DÜNYANIN EN CİMRİ ADAMINDAN BİR CÖMERTLİK ÖRNEĞİ – AZİZ NESİN

1
682

Bir Sürgünün Anıları

Tan gazetesinde patronum olan Halil Lütfi Dördüncü benim tanıdığım dünyanın en cimri adamıdır. Tan gazetesi 4 Aralık 1945’te tek parti iktidarı olan CHP tarafından Istanbul Üniversitesi öğrencilerine yıktırıldıktan sonra Halil Lütfi dergiler çıkartarak basımevini işletiyordu. Markopaşa’nın yönetim müdürü Haluk Yetiş, Halil Lütfi’nin yanında çalışmaktaydı. Ben de Istanbul’daki bütün işlerimi, başka yakın kimsem olmadığı için Haluk Yetiş aracılığıyla yürütmeye çalışıyordum. O sırada Halil Lütfi “Hanımeli” adlı bir kadın dergisi çıkarma hazırlığındaydı. Haluk Yetiş, benim umarsız para durumumu Halil Lütfi’ye anlatınca o da bana bir iyilik yapmayı düşünmüş.

Tan gazetesi yıkılmadan önceki Bursa genel dağıtımcısı olan kişiden epiyce alacaklı kalmış. “Aziz her ay o gazeteciye gidip benim alacağım olan o hesaptan 100 lira alsın. Sürgünden dönüşünde çıkaracağımız Hanımeli dergisinde çalışarak bana borcunu ödesin,” demiş. Bu Halil Lütfi’nin yaptığı, yapacağı en büyük cömertlikti. Haluk Yetiş, Halil Lütfi’nin gazete dağıtımcısına yazdığı mektubu bana gönderdi, ben de dağıtımcıya götürdüm. Ödeme biçimi pek uygun olduğu için, dağıtımcı buna razı oldu. Ben her ay gidip dağıtımcıdan 100 lira alıyordum.

Sürgünden Istanbul’a dönüşümde aylık kadın dergisi Hanımeli’nde çalışarak borcumu ödedim. O sırada Münir Hayri Egeli de aynı kadın dergisinde çalışıyor ve ayrıca başka bir dergi çıkarıyordu. Münir Hayri benden kendi çıkardığı dergiye yazı yazmamı istedi. Münir Hayri Egeli Babıâli’nin yakından tanıdığı hiç de güvenilir olmayan bir kişiydi. Bu ilginç adamı ya “Birlikte Öldüklerim” kitabımda yada “Böyle Gelmiş Böyle Gitmez” kitabımda anlatacağım.

Deneyimlerimle güvenmediğim Münir Hayri’ye umarsızlığımı, paraya çok gereksinmem olduğunu anlatarak dergisine yazı yazmak istemediğimi söyledim. Yemin billah ederek yazı parası ödemeye söz verdi. İnanmadım ama çok umarsız olduğumdan belki sözünde durur olasılığıyla bikaç yazı yazdım. Yazılar dergide yayımlandıktan sonra Münir Hayri’den telif hakkımı istedim. Elime şu pusulayı verip beni derginin sorumlusuna gönderdi:

Nejat, Aziz Beyin mizah parçaları vardır. Lütfen kendisine bedelini veriniz.
Münir Hayri

Nejat dediği adam da şu pusulayı yazarak beni Münir Hayri’ye gönderdi:

Sayın Hayri Bey,
Aziz Nesin Beyin yazılarından malumatım yoktur. Eğer siz şahsen böyle bişey konuşmuşsanız benim haberim olmadığından ve ödeme prensip anlaşması olmadığına göre bunu tediyede [ödemede] mazur olacağımı tahmin edersiniz. Bir daha da beni böyle emrivakilerle karşılaştırmamanızı rica ederim.
Nejat

Eski Türkçeyle yazılmış her iki pusula da bu kitabımın yazbozları [müsveddeleri] dosyasında bulunmaktadır.
Bu, Münir Hayri’nin bana attığı ilk kazık değildir. Bence Münir Hayri çok yetenekli ve değişik dallarda çok başarılı, ama hiç de güvenilir olmayan bir kişilikti.
Sürgünden sonra, sürgündekinden daha zor günler yaşadım.

Aziz Nesin
Bir Sürgünün Anıları

1 Yorum

  1. Yanılmıyorsam Semih Lütfü ile Halil Lütfü dördüncü kardeştir.Babıalide yıllarca bulundum.önemli bir nıstalji yazısı hele Aziz nesin üstad,dan.teşekkürler.Not:bugün yazıda bahsi geçen yer pasaj yapılmıştır.ana caddeden (Ankara cad)Hocapaşa ,ya çıkar

Cevap Ver

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz