Ali Şeriati: Kendisini ve Evreni Bilen Tek Varlık insandır

Hegel’in tarih konusunda buna benzer bir yaklaşımı daha vardır. Gerçi Hegel’in idealizminin egzistansiyalizmle hiçbir benzerliği yoktur. Hegel’e göre ezelde, başlangıçta mutlak bir varlık, mutlak bir “ide” yani “Tanrı” vardı. (Bunu Tanrı olarak isimlendiriyoruz. Ancak bu bütün büyüklük sıfatlarını üzerinde taşıyan fakat ben bilinci olmayan bir Tanrı’dır.) Bu mutlak varlık (ruh) üç diyalektik temel üzerine kurulu olarak varlık göstermiş ve böylece maddî doğa yaratılmıştır.

Mutlak ruh, maddî doğada göründüğünde doğa, bitki şeklinde evrime uğradı, bitki hayvan şekline girerek evrim geçirdi, hayvanın evrim geçirmesi ise insan suretine girmekle oldu. Böylece o ezelî mutlak ruh ve mutlak “ben” doğadaki tedricî evrimiyle birlikte daha olgunlaşmış, daha açık bir şekilde görünüyor ve ben bilincine daha çok yaklaşıyor, sonuçta hepsinden daha anlayışlı ve daha çok bilen insan suretinde görünüyor…

Neden? Çünkü insan bütün doğal varlıklar arasında kendisini ve evreni “anlayan” yegane varlıktır. Düşünen, isteyen, seçen, bir yasaya baş kaldıran, doğadaki süregelen belirlenmişliği değiştiren, kendi yapısındaki sistemi, var olan sistemin önüne geçirmeye çalışan, yapan, yaratan, yok eden… bir varlık. Her ne kadar Tanrı’nın kişiliğiyle özdeşleşmiyorsa da gördüğümüz gibi Tanrı gibi eyliyor.

Varlık alanında düşünebilen, istediği gibi karar verebilen, yaratabilen, seçebilen, öldürebilen, doğmasını sağlayabilen sadece ve sadece Tanrı’dır. Bütün evren, maddî doğal varlıklar, canlı cansız her şey Allah’ın kontrolünde ya da doğanın kontrolünde zorunluluğa tabidirler. Kendilerinden sadır olacak ya da kendilerine dönük herhangi bir irade ve bilgiye sahip değildirler. Bitki büyüdüğü gibi filizlenir, çiçek açar, meyveye durur, sonra sararır ve nihayet kurur gider. Rüzgar eser, yüce dağlardan aşar… Ay, yerküresinin etrafında döner… Hepsi de bunları, güçleri olmaksızın, bilmeksizin ve duyumsamaksızın bağlı bulundukları ve ona göre yaratıldıktan yasalara bağımlı bir şekilde yaparlar. İnsana gelince evrendeki bütün varlıkların tersine düşünen, yaratan, bidat işleyen, baş kaldıran, kendini ve evreni bilen bir yapıya sahiptir.

Evrim ve Doğa Üzerine Kafa Yormuş İslam Alimleri

Pascal’ın “iki sonsuzluk” konusunda meşhur ve oldukça güzel bir sözü vardır: “Güçsüz bir kamış çubuğunun bile insanı öldürmeye gücü yeter (küçük sonsuzluk). Öte yandan bütün dünya el birliği ederek, kuvvet hazırlayarak insanı öldürmeye kalkışsalar aynı insan kendisini öldüren güçlerden daha büyüktür (büyük sonsuzluk). Çünkü onu öldüren bütün doğal varlıklar onu öldürdüklerini anlamazlar ve duyumsamazlar. Öldürülen insan öldürüldüğünü bilir ve bunu duyumsar.” Anlaşıldığı gibi insan aynı ölçüde, bütün maddî güçler üzerinde ve bütün varlıklara karşı kendisini otoriter kılan ilginç bir güce daha sahiptir ki bu da onun bilgisidir. Kendisi ve evren hakkındaki bilgisi onun iradesidir.

Bugün şahit oluyoruz ki insan irade, teknik ve bilim ile coğrafi ve iklimsel şanları, yine aynı şekilde botanik ve biyoloji yasalarını kendisine faydalı olacak şekilde günden güne geliştiriyor ve değiştiriyor. Doğa yasaları gereğince kaysıya dönüşmesi gereken bir bitkiye, doğanın gerektirdiği belirlenim çizgisi içerisinde insan, bilgisi ve iradesi ile müdahale ederek bu zincirin uzayıp gideceği yolu değiştiriveriyor. Bu irade kimin iradesidir? Hegel’e göre bu “mutlak ruh” dediğimiz varlığın iradesidir. Bu, doğanın olgunlaşma sürecinin en mükemmeli olan insanda ortaya çıkmış ve ben bilincine kavuşmuş olan Tanrı’nın iradesidir.

Kaynak: İnsan

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here