Halil Cibran’dan bir hikaye: Bilgili ve yarım bilgili olmak

Halil CibranDört tane kurbağa nehrin kenarında nehir boyunca uzanmış bir kütüğün üzerinde otururken kütük aniden bir akıntıya yakalanır ve yavaşça nehirden aşağı sürüklenmeye başlar.
En sonunda ilk kurbağa, “Aslında bu kütük en muhteşem kütük. Sanki canlıymış gibi hareket ediyor. Böylesine bir güzelliğin daha önce fark edilmemiş olması tuhaf” dedi.
Ardından ikinci kurbağa dile geldi ve dedi ki: “Hayır sevgili dostum, bu kütükte tıpkı diğer kütükler gibi ve hareket edemez. Şu anda bizi kütüğün üzerinde hareket ettiren ve denize doğru ilerleyen şey nehrin ta kendisidir.”

Kütük üzerindeki üçüncü kurbağa, “Hareket eden ne kütük ne de nehir. Hareket eden bizim düşüncemiz. Düşünce gücü olmaksızın hiçbir şey hareket etmez” dedikten sonra üç kurbağa gerçekte neyin hareket halinde olduğu hakkında tartışmaya başladılar. Atışma giderek hararetlendi ancak fikir birliğine varılamadı.

Bir ara üçü birden, o ana kadar dikkatlice tartışmayı izleyen ve sessizliğini koruyan dördüncü kurbağaya dönerek fikrini sordular.

Bunun üzerine sessizliğini koruyan dördüncü kurbağa dedi ki: “Hepiniz haklısınız ve hiçbiriniz haksız değilsiniz. Hareket kütükte, suda ve aynı zamanda düşüncemizde.”

Diğer üç kurbağa çok sinirlendi, hiçbirisi bir diğerinin tamamen haklı olduğu gerçeğini kabullenmeye niyetli değildi.

Birden çok tuhaf bir şey oldu. Uzlaşamayan üç kurbağa hep birlikte dördüncü kurbağayı kütüğün üzerinden nehre ittiler.

Halil Cibran
Bilgili ve yarım bilgili olmak 

“Halil Cibran’dan bir hikaye: Bilgili ve yarım bilgili olmak” üzerine bir yorum

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
“Aşk iyidir bak/ Duyumunu artırır insanın”* Çetin Altan’la Söyleşi – Ayfer Tunç

Nur-u Osmaniye'de zamanında kadın pazarı vardı. Oğlan da satarlardı. Hatta cariyeleri filan biraz eskidiği zaman götürüp satarlardı." Çetin Bey buna...

Kapat