Geleceği belirlememizi sağlayan esnek bir yöntem olarak Marksizm ve Özgürlük

Bizim gelişim aşamamıza uygun olan özgürlük, rekabet değil, işbirliği [dayanışma] özgürlüğüdür. İnsanlar, kendi sınırlılıklarını görmezden gelerek değil, öğrenerek; gününün geçtiği bir çağda “kaba bireycilik”te ısrar ederek değil, birlikte çalışmanın zorunluluğunu kavrayarak özgürleşecektir.

Devamı…Geleceği belirlememizi sağlayan esnek bir yöntem olarak Marksizm ve Özgürlük

Dünya Dinleri ve İktidar: Dinin kökenine ilişkin Marksist analiz – Paul N. Siegel

Marksizm, daha eski materyalistlerin Epikür kaynaklı görüşünü paylaşır: Dinin kaynağında, vahşi insanın açıklayamadığı doğa olayları karşısındaki dehşet ve korkusu vardır. Fakat ilerleyen yıllarda karşılaştırmalı mitoloji çalışmalarını ve sosyolojik bakışı kullanarak, bu gözlemi geliştirir ve genişletir.

Devamı…Dünya Dinleri ve İktidar: Dinin kökenine ilişkin Marksist analiz – Paul N. Siegel

Karl Marx Neden Haklıydı? – Terry Eagleton

Son kırk yılda en ilgi çeken radikal hareketler Marksizmin dışından çıktı. Feminizm, çevrecilik, eşcinsel ve etnik siyaset, hayvan hakları, antiglobalizm, barış hareketi; bunlar şimdi sınıf mücadelesine demode bağlılığın yerini aldı ve Marksizmi çok gerilerde bırakan siyasi aktivizmin yeni biçimlerini temsil ediyorlar. Marksizmin bunlara ilham vermeyen katkısı marjinaldir. Gerçekten hala bir siyasi sol vardır ama bu postsınıf postsanayi dünyasına uygundur.

Devamı…Karl Marx Neden Haklıydı? – Terry Eagleton

“İnsan bilinci vestiyer değildir!” Siyasal Yazılar – Yılmaz Güney

“Her organik varlık her an hem aynı şeydir, hem de aynı şey değildir; her an dışarıdan aldığı maddeleri özümlerken, daha başka maddeleri de dışarı atmaktadır; her an bedenindeki hücreler ölmekte ve yeni hücreler oluşmaktadır; gerçekte, belirli bir süre içinde her organik varlığın bedeninin maddesi tepeden tırnağa yenilenir ve yerini başka madde atomları alır, dolayısıyla her organik varlık her zaman hem kendisidir, hem de kendisinden başka şeydir.”

Devamı…“İnsan bilinci vestiyer değildir!” Siyasal Yazılar – Yılmaz Güney

“Orta yol yoktur. Beklemek olanaksızdır” Marksizm ve Ayaklanma – Vladimir Lenin (1917)

Sovyetler LeninAyaklanmaya hazırlanmanın ve genel olarak, ayaklanmayı bir sanat olarak görme biçiminin “blankicilik” olduğunu ileri süren oportünist yalan, Marksizmin çarpıtılmaları arasında, en kötü niyetlerden ve egemen “sosyalist” partiler tarafından belki de en çok yayılmış bulunanlardan biridir.
Oportünizmin büyük ustası, Bernstein, Marksizme karşı blankicilik suçlamasını ileri sürerek, acıklı bir ün kazanmıştı, ve gerçekte, bugünün oportünistleri, blankicilik diye haykırdıkları zaman, Bernstein’ın yoksul “fikir” lerini ne azıcık yenileştiriyor, ne de onları en küçük bir şey ile “zenginleştiriyorlar”.

Devamı…“Orta yol yoktur. Beklemek olanaksızdır” Marksizm ve Ayaklanma – Vladimir Lenin (1917)

21. Yüzyılda Marksizm ve Sosyalizm: Karl Marx’in İlk Devrim Modeli – Erkin Özalp

Erkin ÖzalpEzilenler, tarih boyunca, sayısız isyan girişiminde bulundu. Bunların pek azı başarıya ulaştı. Ama her bir isyan, insanlara boyun eğdirmenin bir sınırının olduğunu bir kez daha gösterdi. İsyanların büyük çoğunluğunun yenilgiyle ya da başarısızlıkla sonuçlanmış olması, insanlık tarihinde bir yerlerinin bulunmadığı anlamına gelmiyor. Aksine, ezenler, ezilenlerin isyan etme potansiyelini her zaman hesaba katmak zorunda kaldı. Bugün evrensel kabul edilen insan haklarının her birinin ardında, binlerce yıldır gerçekleştirilen isyanlar var.
Diğer yandan, egemen sınıflara karşı yürütülen mücadelelerin tümü, yenilgi ya da başarısızlıkla sonuçlanmadı. Bunlardan bazıları, toplumsal düzen değişiklikleri yoluyla, daha kalıcı bazı kazanımlara yol açtı.

Devamı…21. Yüzyılda Marksizm ve Sosyalizm: Karl Marx’in İlk Devrim Modeli – Erkin Özalp

Marksizmin Kısa Formülü, Üretim Kavramı, Üretici Güçler ve Üretim İlişkileri – Mehmet Aksoy

Marksizmin Kısa Formülü
Çoğunlukla sanılanın aksine Karl Marx, sosyalizm ya da komünizmin, proletarya ya da onun diktatörlüğünün, burjuvazi ya da kapitalizmin, üretici güçler ya da tarihte ekonominin rolünün kaşifi değildi. Kendisini bu kavramların tek etkin kaşifi olarak tanımlayıp tanıtanların cehaletlerini yüzlerine vurmakla kötü şöhretine neler kattı bilinemez ancak kendisi hakkındaki cehaletin en sağlam kanıt işlevi görüyor olması hali hazırda kanıksanmış bir durum olduğuna göre, cehaletle mücadelesinde yenik düşmüş sayılmalıdır. Bu noktadan itibaren “yapıcı” olmayı seçelim ve Konfüçyus’ün öğüdüne uyarak, sövmek yerine bir mum yakmayı deneyelim.

Devamı…Marksizmin Kısa Formülü, Üretim Kavramı, Üretici Güçler ve Üretim İlişkileri – Mehmet Aksoy

Bilimsellik, Yasalar ve Marksizm – Mehmet Aksoy | Yarı-deliler, yarım akıllılar ve yarı-cahiller

Leverrier ya da Roemer adlarını hiç duydunuz mu bilmiyorum, ama ben kendilerini pek severim. Öyle onları çok iyi tanıdığımdan da değil üstelik. Haklarında da tek bir şey biliyorum desem yalan olmaz. Ama benim için çok şey ifade ediyorlar. Biraz bahsedince siz ne düşüneceksiniz bakalım. Elma! Dediğimde aklınıza Adem babamızla Havva anamız gelmediyse herhalde Newton gelmiştir, çünkü kendisi bir elma marifetiyle aklı başına getirildiği varsayılan ve ünlü yerçekimi yasasını keşfetmiş olan kişidir. Söz konusu yasaya göre, bildiğiniz gibi, gök cisimleri birbirleri tarafından, hesaplanabilir bir çekime uğratılırlar. Ancak bu yasa bilim çevrelerine ilk duyurulduğu zamanlarda, bilim insanları için, bu kadar bile bilindik değildi ve kendisini zor ya da kolay problemlerle sınamak zorunda kaldı. Bilim ilerleyip hassas ölçümler yapıldıkça Newton yasası daha zorlu sınamalarla karşılaştı. Bunlardan ilki Jüpiter’in aylarıyla ilgiliydi. Jüpiter’in ayları, Newton yasası ile hesaplanmış zamana göre, bazen sekiz dakika ileri, bazen de sekiz dakika geri olan bir fark oluşturuyorlardı.

Devamı…Bilimsellik, Yasalar ve Marksizm – Mehmet Aksoy | Yarı-deliler, yarım akıllılar ve yarı-cahiller