YENİ “NORMAL”İMİZ HAYIRLI OLSUN – AYKUT EMRE

0
254

“Normal” kelimesi, sadece ondan sapıldığında akla gelir. Herkes ancak o zaman önemser. Kimse “normal” olmayı bir övgü ifadesi olarak kullanmaz. Kimsenin şöyle bi’şey dediğini duyamazsınız: “Ya geçen gün, iş yerinde bir çocukla tanıştım; ne kadar normal bi’ adam ya, bayıldım. Öyle normal öyle normal ki..”. Ya da tadılmış bir yemek anlatılırken “abi adam öyle normal bi kebap yapıyor ki bayılırsın” diye övgüleyeni göremezsiniz.

Kaldırımlar yolda yürüyenleri bir adım yukarı kaldırmaya, otobüsler duraklarda duraklamaya, otobanlarda otolar banlamaya başlıyor nihayet. Sadece kaldırımlar, duraklar ve otobanlar mı? Daha nice şehir ortamı için, isimlerinin hakkını veremeden geçirdikleri onlarca yalnızlık yüklü günün ardından muhataplarıyla kavuşma anı geldi çattı. Yaya geçitleri, yaya olarak karşıya geçenleri ağırlayarak isimlerinin hakkını verecekler. Şehirlerin önemli meydanlarında kalabalıklar yeniden meydana gelecekler. Gezmekten veya spordan yorularak dinlenmek isteyenler bir süreliğine şehrin parklarında park edecekler.

Kısa kesmek gerekirse hayat artık hem şehirler hem de bizim için “normal”e dönecek.

Evcimenler, asosyaller, bilgisayar mahkûmları ve miskinizmin marjinal unsurları, bu “normalleşme”nin dışındalar ve belki de milyonlarca insanın kendi dünyalarındaki gibi yaşamasını bırakıp normale döndüğü günlerde kendilerini yine yalnız ve kötü hissedecekler. Sokak hayvanlarının kendini kötü hissetme gibi bir davranışları var mıdır belirsiz ama onların durumları da pek farklı olmayacak gibi görünüyor: kediler yolların tam ortasına tüneyemeyecek, kargalar ve martılar kendilerini izleyen köpeklerin bakışları altında it dalaşına giremeyecekler artık. Sokaklar yine iki ayağı üstünde yürüyenlerle dolup taşacak ve hayat “normal”leşecek.

Peki nedir bu “normal”? Kimlere hizmet eder? Kimin adına çalışır?

“Normal” kelimesi, Türkçe karşılığı olan “ortalama” kelimesi, kullanışlı olmadığı için dilimize iyice yerleşmiş bir kelime. Okunuşuna çeşitli yorumlarda bulunulsa da hemen herkes kullanıyor. En çarpıcı yorumu, ikinci hecede inceltilmiş “l” ile sonlanan “mal”i ürün anlamındaki “mal” gibi okuyunca ortaya çıkıyor ve adeta kulakları kamaştırıyor: “valla gardaş mal normal, kullanıcıda hata var..”. İşin kötüsü, nüfusumuzun yaklaşık yarısı, maalesef bir çok kelime gibi bunu da Türkçe zannediyor. Milli gururlanma içgüdüsü, bununla da kalmayıp kelimenin bizden diğer dillere geçtiğini düşünüyor ve düşünmek şöyle dursun bir de bunu insan içinde dile getiriyorlar.

Millilerimizi saha kenarına alıp esas meseleye gelirsek her kesimden insan, “normal”in normal hâlini sık sık kullanıyor ama geniş bir kesim  “norm”, “normatif”, “normalizasyon” gibi versiyonlarını duydu mu kelimeyi kullanan şahıs ya da şahıslar hakkında “okumuş herhalde bu” diye düşünüyorlar. Bu da gayet normal tabii ki. Tersi anormal olmaz mıydı zaten? Mesela nalbur işleten bir esnafın çalışanlarına şöyle bi’şey dediğini düşünün: “Yav Ahmet, Hüseyin! Niye böyle yapıyorsunuz? Dükkânın yeni normundan haberiniz yok mu? Biraz normatif davranın yav allah aşkına!”.

“Normal” kelimesi, sadece ondan sapıldığında akla gelir. Herkes ancak o zaman önemser. Kimse “normal” olmayı bir övgü ifadesi olarak kullanmaz. Kimsenin şöyle bi’şey dediğini duyamazsınız: “Ya geçen gün, iş yerinde bir çocukla tanıştım; ne kadar normal bi’ adam ya, bayıldım. Öyle normal öyle normal ki..”. Ya da tadılmış bir yemek anlatılırken “abi adam öyle normal bi kebap yapıyor ki bayılırsın” diye övgüleyeni göremezsiniz. Fakat bu durum kendisini normalin dışında olmakla tanımlayanlar için geçerli değildir tabii ki. Örneğin dövmenin çok yaygın olduğu ve adeta sevmeye dönüştüğü bir sosyalliğe dövmesiz ve kareli gömlekli bir tip girdiğinde “hey dostum sen ne kadar da normal bi adamsın ha” gibi tavırlarla karşılaşabilirsiniz.

Bu istisna dışında “normal” yine övgülemede kullanılmaz. Sosyal bir ortamda normal davranışı iyi espri yapmak olan birisi, yine iyi espriler yaptığında kimse ona dönüp de “oooo, abi bugün yine normundasın” demez. Kimse “normal”de durmak, orada kalakalmak da istemez. Hep daha ileri hep daha ileri takıntısı vardır sanki. İyi bir sporcu son zamanlarda neler yaptığı sorulduğunda hiç “Evet. Normumu koruyorum” diye sinik bir cevap vermez. O sporcu, taşra ligindeyse İstanbul’a, İstanbul’daysa Avrupa’ya gitmeye çabalıyordur çünkü.

Derecelendirmeyi de kabul etmeyen onu kusan bir kelimedir “normal”. “Acayip normal bi yolculuktu” ya da “herif sağlam normal ya” gibi bir derecelendirme yapmak için ya conconizm tarikatından olmanız ya da her şeyi ifrada vardırmanıza sebep olacak ağır bir ifradizyak etkisi altına girmiş olmanız gerekir.

Kendisi derecelendirmeyi kabul etmediği gibi “normal” kelimesini de derecelendirme için kullanamazsınız. Mesela yılışıklık gibi rahatsız edici bir davranışın da akıllarda mutlaka bir normali vardır ama kimse ortalama bir yılışık için “normal yılışık” demez. Kötü davranışlar hep daha üst tanımlamalarla mahkûm edilmek zorundadır. “Aşırı yılışık” denir, “baya yılışık” gibi tabirlerle normalden olabildiğince uzaklaştırılmaya köşeye doğru itilmeye çabalanır. Bu durum toplumca saygı duyulan “üst” durumlar için de böyledir. Kimse iyi piyano çalan birisi için “Eee ne var bunda? Adam çalışıyor, yetenekli ve işi bu, normal” demez. İki durumda da gizli bir “ortalamayı görme” çabası vardır. Ortadan sapanı uçlara çekmezseniz ortayı tam kestiremezsiniz çünkü. Bu durum, bir gitar telini başka bir telin doğru sesine uydurmaya benzer. Telin sesini ayarlaken “doğru” sesin belirgin derecede kalınına ve incesine gittikçe sesi daha rahat doğruya ortalayabilirsiniz.

Normalin tersi olan “anormal” de çok kullanılır ve asıl kökeni olan “normal”e göre daha fazla ruh halini ele verir. Conconlar ve ifradistler, yine olup olmadık yerlerde sık sık kullanırlar bu kelimeyi ve bir çok şeyi önemsizleştirdikleri gibi buna da aynı kaderi çizerler. “Abi hamburger anormal iyiydi ya” gibi tanımları duymaktan ileri gelen bir tiksinme semptomu kendini dayatabilir. Heyecan yapmayın normaldir.

Peki “anormal” neyi nasıl ele verir?

Kullanıldığı hemen her yerde, normalden sapmanın bir kabul sınırı olduğunu anlatır. Şöyle ki: diyelim ki elektriğe %15 zam yapılmış olsun. Bunu duyan birinin ilk vereceği tepkilerden biri “ya anormal bi zam olmuş valla” olacaktır. Görünüşte kızgınlık ve eleştiri vardır ama meselenin esası “zam belli bir oranda olsaydı kabul edebilirdik ama bu fazla sanki” algısıdır. Bir restorantta yemek istersiniz ve istediğiniz yemek 40 dakikada gelirse “anormal gecikti ya” dersiniz. Yine bir gecikme payı kabul edilmiştir. Ufak bir gecikmeyi sorun eden veya %15 zamda olay çıkartanlar, bu normallik ölçüsüne göre anormal ve marjinal olurlar.

Zurnanın zırt, gırnatanın gırt dediği yer tam da burasıdır işte. “Normal”, herkesin istese de istemese de içsel ve sezgisel olarak gözettiği bir derecedir. Bundan kaçış olmadığı için “normal” kelimesinin kullanımına düşman olmak da çok tehlikelidir. Çoğu kişi bu kelimenin kullanımına ateş püskürdükten en fazla 10 dakika kadar sonra bu kelimeyi sıradan bir konuşmada kullanırken suçüstü yakalanmıştır. Normali ileriye doğru değiştirecek olan yine normallerdir ama herkes normalken ileriyi gösterdiği için “anormal bu” diye yaftalananlar bu ilerlemenin öncüleridir. Çoğunluk, öncülerin anormalliğinde normalleştiğinde yeni normal de ortaya çıkmış olur.

Yeni normalimiz şimdiden hayırlı olsun.

Aykut Emre

Cevap Ver

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz