INGMAR BERGMAN: HER ŞEY KUSURLUYSA KENDİ KUSURLULUĞU İÇİNDE EN KUSURSUZ OLANIDIR AŞK

3

Ingmar Bergman Sözleri

  • Yaşlanmak bir dağa tırmanmaya benzer. Çıktıkça yorgunluğunuz artar, nefesiniz daralır ama görüş açınız genişler.

  • Duygusal açıdan, kara cahilleriz.Yalnızca seninle ben değil, dünyadaki herkes, însan anatomisi, orta batı bölgelerinin tarım koşulları, pi sayısının kare kökü… daha neler neler öğretiyorlar bize, ama ruhumuz üzerine tek söz yok! Bir çocuğa ruhsal bilinç aşılamaya kalkışmak nerdeyse müstehcen sayılıyor.Ahlaksız bir moruk yerine konuyorsun… Kendini tanımıyorsan, başkalarını nasıl tanıyabilirsin?..

  • İnsanlar filmlerimdeki amaçlarımın neler olduğunu sorar. Bu zor ve tehlikeli bir sorudur ve ben genellikle kaçamak yanıtlar veririm: İnsanın içinde bulunduğu durumlarla ilgili gerçekleri, gördüğüm gibi söylemeye çalışıyorum.

  • Umarım asla dindar olacak kadar yaşlanmam.

  • İnanç işkencedir, bunu bilir miydiniz? Karşı­nızdaki karanlıkta duran, nice bağırır­sanız bağırın bir türlü görünmiyen birini sevmek gibi.

  • İnsanların duyguları var fakat onları ifade edecek kelimeleri yok.

  • Gerçekliği algılamak bir yetenek işidir. Çoğu insanda bu yetenek yoktur ama belki böylesi daha iyidir.

  • Dünyayı bir tek utanç kurtarabilir.

  • Çok garip. Her zaman doğru kelimeleri söylüyor, doğru şeyleri yapıyorsun ama sonuç yine de yanlış oluyor.

  • Belki de, gerçekten neysen o olman daha iyi olacaktır.

  • Her sabah uyandığımda hayata karışmak için özel bir çaba sarf ediyorum. Yüzüme taktığım maske mi gerçek, yoksa altında saklı olan ve benim “ben” demekten çekinmediğim varlık mı? Her şey sahte, gerçekten nasıl güldüğümü bile hatırlamıyorum. Yüzüm, gülüşüm, bakışlarım önceden tasarlanmış, dış dünyadan korunmak için bir kabuk gibi kullanıyorum onları. Sesime bile dayanmam mümkün değil.

  • Acıları paylaşabilmek için aynı dili konuşmak gerekmez.

  • Bütün endişelerimiz, ihanete uğramış düşlerimiz, bu anlaşılmaz vahşet, kaybolan şeyler için duyduğumuz korku ve dünyevi koşullarımızın acı dolu ağırlığı yavaş yavaş dünya dışı bir umudu alarak kristalize oluyor. İnanç ve şüphelerimiz karanlığa karşı sessiz bir çığlık ve sessizlik terk edilmişliğimizin en büyük kanıtı.

  • Birisi beni olduğum gibi severse, sonunda kendime bakmaya cesaret edebilirim, belki.

  • Sanıyorum ben tek çıkar yolu, kendimi bir yalancıya dönüştürmekte bulmuştum. Gerçek benle çok az ilintisi olan yabancı bir insan yarattım. Yarattığım kişiyle asıl ben olan kişiyi birbirinden ayırmasını bilemediğim için bu zedelenmenin yaşamımda ve yaratıcılığımda yetişkin yaşlanma dek önemli etkileri oldu. Kimi zaman, yalanı yaşayan kişinin doğruyu sevdiği gerçekliğiyle kendimi avutmak zorunda kalırım.

  • Ama gerçek kan kırmızıdır, saklandığın yerde kalamazsın. Hayat her şeyin içine sızar.

  • Böyle olmak zorunda mıydı, yalan söylememek, dürüst davranmak gerçekten bu kadar önemli mi? İnsan aklına geldiği gibi konuşmadan yaşayabilir mi? Yalan söyleyip kıvırmadan, bahane bulmadan. insanın kendisini biraz bırakması, boş vermesi, yalancı olması, daha iyi değil mi?

  • Yaşamdan sessizlik diliyorum artık, bir de beni ilgilendiren şeylere ayırabilecek zaman..

  • Varolmanın umutsuz düşü… var gibi olmak değil, var olmak. her an bilinçli… Aynı zamanda kendin için olduğun insanla diğerleri için olmanın farklılığı… baş dönmesi hissi ve sonunda yorgunluktan ölme isteği… içinin görülmesi, kesilip biçilmek, hatta hatta yok edilmek… Her ses bir yalan, her jest sahne, her gülümseme bir tuzak… İntihar mı? Hayır!

  • Yok olmaktan kurtulan tek değer, hayat ve neşe veren sevgidir.

  • Şövalye: Kimse ölümün karşısında, her şeyin bir hiç olduğunu bile bile yaşayamaz. Ölüm: İnsanların çoğu ölüm ya da yaşamanın boşluğu üstüne kafa yormaz ki.

  • Korku içindeyken, bir görüntü yaratırız, sonra Tanrı deriz o görüntüye.

  • Neye katlanamıyorum artık, biliyor musun?… Şu yapılır bu yapılmaz, annem ne düşünür, kızlar ne der… gibisinden zırvaların bin kez kafama kakılmasına, Noel’de ne yapılır, Paskalya nasıl kutlanır, bayramlar, doğum günleri ve daha bin türlü soytarılık…

  • Benim kendi iç huzursuzluğum yerli yerinde durmalıdır.

  • “Benim anlamadığımı mı sanıyorsun? Var olmak denilen o umutsuz düşü… Olur gibi görünmek değil, var olmak. Her an bilinçli, tetikte… Aynı zamanda başkalarının huzurundaki varlığınla kendi içindeki varlık arasındaki o yarılma… Baş dönmesi ve gerçek yüzünün açığa çıkarılması için o bitimsiz açlık… Ele geçirilmek, eksiltilmek ve hatta belki de yok edilmek… Her kelime yalan… Her jest sahte… Her gülümseme yalnızca bir yüz hareketi… İntihar etmek? Hayır. Fazlasıyla iğrenç… İnsan yapamaz ama hareketsiz kalabilir, susabilir. Hiç değilse o zaman yalan söylemez. Perdelerini indirip, içine dönebilir. O zaman rol yapmaya gerek kalmaz, bir kaç farklı yüz taşımaya ya da sahte jestlere. Böyle olduğuna inanır insan. Ama gördüğün gibi gerçeklik bizimle dalga geçer. Sığınağın yeterince sağlam değil. Her tarafından yaşam parçaları sızıyor ve tepki vermeye zorlanıyorsun. Kimse gerçek mi yoksa sahte mi diye sorgulamıyor. Kimse sen gerçek misin yoksa yalan mısın demiyor. Bu sorunun yalnızca tiyatroda bir önemi olabilir. Belki orada bile değil. Seni anlıyorum Elisabeth, susmanı anlıyorum. Hareket etmemeni anlıyorum. İsteksizliğini fantastik bir sisteme bağlamışsın. Anlıyor ve hayranlık duyuyorum. Bitene kadar bu oyunu oynamalısın. Ancak o zaman bırakabilirsin. Tıpkı diğer rollerini bıraktığın gibi bunu da yavaş yavaş bırakırsın.”

  • Bilgi istiyorum, inanç değil, varsayımlar değil, bilgi.

  • Aşk nez­le kadar salgındır. Direncini, bağımsız­lığını, varsa, yürek gücünü yer bitirir. Bu kusurlu dünyada her şey kusurluysa, kendi kusursuz kusurluluğu içinde en kusursuz olanıdır aşk.

  • Ben günümüz insanının mutlak bir hiçlikle karşı karşıya olduğu kanısındayım.

  • Yaşamam boş bir kovalayış, bir yolculuk, anlamsız bir sürü laf oldu bu­güne dek.

  • Hissetmek esastır.. anlatmak sonra gelir…

  • İnsan, hayatında çeşitli davranışlar dener ve hepsini anlamsız bulur. Üzerimizde öylesine büyük kuvvetler var ki, yani bizi ürperten, titreten kuvvetler var demek istiyorum. Ruhların ve anıların arasında ihtiyatlı davranmak gerekiyor.

  • Dostluk, dürüstlük gerektirir.

  • Sevgi yaşamdan daha büyüktür. Sevgi varoluşun en derin anlamıdır.

  • İnsan olarak aldığımız eğitimin bir kısmı acı çekmek değil midir?

  • Yetiştirilmemizde çoğunlukla suç, itiraf, ceza, bağışlanma, lütuf gibi kavramlar; çocuk, anne-baba ve Tanrı arasındaki ilişkilerdeki somut unsurlar temel alınmıştı. Bunların tümünde kabul ettiğimiz ve anladığımızı sandığımız doğal bir mantık hüküm sürerdi. Nazizmin tuzağına bu kadar kolay düşmemizde bu gerçeğin etkisi olabilir. Özgürlük sözcüğünü hiç duymamıştık, hele özgürlüğün tadının nasıl olduğunu hiç bilmiyorduk. Hiyerarşik bir sistemde tüm kapılar kapalıdır.

  • Savaşı öven, savaşı insani bir serüven olarak gören filmlere karşı nefret duymak gerek… Ben hayvanice bir şey oldukları kanısındayım.

  • Doğal değilimdir, içimden geldigi gibi ya da bir meslektaş gibi davranmam. Yalnızca öyle görünürüm. Bir an için maskemi çıkaracak olsam ve gerçekten ne hissettiğimi söylesem arkadaşlarım isyan edip beni pencereden aşağı atarlardı. Maskeme karşın gene de kendimi gizleyip çarpıtmış değilimdir. Sezgim açık ve çabuk konuşur. Tümüyle kendimi veririm. Maskem bir süzgeçtir ve konuyla ilgisi olmayan herhangi özel bir şeyin içeri sızmasına izin vermez. Benim kendi iç huzursuzluğum yerli yerinde durmalıdır.

  • Bu dünyada yaşamak uygunsuzluk, fakat bu dünyaya yeni zavallılar getirmek daha büyük bir uygunsuzluk. En büyük uygunsuzluk ise onların belki bir zaman daha iyi olabileceklerini düşünmektir.

  • Bir doğrucu olduğumu demek istemem. Bana kendimi soranlara kişiliğimi gözetmeden her şeyi anlatabilirim. Oysaki çevremdeki insanlardan biri üzerine konuşurken çok daha sakıngan davranırdım. Bir başkasını yargılamaktan daha hoşa gitmiyen birşey yoktur; kişiyi bir ağa düşürür bu, yanılmalar, yalanlar ağına. Böyle durumlarda susmayı yeğ görürüm. Nedeni budur çevremden kaçmamın.

  • Bütün yaşamım bir arayıştan , avarelikten , anlamsızca konuşmalardan başka bir şey değildi.

Cevap Ver

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz