Jerome David Salinger: Ama sana müthiş bir sır vereceğim şimdi – beni dinliyor musun?

0
15

Salinger’ın ve Hepimizin “Şişman Hanım”ı
Telefonun öbür ucundaki ses yeniden duyuldu.  ‘Akıllı Bir Çocuk’ Programına beşinci kez filan çıktığımı hatırlıyorum (…) yayından bir gece önce vıdıvıdılanmaya başlamıştım. Tam… kapıdan çıkarken Seymour, ayakkaplarımı boyamamı söyledi bana. Kudurdum. Stüdyodaki seyirciler geri zekâlıydı, sunucu geri zekâlıydı, sponsorlar geri zekâlıydı ve benim de bu moronlar için ayakkaplarımı boyamaya filan hiç niyetim yoktu; böyle dedim Seymour’a. Oturduğumuz yerden ayakkaplarımı zaten göremezler, dedim.

O da, gene de boya onları dedi. O Şişman Hanım*  için boya onları, dedi bana.Neden bahsettiği hakkında en ufak fikrim yoktu, Allah Kahretsin, ama yüzünde öyle Seymour’ca bir ifade vardı ki, tutup boyadım akkapları. Seymour o Şişman Hanımın kim olduğunu hiç söylemedi bana, ama mikrofona her çıkışımdan önce ayakkaplarımı Şişman Hanım için boyadım ben – seninle birlikte programa çıktığımız onca yıl boyunca boyadım onları, hatırlarsan. Bu işi bir iki kereden fazla savsakladığımı sanmıyorum. Şişman Hanımın korkunç net portresi zihnimde açık seçik belirdi. Kadıncağzı verandasında oturmuş, sabahtan akşama sonuna kadar açık radyosuyla sinekleri şaplaklarken kuruyordum kafamda. Dayanılmaz derecede sıcak bir hava vardı ve kadıncağız da herhalde kanser filandı. Herneyse, ben yayına çıkarken Seymour’un neden ayakkaplarımı boyamamı istediği kafamda apaçıktı, lanet olsun. Bunun bir anlamı vardı.”

Franny ayakta duruyordu şimdi. Elini yüzünden çekmiş, telefonu iki eliyle birden tutuyordu. “Bana da söylemişti,” dedi ahizeye. “Bir keresinde, Şişman Hanım için komik olmamı söylemişti.” Bir elini telefondan çekti ve çok kısa bir an için başının üstüne koydu, sonra telefonu yeniden iki eliyle tutmaya devam etti. “Ben o Hanımı verandasında otururken dtüşünmedim hiç, onu – hani bilirsin ya – çok kalın, damarları çıkmış bacaklı bir kadın olarak düşündüm hep. Böyle korkunç bir hasır iskemlede otururken. Benim Şişman Hanım da kanserliydi ve sonuna kadar açık bir radyo dinliyordu bütün gün! Evet, benimki de aynen öyle yapıyordu!”

“Evet. Evet. Evet. Peki. Şimdi sana birşey söyleyeceğim dostum… Dinliyor musun?”

Son derece gergin görünen Franny başını salladı.

“Bir oyuncunun nerede oynadığı umurumda bile değil. Yaz turnelerinde de olabilir bu, radyoda da, televizyonda da, hatta kahrolasıca bir Broadway tiyatrosunda da olabilir, düşünebileceğin en son moda, en semirmiş, güneşten en çok yanmış seyircisiyle birlikte, komple olarak. Ama sana müthiş bir sır vereceğim şimdi – beni dinliyor musun? Ordakiler arasında Seymour’un Şişman Hanımı olmayan hiç kimse yok. (…) Seymour’un Şişman Hanımı olmayan kimseye hiçbir yerde rastlayamazsın. Bilmiyor musun bunu? Bu kahrolası sırrı öğrenemedin mi daha?” **

Özelikle Amerikan edebiyatının klasiklerinden sayılan  Çavdar Tarlasında Çocuklar (Gönülçelen) adlı eseri ile tanınan yazar J. D. Salinger 91 yaşında münzevi yaşamını sürdürdüğü evinde  29.01.2010 tarihinde hayatını kaybetti.  Romanının getirdiği ünden kaçınmak için 50 yılı aşkın süredir New Hampshire’da münzevi bir yaşantı süren Salinger’e vasiyeti üzerine cenaze töreni düzenlenmedi.
Salinger, edebi kariyeri süresince aralarında, ‘9 Stories/ 9 Öykü’, ‘Franny and Zooey’, ‘Raise High the Roofbeam Carpenters/ Yükseltin Tavan Kirişini Ustalar’ ve ‘Seymour – An Introduction/ Bir Giriş’ gibi eserlere imza attı. Salinger’in, daha önce verdiği röportajlarında “’Yazmayı seviyorum ve sizi temin ederim düzenli olarak yazıyorum. Ancak ben kendim için yazıyorum…  Ancak ben kendim için yazıyorum ve bunu yapabilmem için kesinlikle yalnız bırakılmam gerekiyor ” diyen yazarın diğer eserlerinin ölümünden sonra günışığına çıkması bekleniyor.
1951 yılında yayımlanan Gönülçelen adlı eserde Salinger, Soğuk Savaş Amerikası’nda Holden Caulfield adlı bir ergenin isyan ve yabancılaşma hikayesini anlatıyor. Roman birçok dile çevrildi ve dünya çapında 65 milyondan fazla sattı.


* J.D. Salinger’ın yarattığı bir fiktif kahraman. Bilumum radyocuların, sinemacıların, yazarların, ressamların, heykeltıraşların ve diğer tüm sanatçı makulesinin mutlak ve nihaî öznesi, şaşmaz şekilde o Şişman Hanımdır.
** Kaynak: J. D. Salinger; Franny ve Zooey, YKY (6. baskı) 2006. (s.150-151)

Cevap Ver

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz