Atkaranlığı: Sabit fikirli insanların kuruntularıyla kurdukları dünya – Elias Canetti

Elias CanettiAtkaranlığı az şey öğrenmiştir ve insanlarla anlaşamaz. Kelime yoksunu değildir, okur ve yazar, ama bir insan onunla konuşup da yanıt beklerse dili tutulur. Hatta birisi, karşısında durup gözlerini ona dikmesi, önünde bir ağzını açıp seslere biçim vermesi, bir iki ayaklı olarak tepki verme cesaretini elinden alır, yüzyüze geldiği herkes korkutur onu. O zaman başını başka yöne çevirir, gözlerini kaçırır, titrer, gözleri dolu dolu olur. Başkalarının kolayca söylediği tüm sözlerden utanır. Neden kimse karşısına geçip de susmaz ki?

Devamı…Atkaranlığı: Sabit fikirli insanların kuruntularıyla kurdukları dünya – Elias Canetti

Gerici bir toprak sahibi, yeniden köylü olmak isteyen bir efendi: Lev Tolstoy – Elias Canetti

Lev TolstoyTolstoy’un daha gençlik yıllarında başlayan kendini suçlama tutkusu, ona Rousseau’dan bulaşmadır. Ama bu suçlamalar, sağlam bir kişiliğe çarpar. Tolstoy kendini neyle suçlarsa suçlasın, bunlarla kişiliğini yıkmaz. Bu, yazara anlam kazandıran, onu dünyanın odak noktasına dönüştüren bir kendini suçlamadır. Tolstoy, gençliğinin öyküsünü şaşılacak denli erken yıllarda yazar, yazarlık uğraşı böylece başlar.
Yeni bir şey duyar duymaz, hemen buna ilişkin “kurallar” koyma isteği de uyanır Tolstoy’da. Hep bulmak zorunluluğunu duyduğu yasalar, gururunun bir ifadesidir; aynı zamanda da bir tür dayanma gücüdür bu yasalarda aradığı. Bunu gereksinir, çünkü ölümü erken yaşlarda ve oldukça sık yaşamıştır. İki yaşında annesini, dokuz yaşında da babasını yitirir, ondan çok kısa bir süre sonra, tabutta yatan büyükannesine bakar ve onun ölüsünü öper.

Devamı…Gerici bir toprak sahibi, yeniden köylü olmak isteyen bir efendi: Lev Tolstoy – Elias Canetti

Elias Canetti: “Aslında sözcükler de insanlar gibi, ihmal edilmeye ya da unutulmaya gelmiyor”

Elias CanettiBize insanın dile neler borçlu olduğunu anlatmaya kalkmak hem bir haddini bilmezlik, hem de gereksiz bir şey olur. Ben, ancak sekiz yaşıma geldiğimde öğrendiğim Almanca dilinde bir konuk sayılırım. Bugün bana; bu dile hoş geldin, deyişinizin benim için taşıdığı anlam, eğer Almanca konuşulan topraklarda doğsaydım, bunun benim için taşıyabileceği anlamdan daha büyük. Otuz yılı aşkın bir süre önce İngiltere’ye gittiğimde ve oraya yerleşmeye karar verdiğimde, Almancaya bağlı kalmış oluşumu bir hizmet olarak bile nitelendiremem. Çünkü İngiltere’de Almanca yazmayı sürdürmüş oluşum, soluk almak ve yürümek kadar doğaldı. Başka bir şey gelmezdi elimden; bundan başkaca bir olasılığı aklımın ucundan bile geçirmedim. Beraberimde götürebilmek mutluluğuna erdiğim bir kaç bin kitabın gönüllü tutsağıydım; onlarla ilişkimde en ufak bir değişiklik olsaydı, bu dostlar beni bir hain diye suçlayıp aralarından atarlardı, bundan hiç kuşkum yok.

Devamı…Elias Canetti: “Aslında sözcükler de insanlar gibi, ihmal edilmeye ya da unutulmaya gelmiyor”

“Zamana ayak uydurmaktan daha korkunç ne olabilir?” Ölüm üzerine – Elias Canetti

Elias Canetti“Bugün karar verdim: Ölüme karşı düşüncelerimi yazacağım, rasgele aklıma geldiği gibi, herhangi bir bağ kurmadan ve sıkı bir plana boyun eğmeden. Kalbimde ölümü zorlayan silahı bilemeden bu savaşın geçip gitmesine izin vermem. Bu silah acı verecek ve sinsi olacak, savaşa uygun olacak. Onu daha geniş bir zamanda, şakalarla ve cüretli tehditlerle atlatmak isterdim; ölümün yenilgisini bir maskeli balo gibi tasavvur ederdim; ve elli çeşit kıyafetle, bir sürü suikastçıyla ona yanaşmak isterdim. Günün peş peşe zaferleriyle yetinmeyip o, sağdan soldan girişti bana. Havayı ve denizi görüyor, en küçük şey gibi en büyük şey de onun için tanıdık ve geçerli, her şeyin birden üstüne yürüyor, hiçbir şey için kendine zaman tanımıyor. Böylece, bana da zaman kalmıyor. Ben de alimden geldiği gibi yakalamalıyım onu ve nerede olursa olsun rasgele bir yere çivilemeliyim. Ona şimdi tabutlar hazırlayamam, bunları hiç de süsleyemem, en azından süslü olanları sert, parmaklıklı anıtmezarlara koyabilirim.

Devamı…“Zamana ayak uydurmaktan daha korkunç ne olabilir?” Ölüm üzerine – Elias Canetti