Ahmed Arif: Orhan Veli benim şiirlerimi bilirdi, Cahit Sıtkı dinledikçe ağlardı…

Orhan Veli de benim şiirlerimi bilirdi. Büyük hayranlıkla, büyük saygıyla karşılardı. Cahit Sıtkı da öyle. Hüngür hüngür ağlardı. Kaç kere okutmuştur bana “Otuzüç Kurşun”u, “Karanfil Sokağı”nı… Her seferinde Cahit Abi ağlardı.
Bu ağlamak galiba benim şiirimin ayrılmaz bir parçası, onsuz edilemez bir parçası oluyor. Çünkü özellikle hanımlar, “Diyarbekir Kalesi”ni bir okuyayım, bir aile toplantısında mı diyeyim, bir evde, bir arkadaş evinde, hanımların, çocukların olduğu bir mecliste, hanımlar ağlar.

Tabii buna da hak veriyorum. Bir doğum var orada. Bir genç kadının ilk doğumu var. Benim elimin kolumun bağlı olması var ayrıca…
Gündüz Akıncı Hoca şöyle derdi: “Sen günlük hayatımızı, günlük evimizin içini, çarşıyı, okulu destanlaştırıyorsun. Bu, Türk edebiyatında ilk defa oluyor. Ama sen farkında değilsin.”

O yıllar bir büyük iddiam yok ama, kendime güveniyorum. Şiirimin şiir olduğunu biliyorum. “Meydan” diye bir dergi çıktı. Herkes imzasız şiir verdi. Ben de 4-5 şiirimi imzasız verdim. Bir seçim yapacaklar. Ama
Abidin Abi (Dino) dedi ki: “Seninki belli, imzaya gerek yok.”

— Öteki şairler kimler?

AHMED ARİF — Rifat Abinin (Ilgaz) şiiri var, Fahri Abinin (Erdinç), Niyazi Abinin (Akıncıoğlu) şiiri var. Hepsi sevdiğim şairler bunlar.

— Kaç yılları oluyor?

AHMED ARİF — 1947 yılı galiba. Abidin Abi en küçüğünü yayımladı.
Ötekileri saklamış, kapanış sayısı için…

— Şimdi de aklında mı o şiir?

AHMED ARİF — Aklımda. O şiirim elbette acemilik şiirimdir. Ama yine de büyük bir aksaklık göze batmaz. Şöyle bir şiir…

— Şimdi de aklında mı o şiir?

AHMED ARİF — Aklımda. O şiirim elbette acemilik şiirimdir. Ama yine de büyük bir aksaklık göze batmaz. Şöyle bir şiir…


“Bir akşam üstüdür şarabî

Bahçeler ve dağlar üzre hükümran
Tam dünyayı dolaşmak saatindesin
Ay ışığı su içer birazdan.

Kızarmış kalçalarını çanlar
Alabildiğine vurur
Manşetlerde kilometre kilometre yalan
Sallanır durur.

Sen çocuk tulumunda
Matbaa mürekkebi
Rüsva olmuş ellerinin emeği
Alıp götürmüşler dost dediğini
Almış rüzgârlar içini.

Ümide benzer
Sevdaya
Soğuk bir namludur
Kör ve pusuda
Ense kökünde zulüm
Ve sermiş cânım sofrasını dört başı mâmur
Burnun dibine
Hürriyet.

Seviyorsun mümkün
Aranızda kurşun
Yasak bölge var
Sen genç
Sevdan ölünecek kadar güzel
Kanunu yapanlar ihtiyar.”.

Kaynak:
Kalbim Dinamit Kuyusu

Ahmed Arif Anlatıyor
Refik Durbaş – Baskı: Cem Yay. 1990

Yorum yapın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki yazıyı okuyun:
Oğuz Atay: “Rüyadan gerçeğe geçmenin acılarını yaşama. Ne olur Turgut. Uyanma sakın”

"Ne gördün bütün kapıların birer birer kapandığı bu dünyada? Hangi kusurunu düzeltmene izin verdiler? Son durağa gelmeden yolculuğun bitmek üzere...

Kapat