“Ne olduğumuzu bile bilmezken niçin ne olacağız diye çekişiyorsunuz?” Nar – Halil Cibran

Halil CibranEskiden bir narın ortasında yaşadığım sırada tanelerden birisinin şöyle dediğini işittim, “Birgün bir ağaç olacağım ve rüzgar dallarımın arasında şarkı söyleyecek ve güneş yapraklarımın üstünde dans edecek ve bütün mevsimler boyunca güçlü ve güzel olacağım.”
Sonra, bir başkası konuşup dedi ki, “Ben de senin kadar genç olduğum zamanlar böyle hayaller kurardım; ama artık her şeyi ölçüp tartabiliyorum ve bütün umutlarımın boş olduklarını anladım.”
Ve üçüncü tane konuştu, “Bize böyle güzel bir gelecek vaat eden hiçbir işaret göremiyorum.”
Ve bir dördüncüsü, “Fakat böyle güzel bir gelecek yoksa hayatımız ne kötü olur!”
Bir beşincisi, “Ne olduğumuzu bile bilmezken niçin ne olacağız diye çekişiyorsunuz?”
Fakat altıncısı cevapladı, “Ne isek o olmaya devam edeceğiz.”
Ve yedincisi dedi ki, “Herşeyin ne olacağını biliyorum, ama bunu sözcüklere dökemiyorum.”
Sonra sekizincisi konuştu – ve dokuzuncusu – ve onuncusu – ve sonra daha bir çokları – sonra hepsi birden konuşmaya başladılar ve bir sürü ses arasında hiçbirşey anlayamaz hale geldim.

Ve tam o gün çekirdekleri az ve hemen hemen sessiz olan bir ayvanın içine taşındım.

Bize arkadaşlıktan bahset

Ve bir genç, şöyle dedi: “Bize arkadaşlıktan bahset.”

Ve o cevap verdi:

“Arkadaşınız, cevap bulan gereksinimlerinizdir.
O, sevgiyle ektiğiniz ve şükranla biçtiğiniz tarlanızdır.

O sizin sofranız ve ocakbaşınızdır.
Çünkü ona açlığınızla gelir ve onda huzuru ararsınız.

Arkadaşınız sizinle içinden geldiği gibi konuştuğunda,
ne ‘hayır’ demek zor gelir, ne de ‘evet’ demekten çekinirsiniz.

Ve o sessiz kaldığında,
kalbiniz onun kalbini dinlemek için sessizleşir.
Çünkü arkadaşlıkta, kelimeler susunca,
tüm düşünceler, tüm arzular ve beklentiler,
gürültüsüz bir sevinç içinde doğar ve paylaşılırlar.

Arkadaşınızdan ayrıldığınızda ise yas tutmazsınız;
Çünkü onun en sevdiğiniz yanı, yokluğunda
daha bir berraklık kazanır, tıpkı bir dağın,
dağcıya, ovadan daha net görünmesi gibi…

Ve arkadaşlığınızda, ruhsal derinlik
kazanmaktan başka bir amaç gütmeyin.

Çünkü, salt kendi gizemini açığa vurmak peşinde
olan sevgi, sevgi değil, savrulmuş bir ağdır
ve sadece yararsız olan yakalanır.

Ve arkadaşınıza, kendinizi olduğunuz gibi sunun.
Eğer dalgalarınızın cezrini bilecekse,
meddini de bilmesine izin verin.

Çünkü salt zaman öldürmek için bir arkadaş
aramanızın anlamı olabilir mi?
Onu, zamanı yaşatmak için arayın.

Çünkü o gereksiniminizi karşılamak içindir,
boşluğunuzu doldurmak için değil.

Ve arkadaşlığın hoşluğunda,
kahkahalar, paylaşılan hazlar olsun.
Çünkü küçük şeylerin şebneminde,
yürek sabahını bulur ve tazelenir.”

Halil Cibran

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Gerçekten de Necip Fazıl kimdi? Ve neyin kavgasını veriyordu? – Taner Timur

Necip Fazıl Kısakürek tüm hayatı boyunca Arvâsi Efendi’den saygı ve ihtiramla söz etmiştir. Bununla beraber yazarın eserleri incelenirse neredeyse tüm...

Kapat