Geleceği belirlememizi sağlayan esnek bir yöntem olarak Marksizm ve Özgürlük

Bizim gelişim aşamamıza uygun olan özgürlük, rekabet değil, işbirliği [dayanışma] özgürlüğüdür. İnsanlar, kendi sınırlılıklarını görmezden gelerek değil, öğrenerek; gününün geçtiği bir çağda “kaba bireycilik”te ısrar ederek değil, birlikte çalışmanın zorunluluğunu kavrayarak özgürleşecektir.

İşbirliğine dayalı bu çabaya yol gösterecek olan çerçeve, Marksizmin çerçevesidir. Bu çerçeve, yazılı bir anayasa gibi, insan aklının gelecekteki yönünü ve başarılarını sonsuza dek belirleyecek olan katı, değişmez bir kabuk değil, amacına hizmet ettikten sonra kaldırılacak bir yapı iskelesidir. Ancak henüz o aşamaya gelinmedi ve oraya ulaşıncaya kadar daha gidilecek çok uzun bir yol var.

Günümüzde Marksizm büyüyen bir felsefedir; yaşayan tek felsefedir ve hâlâ gençtir. Ekonomi ve politika alanında olduğu gibi, düşünsel alanda da önünde önemli görevler var. Maddi veya biyolojik evren hakkında parça parça bilgi sahibi olmak ve hatta belirli sorunları çözmek için, klasik bilim yöntemi gibi doğru bir yönteme sahip olmak artık yeterli değildir. Bütün bilgimizin, içinden çıktığı ve dönüşümüne yardımcı olduğu insan toplumuna dayanarak bütünleştirilmesi ve kavranması gerekmektedir. Marksist fizikçilerin, biyologların, günümüzün ve yarının hümanistlerinin önünde ayrıntılı ve geniş bir araştırma ve kavrama programı vardır.

Rönesans’tan bugüne, bilimin gelişiminde üstü kapalı bir biçimde yer eden ikici [düalist] anlayış parçalanmalıdır –üstelik her iki yanıyla da. Bir taraftan fizik biliminin gelişimine etkide bulunan insani ve toplumsal öğeleri ayrıntılı bir biçimde göstermemiz gerekirken, diğer taraftan, uzak geçmişten bilinçsizce ödünç alıp, [kısmen] değiştirdiğimiz pek çok toplumsal deyim ve tutuma da yeniden değer kazandırmamız gerekir. Değerlerin yükseltilmesi, bilginin toplumsallaşmasına eşlik etmelidir. İnsanlar, sağlam bir içgüdüyle dürüstlük, cesaret, yurt sevgisi gibi erdemlerde gerçek ve anlamlı bir şeyler bulunduğunu hissederler; ve bu erdemler, geleneksel olarak dini ve yurtsever söylenceleri çağrıştırdığı için, bunların açıklar gibi göründükleri, fakat aslında yalnızca farklı ve daha ağırbaşlı sözlerle yineledikleri değerleri terk etmek yerine, bu söylencelere sımsıkı sarılırlar. Toplumsal değerlerin gerçekliğine doğru bir içerik kazandıracak ve insanlığın gelişimindeki bu bilinçli ve ussal aşamada kabul edilebilir temeller sağlayacak olan, Marksizmdir. Burada, teori ile pratik yan yana yürümelidir. Ancak geleneksel değerleri iğrenç bir ikiyüzlülüğe dönüştüren eşitsizliğin ve sömürünün olmadığı yeni bir dünya yaratarak, bu değerlerin insanlığın yeni ve samimi özlemlerine dönüşmelerini bekleyebiliriz.

Bunun gerçekleşmesi çok uzak bir geleceğe ertelenmemelidir; o, şimdi burada, yanı başımızdadır. Bizzat savaş sırasında verilen mücadele, her etkinlik alanında –fabrika ve tarlalarda olduğu kadar, cephede de– atılım ve bilinç çağrısı yapan bir örnektir. Hoş görülemeyecek kadar etkisiz ve yavaş olan eski çalışma ve düşünme tarzları kazınıp atıldı; bu birkaç yıl içinde, yarım yüzyıllık barışçıl kapitalizm döneminde olandan daha büyük dönüşümler gerçekleşti. Diyalektik materyalizm, en büyük yararlılığı tam da savaşın ve direnişin yüklediği acil görevlerin yerine getirilmesinde gösterdi. Şimdi içinden geçmekte olduğumuz zor günlerde, gericiliğin dünyaya dayatmaya çalıştığı yanlış bölünmelere karşı mücadelede, ona çok daha fazla gereksinim duyulacaktır. Yeni bir yok etme savaşı için açılan Batı Uygarlığı bayrağının, Hitler ve Goebbels’in Bolşevizme karşı bir haçlı seferi düzenlemek için aldatılmış insanları altında topladıkları kapitalizmin aynı, eski gamalı haçlı bayrağı olduğunu, ancak Marksist anlayış gözler önüne serebilir. Bütün uygarlıkların mirasçısı olan tek bir uygarlık vardır: Şimdi bu uygarlık Marx ve Engels’in yüzyıl önce öngördükleri bir dönüşüme uğramaktadır. Sönüp gitmekte olan, bu toplumdaki eski burjuva egemenliğidir; bu egemenliği yaşatmak, savunulamaz konumlarını korumak için gerici güçler, son çare olarak bir kez daha savaş tehdidine başvuruyorlar. Modern bilimin sağladığı ve bugün her insana her zamankinden daha fazla iyi yaşama güvencesi veren muazzam güçlerin gelişimi, bu gerici güçlerce bilinçli olarak engellenmekte ve gizlice savaş hazırlıklarına yönlendirilmektedir. Onlar ancak, dünya halklarının durumun gerçek niteliğini anlayamaması durumunda başarıya ulaşabilirler.

Her durumu, tarihin büyük hareketlerinin ışığında kavrayabilmek ve böylece çözümünü ortak hareketin ayrılmaz bir parçası kılmak, yalnızca Marksizm aracılığıyla olanaklıdır. Çünkü Marksizmin değeri, çok daha özel sorunları çözmesinde değil, çözülmesi gereken sorunların neler olduğunu ve bunların hangisinin öncelikle ele alınması gerektiğini göstermesinde yatar. O, geleceğin ona uymak zorunda olduğu soyut bir sistem değil, geleceği bizim belirlememizi sağlayan canlı ve esnek bir yöntemdir.

J. D. Bernal
Marksizm ve Bilim

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
“Önünde yalnız onun gördüğü bir uçurum var…” Uzakların Büyüsü – Şükrü Erbaş

Burada mutluluk kişiliksiz bir duyguyken, uzaklarda acı bile yaşama bağlıyordu insanı. Durduğu yerde değersiz bir bütün olarak kalmaktansa, parçalana parçalana...

Kapat