriz Sururi’nin annesi Suzan Lütfullah’ın tunçtan heykeli bulunuyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here