Bir Sürgünün Anıları: Beklenen Adam – Aziz Nesin

0
236

Şehre girişim pek anlı şanlı oldu. Otobüs tam asfaltın alt başında durdu. Ellerim kelepçeli olduğu için en son ben indim otobüsten… Bütün eşyam eski bir battaniyenin içindeydi. Allah razı olsun candarmalardan, biri çıkınımı sırtıma vurmama yardım etti. Kelepçe bileklerimden geçtiği için parmaklarımla çıkınımın ipini tutabiliyordum. İki candarma, tüfeklerini omuzlarına astı, biri sağıma geçti, biri soluma…

O zamana dek Bursa’yı hiç görmemiştim; asfalttan şöyle kırk elli adım gittik gitmedik, bir de baktım, herbir yan donanma… Yol üstündeki dükkânlara, yapılara bayraklar asılmış, pencerelerden kâğıt fenerler, karpuz fenerler sarkmış. Şehir allanmış pullanmış. Okul çocukları kalabalık. Sonradan, Halkevi olduğunu öğrendiğim büyük yapıya doğru yaklaştıkça, kalabalık büsbütün artıyor. İki candarmadan daha insaflı olduğunu tahmin ettiğime,
– Hemşerim, dedim, kurban olayım, şu asfaltın ortasından gitmeyelim. Elbet bunun bir tenha yolu, yan sokağı vardır.
İki candarmadan insaflı olanı,
– Yörüüü!.. deyip sırtımdaki çıkını kakarak beni iteledi.
Atatürk heykelinin olduğu alanın dört bir yanına hoparlörler koymuşlar, havada gümbür gümbür “Onuncu Yıl Marşı” ötüyor:
“On yılda onbeş milyon genç yarattık her yaştan!”
Bu kez, öbür candarmaya döndüm:
– Hemşerim, ellerim kelepçeli, sırtım yüklü. Sizin de tüfekleriniz dolu. Maşallah siz attığınızı vurursunuz. Cebrail olup uçsam elinizden kurtulamam. Gözünü seveyim, şu kalabalıktan çıkalım.
Sesini bile çıkarmadı.

Asfaltın ortasına bir de meşe yaprakları ve süpürge otu dallarıyla süslü tak yapmışlar. Bu taka yaklaşırken bando çalmaya başladı. Davulcunun da maşallahı var. Tokmak, davula her inişte insanın damarlarındaki yeniçeri kanı kabarıyor da,
– Savulun bre!.. diye bir nağra patlatıp düşmanın üzerine saldırası geliyor. Neye yarar, ellerim kelepçeli…
Düşünüyorum, zafer bayramı değil, çocuk bayramı değil, verem haftası değil, tutum haftası değil; bu mızıkalar, bayraklar, fenerler de ne oluyor? Bursalılar beni karşılamaya çıkmadılar ya…
Bando çalmaya başlar başlamaz iki candarma kendilerini tutamayıp uygun adımla geçit törenine katılmadılar mı!.. Ben birara, herhalde utancımdan geride kalmış olacağım, biri,
– Hizaya baaaak! diye bağırdı.
Bizden önde okullar, sporcular, esnaf birlikleri geçiyor. Her geçene ayrı ayrı alkış tutuluyor. Biz de onların arkasına takılmışız. Artık oldu olacak, dedim kendi kendime, bundan kurtuluş var mı? Nasıl olsa Bursa beni tanıyacak, hiç olmazsa tam tanısın… Ben de candarmalarıma ayak uydurdum. Bando çalıyor biz de uygun adım gidiyoruz. Davul güm güm ötüyor, biz de rap rap geçiyoruz.

Candarmaları bilmem ama, ben öyle gönülden yürüyorum ki, adım attıkça Bursa sarsılıyormuş gibi geliyor bana… Önümüzdeki bir kamyon içinde Dokumacılar Birliği geçiyor.
Etraftan,
– Dokumacılar, dokumacılar… diye sesler geldi, sonra da bir alkış koptu.
Biz geçiyoruz.
– Geliyor, geliyor!.. diye sesler duyuldu. Artık kim geliyor, kimi bekliyorlar bilemem… Tam Halkevi önüne gelince bir alkış da bize tuttular. Biz, alkışın da verdiği kuvvet ve coşkuyla, ortada ben, sağımda solumda iki candarma, uygun adımla boydan boya asfaltı geçtik, köprü başına geldik… Kalçadan adım çıkarmaktan yorulmuşum. Sıkıntıdan mı, coşkunluktan mı, sırtımdan kuyruk sokumuma doğru terlerin sızdığını duyumsadım.

Candarmalardan biri,
– İyi geçtik… dedi.
Öbürü:
– İyi geçtik… diye tekrarladı.
Sonradan, o gün Bursa’da, Halkevlerinin kuruluşunun bilmem kaçıncı yılının kutlandığını öğrendim. Bursalılar toplanmışlar, Ankara’dan gelecek büyük birini bekliyorlarmış, gelmemiş. İsterse gelsin. Ankara’dan o gelmediyse, Istanbul’dan ben geldim.
Bursa’ya girişim, pek anlı şanlı oldu doğrusu.*

Aziz Nesin
Bir Sürgünün Anıları

*Burada bir tarih yanlışı yaptığımı sanıyorum. Bursa’ya bir törenle girdiğim kesinlikle doğrudur. Ama o törenin Halkevlerinin kuruluş yıldönümüyle ilgili olduğu kesin değil. Belki de başka bir ilişkiyle bu tören olmuştu. Bursa’ya 1948 yılı başlarında ve sanıyorum ki şubat ayında gitmiştim.

Cevap Ver

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz