Tuncel Kurtiz: ‘Komünizmden başka bir yol var mı?’

Yeni Harman dergisinden Başar Başaran’ın Sinema oyuncusu, yönetmen, yapımcı, senarist Tuncel Kurtiz ile  yaptığı söyleşide  Kurtiz: “Başka bir yol var mı yani? Başka bir düşünce, başka bir hissiyat, başka bir felsefe var mı? Dünyayı bir bahçe haline getirebilecek, insanoğlunun insanca yaşamasını, köleliğin kalkmasını, ırkçılığın kalmamasını öneren bir yol var mı? Bir hayal dünyasında yaşıyorum belki ama ona inanıyorum. Bir gün gerçekleşecek” dedi.

Sinema oyuncusu, yönetmen, yapımcı, senarist Tuncel Kurtiz, Yeni Harman dergisine konuştu. Son dönemde Ezel dizisindeki rolüyle gündeme gelen Kurtiz, derginin Şubat sayısında yayımlanan röportajın bir bölümü bir çok sitede yer aldı. Söyleşiyi yapan  Başar Başaran’la  memleket meseleleri  ve sanatın güncel durumunu üzerine konuşan  Kurtiz, TEKEL direnişi hakkındaki görüşlerini ve komünizme nasıl baktığını anlatıyor. Ve  ‘Komünizmden başka bir yol var mı?’ diye soruyor.

http://www.dailymotion.com/video/xaz7rz_ezel-ezel-ile-ramiz-dayynyn-yiiri_shortfilms

Bu röportaj fikrine bizi götüren düşünce sizi son zamanda popüler bir dizi ile genel izleyiciye ulaştıran medyada sık işlenen konuların dışında, sizinle memleketin ve sanatın durumunu konuşmaktır.

Gayet tabii ya. Bu Ramiz Dayı karakterine olan ilgi açıkçası beni bazen bunaltıyor. Yolda bana Ramiz Dayı diyenlere ‘Benim adımı biliyor musunuz kardeşim?’ diyorum. ‘Bilmiyoruz’ diyorlar. Ama ben Ramiz Dayı’dan önce Hacı’da oynadım. Hacı dediniz. Cemal Aga oynadım onu dediniz. Yahu insan kim oynuyor diye bir bakar. Ben bir sürü oyun oynadım ve oynamaya da devam ediyorum. Ramiz Dayı değilim ben. Ama Ramiz Dayı’yı oynayan Tuncel Kurtiz’im. Böyle ‘Dayı, Dayı’diye bağıranlar için geçen gün birisi dedi ki ‘Tuncel kızma, niye beni seviyorsun kardeşim’ diye sor. Hiç değilse sohbet edersin. Adamın birisi, vapurda resmimi falan çekmeye çalışıyor. Sordum ne cevap verdi biliyor musun? ‘Abi, sen var ya böyle yemeğin suyuna ekmeği banarlar ya öyle oynuyorsun’ dedi. Vay anasını dedim. Yaşa be kardeşim dedim ya, hakikaten öyle oynayabiliyor muyum? Nasıl hoşuma gitti anlatamam. Ama ben bu diziyi seviyorum. Çünkü gerçekten ilk defa Türkiye’de böyle bir dizi çekiliyor yani. Şimdi eleştiriyorlar Ramiz Dayı’nın aforizmaları nerelerden arak diyorlar. Kardeşim ben konuşurken Shakespeare’den alıntı yaparım. Hikmet Kıvılcımlı’dan da alıntı yaparım, Cemil Meriç’den de yaparım. Özdemir Asaf’tan, Cemal Süreyya’dan ve Cahit Irgat’dan bol bol yaparım. Üstelik bu adam okuyor demek ki. Hamlet elinde duruyor, Özdemir Asaf çevirisi yanında duruyor. Okuyorsa bu adam alıntı da yapacaktır. Tabii alıntı yapıyor. Yani Shakespeare olmam lazım yani.

Peki dünyaca bilinen çok ünlü eserlerin en bilindik cümlelerinin dahi dizide söylendiğinde çoğunluk tarafından çok büyük bir şaşkınlık ve beğeni ile karşılanması da garip değil mi? Örneğin Oscar Wilde’ın Reading  Zindanı Baladı..

Kimse okumamış ki ondan. Bizim senaristler bunları biliyorlar. Tesadüfen ben de biliyorum, okuyunca şaşırıyorum. Vay anasını diyorum. Bir bakıyorum İbn-i Arabi’den bahsediyorlar. Bir bakıyorum Hasan Sabbah’dan bahsediyorlar. İlk defa bunlar bir dizide yazılıyor. Çok seviniyorum.

Kırk beş gündür bekleyen TEKEL işçilerine, biz biraz daha düşünelim bir hafta sonra gelin konuşalım demek nasıl bir tavırdır?

Abi sen satıyorsun. Neyi satıyorsun? TEKEL’i satıyorsun, TELEKOM’u satıyorsun. Yakında demiryollarını da satacaklar. İtfaiye’yi satıyorlar. Kamuya ait olan her şeyi satıyorlar. Sonra Kemal Unakıtan diyor ki ‘Amma komünistmişiz yahu, sattık sattık bitiremedik’ diyor. Bu halkın malını satıyorlar yahu. Milletin malı bu. Başbakan diyor ki, ‘yetimin hakkını yedirmem’. Yediriyorlar işte. Kaça sattılar TEKEL’i acaba ve o sattıkları kişi Amerikalılara kaça sattı acaba? Çok acı bir şey ama. TEKEL’in sadece arazisi ve elindeki stok ne biçim bir değerdir? Şu an insanlar bağlarını söküyor biliyor musun? Tekirdağ’da, Mürefte’de bağlarını söküyor insanlar. Büyük şirketler karşısında, küçüklerin şarap yapmak hakkı bile yok. Bir köylünün şarap yapma hakkı kalmıyor elinde. Büyük holdingler çalışacak, büyük alışveriş merkezleri oluşacak. Bir kasabanın hayatı küçük esnaftır. Küçük esnaf olmazsa orası şehir değildir. Roma’ya gittiğin vakit orada küçük esnaf heryerdedir. Peynircisi, şarapçısı, balıkçısı..Bir tane alışveriş merkezi bulmak için şehrin kilometrelerce dışına çıkman gerekir.

Bunlar nasıl sözler abi? Yoksa siz hâlâ komünist misiniz?

Başka bir yol var mı yani? Başka bir düşünce, başka bir hissiyat, başka bir felsefe var mı? Dünyayı bir bahçe haline getirebilecek, insanoğlunun insanca yaşamasını, köleliğin kalkmasını, ırkçılığın kalmamasını öneren bir yol var mı? Bir hayal dünyasında yaşıyorum belki ama ona inanıyorum. Bir gün gerçekleşecek.

Peki, genç sanatçının durumu açısından nasıl bakıyorsunuz yeni düzene?

Garip çelişkiler vardır. Reklam piyasasının getirdiği olanakları, bugün sinema kullanıyor. Gerçi, ben ne Uğur Yücel’in Ejder Kapanı’na giderim ne de Sherlock Holmes’e giderim. Ben öyle şiddeti, büyük gürültü patırtı sevmiyorum. Ben daha başka işleri seviyorum. Gösteri olsun diye yapılan filmleri izlemiyorum. Fakat elde olanaklar var. Bizim dizide bile, çalışma şartları Türk sinemasında iyi yerde. Çok iyi oyuncular çıktı ortaya. Bizim dizide Kenan, Barış, Yiğit, Cansu herkes ezberleyip oynuyor. Eskiden böyle şeyler yoktu ki.

Bundan sonra ne planınız var?

Para kazanıyoruz. Çalışıyorum. İhtiyacım var. Hummer jip almayacağız. Ama hâlâ evimin içinde bir stüdyo kurmaya çalışıyorum. Yetmiş beş yaşından sonra orada sinema ve tiyatro çalışmaları yapacak bir okul açmak istiyorum. Dizide oynamayı da seviyorum ayrıca. Hoşuma gidiyor. Bedrettin’in film senaryosuna da çalışıyoruz hâlâ.

Tuncel Kurtiz: 1 Şubat 1936’da  Bilecik’te doğdu. Sinema ve tiyatro oyuncusu, yönetmen, yapımcı ve  senarist olan sanatçı, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirdi. İlk kez 1959 yılında Dormen Tiyatrosu’nda oyunculuğa başladı.  Yılmaz Güney’in Sürü filmiyle zirveye çıkan Kurtiz, bir çok filmde  başrol oynnadı.

Oynadığı Bazı Tiyatro Oyunları
Çok Tuhaf Soruşturma
Şeyh Bedrettin
Keşanlı Ali Destanı
Mahabaratta
Devri Süleyman
Zafer Madalyası
Altın Yumruk
Oynadığı Bazı Sinema Filmleri
Güz Sancısı – 2009
Jack Hunter Büyük Macera – 2008
Yaşamın Kıyısında – 2007
İnat Hikayeleri – 2003
Şellale – 2001
O da Beni Seviyor – 2001
Kumru – 2000
Hoşçakal Yarın – 1998
Akrebin Yolculuğu – 1997
Safiye Hatun / Grafin Sophia Hatun 1997
Çökertme – 1997
Işıklar Sönmesin – 1997
Usta Beni Öldürsene – 1996
İstanbul Kanatlarımın Altında – 1996
Tabutta Rövaşata – 1996
Cemile Ve Umudun Masalı – 1995
Bir Aşk Uğruna – 1994
Aşk Ölümden Soğuktur – 1994
Ağrı’ya Dönüş – 1993
Dunkle Schatten der Angst – 1993
Mahabharata – 1989
Duvar – 1983
Bereketli Topraklar Üzerinde – 1979
Gül Hasan – 1979
Sürü – 1978
Kanal – 1978
Otobüs – 1974
Umut – 1970
Kuduz Recep (Aslan Arkadaşım) – 1967
Krallar Ölmez – 1967
Bana Kurşun İşlemez – 1967
Silahların Kanunu – 1966
At Avrat Silah – 1966
Ağaların Savaşı – 1966
Silahına Sarılan Adam – 1966
Kanunsuz Dağlar – 1966
Karanlıkta Vuruşanlar – 1966
Kıran Kırana – 1966
Nikahsızlar – 1966
Çingene – 1966
Zehirli Kucak – 1966
Kanunsuz Yol – 1966
Hudutların Kanunu – 1966
Yiğit Yaralı Olur – 1966
Konyakçı – 1965
Son Kuşlar – 1965
Haracıma Dokunma – 1965
Sokakta Kan Vardı – 1965
Krallar Kralı – 1965
Ben Öldükçe Yaşarım – 1965
Bir Caniye Gönül Verdim – 1965
Bitmeyen Yol – 1965
Üçünüzü de Mıhlarım – 1965
Babasız Yaşayamam – 1965
Sayılı Kabadayılar – 1965
Büyük Şehrin Kanunu – 1965
Sokaklar Yanıyor – 1965
Güzel Bir Gün İçin – 1965
Şeytanın Uşakları – 1964
Oynadığı Bazı Dizi Filmler
Asi
Kara Duvak
Hacı
Alacakaranlık (dizi)
Kurtlar Sofrası
Ezel

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Jerome David Salinger: Ama sana müthiş bir sır vereceğim şimdi – beni dinliyor musun?

Salinger'ın ve Hepimizin "Şişman Hanım"ı Telefonun öbür ucundaki ses yeniden duyuldu.  'Akıllı Bir Çocuk' Programına beşinci kez filan çıktığımı hatırlıyorum...

Kapat