Atkaranlığı: Sabit fikirli insanların kuruntularıyla kurdukları dünya – Elias Canetti

Elias CanettiAtkaranlığı az şey öğrenmiştir ve insanlarla anlaşamaz. Kelime yoksunu değildir, okur ve yazar, ama bir insan onunla konuşup da yanıt beklerse dili tutulur. Hatta birisi, karşısında durup gözlerini ona dikmesi, önünde bir ağzını açıp seslere biçim vermesi, bir iki ayaklı olarak tepki verme cesaretini elinden alır, yüzyüze geldiği herkes korkutur onu. O zaman başını başka yöne çevirir, gözlerini kaçırır, titrer, gözleri dolu dolu olur. Başkalarının kolayca söylediği tüm sözlerden utanır. Neden kimse karşısına geçip de susmaz ki?

Öyle olsa belki yavaş yavaş karşılaşmaya alışabilir; belki daha söylenmemiş sözlere kendini hazırlayabilirdi. Ama kimse ona bu zamanı vermiyor. İşte birisi çıkmış ona geliyor; karşısında durup ona bakmasıyla ağzını açıp konuşması bir oluyor. En azından sakin, alışılmışın dışında sözler, gizliden gizliye içinde taşıdığı sözler olsalar; ama hayır, hep kaba, hep doğrudan ifadeler sert, küçük taşlar gibi yüzüne çarpıp onu yaralıyorlar.
Atkaranlığı, atlara, ahıra sığınıyor. Orada bir hayvanın yanına geçip, onun pürüzsüz böğründe sakinleşiyor.Tek bir söz bile edilmiyor, kuyruklar dostane bir şekilde bir o yana bir bu yana savruluyor, onun varlığının farkına varan kulaklar dikiliyor, burun delikleri titriyor. Gözler sessizce ona çevriliyor, kimseyi incitmeyen gözlerin içine bakmaktan çekinmiyor.

Atkaranlığı, kendisi at olmadığına memnun. Bir benzeri olduğunu hissettiği bir şey olmak istemiyor. Sadece daima yabancı olanı tekin buluyor. Dalkavukluk etmiyor, okşayıp sevmiyor, kendine ait sesleri yok; anlamak istemediği gibi, anlaşılmak da istemiyor. İçinde yaşamak zorunda olduğu karanlığı yalnızca atlar arasında buluyor. Kendisine daha yakın olmak isteyen hayvanlarla bunu hiç denememiş. Ata binmekten hoşlandığına inanmak hata olurdu. Ama o, bazen hala mevcut olan ahırlara giden yolu ve insansız oldukları zamanı bulur ve kimsenin gelmesinin beklenmediği sürece orada kalır.

Atkaranlığı, kendini aşırı sevme hastalığından mustarip değil, ama atlarla yalnız kalabiliyor.

Elias Canetti
Kulakmisafiri Elli Karakter (Payel Yayınları)


“Kulakmisafirinin elli sabit fikirlinin hızlı kalem darbeleriyle çizilmiş portrelerinden oluştuğu söylenebilir. Canettinin bu yapıtı, yirmili yaşlarında yazmayı tasarladığı ve delileri anlatan roman dizisinin imbikten geçirilmiş kısacık bir özetini andırıyor. Körleşmede sabit fikirlileri gözlemleme ve betimleme ustası olarak karşımıza çıkan Canetti, bu kez başka bir dünyada farklı ve de sabit fikirli insanların, kapsüller içinde yaşayan insanların hayal ya da kuruntularıyla yarattıkları dünyaları anlatıyor bize.” Şemsa Yeğin (Tanıtım bülteninden)

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
200 yaşına kadar yaşamanın sırrı – David Robson

Yaşlanma kaçınılmaz değildir. Bazı hayvanlar ölümlerini geciktirmenin yolunu bulmuş bile. Onların yöntemleri bize de sağlıklı ve uzun bir ömrün ipuçlarını...

Kapat