Sokrates’ten Nietzsche’ye ‘Aşkta Kaybeden Büyük Filozoflar’ – Andrew Shaffer

Andrew ShafferFikirlerine saygı duyduğumuz, ancak romantik tercihlerinden kesinlikle uzak durmamız gereken büyük filozoflar…
Tarih boyunca bilgelikleriyle hayranlık duyulan filozofların özel hayatları ‘Aşkta Kaybeden Büyük Filozoflar’ kitabında mercek altına alınıyor. Kitabın tanıtımında ‘Çok az insan filozoflar kadar aşk acısı çekmiştir. Bilgeliklerine ne kadar hayranlık duysak da, tarih dünyanın en akıllı insanlarının aşk hayatlarındaki hayal kırıklıklarıyla doludur’ ifadesi kullanılıyor. Söz konusu kitabın önsözünde Shaffer: “Evlilik yıldönümünüzü unutmuş olabilirsiniz ama en azından karınızı boğmamış (Louis Althusser), metresinizi evlat edinmemiş (Jean Paul Sartre) veya ilişki yaşadınız diye başka bir ülkeye sürülmemişsinizdir (Seneca)…” diyor.

Aşkta kaybeden fikirlerine saygı duyduğumuz, ancak romantik tercihlerinden kesinlikle uzak durmamız gereken binlerce büyük dahiden birkaçını anlatan kitapta Sokrates’ten Nietzsche’ye büyük filozofların aşk hayatlarına ışık tutuyor.

Kitaptan birkaç örnek:

Immanuel Kant: Alman filozof Immanuel Kant, çağdaşı Johann Friedrich Reichardt’a göre “Hem beden hem de zilin açısından tozdan bile daha kuru bir adamdı.” Kant her gününü belirli bir takvime göre yaşadı, o kadar ki komşuları saatlerini, onun akşam yürüyüşlerine göre ayarlardı. Kant evlilik öncesi cinsel ilişkinin ahlaksızlık olduğunu düşünüyordu. Aslında amacı üremek olmayan bütün cinsel edimler ahlaksızdı. Üstelik cinsel arzu yanlış bir şeydi, çünkü insanı “bir nesneye” dönüştürüyordu. Kişi elde edilir edilmez arzu doyuma eriyor ve elde edilen bir kenara fırlatılıp atılıyordu. Cinsel arzu, ancak evlilikte hoş görülebilir, çünkü taraflar birbirlerini eşit derecede arzu nesnesine dönüştürürler. Kant evlilik öncesi seksi, cinsel kölelik olarak görüyordu. Kant evliliği tarafların “diğerinin cinselliğinin yaşam boyu mülkiyetine hak” kazandığı bir cinsel birleşme sözleşmesi olarak görüyordu. Uzun hayatı süresince Kant’a iki kadın ilgi duydu. Ancak Kant ikisiyle de ilgilenmedi. İleriki yıllarda yoksulluğunu evlenmeye kalkışmamasının ana nedeni olarak göstermiş ve şöyle demiştir: “Bir eşe ihtiyaç duyduğum anlarda hiçbir zaman ona bakacak kadar param olmadı.” İşin aslı Kant günlük takvimini aksatacak hiçbir şeye karşı hoşgörülü değildi.

Aristoteles: “Aşk ne kadar güçlü olduğunu akıllıyı aptal, aptalı akıllı yaparak gösterir.”

Aristo, kadınları doğanın bir “garabeti”, evcilleştirilmiş bir hayvandan biraz daha iyi durumda olan yaratık olarak görüyordu. Kadın düşmanı görüşlerinden dolayı uzun yıllar epey eleştirildi. Yunan filozof, kadınların doğaları gereği eksik yaratıklar olduğuna inanıyordu. Aristoteles’e göre kadınlar doğanın bir garabeti, evcilleştirilmiş bir hayvandan biraz daha iyi durumda olan yaratıklardı. Aristoteles 37 yaşındayken hocası Hermias’ın evlatlık kızı 17 yaşındaki Pythias ile evlendi. Aristoteles’in romantik bir şekilde ifade ettiği gibi aralarındaki yaş farkı ideal evlilik için son derece uygundu. Tarihsel kayıtlar mutlu bir evlilik yaşadıklarını söylüyor. Pythias hayatını kaybetti, tek kızlarını büyütme görevi Aristoteles’e kaldı. Aristoteles daha sonra pey uygunsuz bir ada sahip olan Herpyllis ile evlendi. İlişkilerine dair pek detay bilinmiyor. Aristoteles öldüğünde ilk karısının yanına gömülmek istemişti. Hayatının sonuna kadar kadınlara çiftlik hayvanı gibi davrandı. Herpyllis’i evinin işlerini yöneten kahyaya bıraktı. Vasiyetine de açıkça şöyle yazdı: “Tekrar evlenmek isterse, değersiz birine verilsin.”

Albert Camus: Cezayir asıllı Fransız filozof Albert Camus, Simone Hie ile 1934 yılında evlendi. Hie, morfin bağımlısıydı. Evlilikleri Camus’nün, morfin elde etmek için Hie’nin bir doktorla yattığını öğrenmesiyle bitti. Boşandıktan üç ay sonra matematikçi Francine Faure ile evlendi. Faure’ün kız kardeşi Camus’nün kulaklarının maymun kulakları gibi dışarı sarkık olduğunu düşünüyordu.
Hem Faure hem de Camus oldukça serbest takıldılar. Yayınlanmamış mektuplar Faure’ün aktris Maria Casares ile gizli bir ilişki yaşadığını, Camus’nün ise karısının arkasından sayısız kadınla birlikte olduğunu ortaya koyuyor. Camus’nün biyografisini yazan Olivier Todd, filozofun evlilik dışı ilişkileriyle ilgili şöyle diyor: “Albert Camus’nün aşk hayatıyla ilgili kitap yazmadım çünkü öyle bir kitap yazmak için bir telefon rehberi bile yetmezdi.” Camus 1960 yılında 46 yaşında bir trafik kazasında hayatını kaybedene kadar ikinci eşiyle evli kaldı.

Sokrates: “Ne olursa olsun evlenin! İyi bir karınız olursa mutlu olursunuz, kötü bir karınız olursa da filozof.”

Sokrates hayatının çoğunu bekar geçirse de nihayet ellili veya altmışlı yaşlarda evlenmişti.Ulaşılan bilgilere göre karısı Xanthippe, Sokratesten daha gençti. Antik Yunan’da kadınlardan beklenen itaatkar eş rolünün tam aksine, Xanthippe derhal yaşlı kocasını insan içinde aşağılamaya başladı. Bir efsaneye göre Xanthippe, aralarındaki hararetli bir laf dalaşının ardından kocasının başından aşağı bir kova pis su döktü. Sokrates, kovanın geldiğini fark ettikten sonra şakayla karışık şöyle demişti: “Genelde şimşek çaktıktan sonra yağmur yağar.” Böylelikle, Xanthippe’ nin namı dırdırcı eş olarak tarih kitaplarına geçti.

Friedrich Nietzsche: “Ah kadınlar! Yüceyi yüceltir, aşağılık olanı yaygınlaştırırlar.”

Alman filozof Friedrich Nietzsche kadınlar hakkında atıp tutmuş lakin kendini kadınlardan uzak tutamamıştır. Baştan söylemeliyiz ki Nietzsche evlenme teklif ettiği bütün kadınlar tarafından reddedildi.
İlk kez 32 yaşında Mat Hilde Tramedach’a aşık olan Nietzsche, ikinci kez karşılaşmalarının ardından Tramedach’a mektupla evlenme teklif etmişti. O sırada başka birine aşık olan Trampedach teklifi reddetti. Bu olaydan beş yıl sonra Nietzsche, 21 yaşındaki Lou von Salome ile tanıştı. Salome Nietzsche’yi büyülemişti lakin aşık Nietzsche hiç o kadar da çekici değildi. Salome Nietzsche’nin evlilik tekliflerini her seferinde reddetti. Yıllar sonra Salome bir başkasıyla nişanlandı, Nietzsche’nin aşk defteride böylece kapanmış oldu.

Nietzsche sonraki yıllarda frengiye bağlı enfeksiyon nedeniyle aklını kaybetti. Enfeksiyonu muhtemelen doktorunun talimatıyla girdiği rastgele ilişkilerinden birinde kapmıştı. 3 Ocak 1889’da Torino sokaklarında çok ciddi bir psikotik krize girdi. Bir atın kırbaçlandığını görünce koşarak hayvana sarılıp ayaklarının dibine yığılarak bayıldı. Olay yerine gelen iki polis Nietszche’yi bulduğunda filozof anlaşılmayan sözcükler sayıklıyordu. Yaşamının geri kalan 11 yılında asla eski sağlığına kavuşamadı.

Albert Camus: “Kalplerin eğilip bükülmeyi becereni mutludur, kırılmayacağını bilir”

Absürdün felsefesi denilince akla gelen ilk isim Albert Camus olur hiç şüphesiz. Ona göre sonunda ölüm olan bir yaşam anlamsızdı bu yüzden düzene çok fazla anlam yüklememek gerekiyordu. Bu tutum aşk söz konusu olunca geçerliliğini yitiriyordu, Camus de bu durumdan muaf değildi. İlk evliliğini 1934 yılında yapan Camus morfin bağımlısı eşinden evliliklerinin üzerinden çok uzun yıllar geçmeden boşandı. Boşanmanın sebebi karısının sadakatsizliğiydi.Camus, boşandıktan üç ay sonra bir matematikçiyle evlendi. Andrew Shaffer’in bize aktardıklarına göre bu evlilik serbest bir evilikti. Camus’un biyogrofisini yazan Oliver Tood filozofun evlilik dışı ilişkileriyle ilgili şöyle diyor: ” Albert Camus’ nün aşk hayatıyla ilgili bir kitap yazmadım. Çünkü öyle bir kitap yazmak için bir telefon defteri bile yetmezdi!”
Caligula romanındaki şu cümle Camus’nün aşk hakkındaki düşüncelerini özetler nitelikte: “Birini sevmek onunla yaşlanmaya razı olmak demektir. Ben böyle sevemem.”

Jean-Paul Sartre: Elbette çirkin kadınlar var, ama ben güzel olanları tercih ediyorum. (Metresini evlat edindi)

Simone de Beauvoir: Kocayı elde etmek bir sanattır, onu elde tutmaksa bir iş. (Sartre ile hiç evlenmedi ama yattıkları ortak mezarda sonsuza kadar birlikte olacaklar

Sokrates: Ne olursa olsun evlenin! İyi bir karınız olursa mutlu olursunuz, kötü bir karınız olursa da filozof.” (Karısı hırçınlığı ile nam salmıştı)

Yazar: Andrew Shaffer
Çevirmen: Mehmet Evren Dinçer

“Sokrates’ten Nietzsche’ye ‘Aşkta Kaybeden Büyük Filozoflar’ – Andrew Shaffer” üzerine bir yorum

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Yoksulluktan annesinin ayakkabılarını giyen çocuk: Charlie Chaplin – Sunay Akın

Mevsimin ilk kar taneleri Londra köprüsünün kulelerinde birikirken, Oakley Sokağı’ndaki tek odalı bir evde iki erkek çocuk, kırmızı kadife ceketini...

Kapat