Komünizmin Babası Marx ve Anarşizmin Babası Bakunin – Murray Bookchin

“Hâlâ senin dostun olup olmadığımı soruyorsun. Evet, sevgili Marx, her zamankinden fazla dostunum, çünkü zamanında ekonomik devrim yoluna sapıp hepimizi seni takip etmeye davet ettiğinde ve milliyetçiliğin, salt siyasi girişimciliğin dar yollarına sapardan eleştirdiğinde ne kadar haklı olduğunu şimdi her zamankinden daha iyi anlıyorum…”

Devamı…Komünizmin Babası Marx ve Anarşizmin Babası Bakunin – Murray Bookchin

“İnsan bilinci vestiyer değildir!” Siyasal Yazılar – Yılmaz Güney

“Her organik varlık her an hem aynı şeydir, hem de aynı şey değildir; her an dışarıdan aldığı maddeleri özümlerken, daha başka maddeleri de dışarı atmaktadır; her an bedenindeki hücreler ölmekte ve yeni hücreler oluşmaktadır; gerçekte, belirli bir süre içinde her organik varlığın bedeninin maddesi tepeden tırnağa yenilenir ve yerini başka madde atomları alır, dolayısıyla her organik varlık her zaman hem kendisidir, hem de kendisinden başka şeydir.”

Devamı…“İnsan bilinci vestiyer değildir!” Siyasal Yazılar – Yılmaz Güney

Fikret Başkaya: “Kapitalizm uzun insanlık tarihinde sadece küçük bir parantez”

Fikret Başkaya (1)“Ya komünizm ya da bu iş karakolda biter…”*

Kapitalizm uzun insanlık ve uygarlık tarihinde sadece küçük bir parantez. İşte sanayi kapitalizmi tarih sahnesine çıkalıdan bu yana ikiyüzelli yıldan az bir zaman geçti. Buna rağmen insanlığın ve uygarlığın geleceği riske atılmış bulunuyor. Kapitalist üretim tarzı “yaratıcı yıkıcılık” sayılsa da, şimdilerde çoktan yıkıcılığın yaratıcılığın önüne geçtiğini söylemekte bir sakınca yok. Artık her geçen gün yaptığından daha çoğunu yıkıyor, daha çoğunu yok ediyor, daha çok kirletiyor…

Devamı…Fikret Başkaya: “Kapitalizm uzun insanlık tarihinde sadece küçük bir parantez”

Sosyalizme doğru halk hareketlerinin birliği ve çeşitliliği – Samir Amin (Çeviri: Fikret Başkaya)

Samir AminUlusal kurtuluş perspektifine sahip bu tür hareketler, anti-feodal/halkçı ve anti-emperyalist safhanın ötesine geçme dinamiğine sahiptirler- burjuva demokrat değildirler. Dolayısıyla sosyalizme doğru hareketlere dahildirler.
O halde iki sosyalizme doğru hareket ailesini daha yakından tahlil edebiliriz: Emperyalist merkezlerde ortaya çıkıp gelişenler ve egemenlik altındaki Çevrede ortaya çıkanlar. Bu iki hareket ailesi için de hiç bir zaman soyalizme hareket etiketi garanti değildir, fakat potansiyel olarak öyle olma yetenekleri vardır. O halde bunları öyle nitelemenin koşulları ve kriterleri nedir? 

Devamı…Sosyalizme doğru halk hareketlerinin birliği ve çeşitliliği – Samir Amin (Çeviri: Fikret Başkaya)

Türk Aydını ve Kimlik Sorunu | Asansörle yükseltilmek istenen çukurlar – CAN YÜCEL

O  Ziya Gökalp ki, asıl adı neydi bil­miyorum, ama Kürt olduğu kesin. Zaten gençliğinde geçirdiği intihara varan bunalım, Türk müyüm? Kürt müyüm? seçemezliğinden ileri gelmişti. O biraz hain Kürt, biz Türklere nasıl Türk olduğumuzu anlattı. Böylece ciddi Türkçülük denen, Türk milliyetçiliği giderek ırkçılığı, giderek Türk faşizmini başlattı. Türkçülüğün Esaslarının kültürünü hor gördüğümüz Kürtlerden biri tarafın­dan temellendirilmesi ne tuhaf değil mi?… BİLAR’da Sadun Aren ve Aziz Nesin’ce düzenlenmiş bir parti girişim toplantısında bir Kürt yoldaşın dediğini hiç unutamıyorum: “Bizim verdiğimiz milliyet savaşımı, sizin de milliyet haline gelişi­nize el verecektir” demişti. Doğru.

Devamı…Türk Aydını ve Kimlik Sorunu | Asansörle yükseltilmek istenen çukurlar – CAN YÜCEL

Genelleşmiş kapitalizm tanımı yanlış mı? | Kapitalizm Gerçekte Nedir? – Dr. Suat Kamil Aksoy

Özgür Üniversite’de her salı günü Kapital satır satır okunuyor ve tartışılıyor. 2008 haziran itibariyle Kapital hakkında yazıyoruz. Hala sözümüzü bitiremedik. Şimdi Ahmet Tonak ve Sungur Savran tarafından yönetilen tartışma sayesinde Kapital’in tartışılması hakkında da tartışma olanağı doğmuş oluyor. Kapital politik taraflılığın bozucu etkilerinden özgürleşilmiş olarak pek tartışılamıyor. Yine de Özgür Üniversite şu an mümkün olan ortamın en iyisini sağlıyor.
Yöntem basitçe önceden belirlenmiş Kapital metninin değerlendirmesi şeklinde. Herkesin ilgili bölümü okuyarak geldiği varsayılıyor. Daha doğrusu bu toplantının amaçları bakımından zorunlu kural. Ama elbette okumadan gelenlerin kurala uymadıkları alınlarında yazmıyor. Bu kural sadece metinden bihaber konuşma hakkının katılımcının kendiliğinden feragati yoluyla fiilen kullanılamaması şeklinde kendisini gösteriyor. Buradan anlaşılacağı üzere oturumlar Kapital’i okumuş olanların tartışması amacını taşıyor.

Devamı…Genelleşmiş kapitalizm tanımı yanlış mı? | Kapitalizm Gerçekte Nedir? – Dr. Suat Kamil Aksoy

Sovyetler Birliği nasıl olurdu da çözülmezdi? – Dr. Suat Kamil Aksoy

Biz şu ana kadar yazdıklarımızda esas yönleri itibariyle Marx tarafından da desteklenen reel sosyalizmin yanlış bir pradigma üzerine kurulmuş olduğunu iddia ettik. Ayrıca Marx’ın işçi sınıfı ile ilgili beklentilerinin yanlış olduğunu söyledik. Marx’ın temel katkısı açısından yanlış anlaşıldığını da iddia ettik. Buradan yola çıkarak bu durumun tam tersinin vukuu bulma olasılığını hayal edebiliriz. Yani Marx yanıldığı konuda yanlış anlaşılsaydı ve yanılmadığı konuda doğru anlaşılsaydı ne olurdu diye sorabiliriz. Aslında Marx’ı iktisatta yanlış anlayanlar siyasette de yanlış anlasalardı yine de daha talihli bir sonuç olabilirdi. Ne yazık ki gerçekleşmiş olan en kötü olasılıktır.
Marx bir çok metninde yeni düzen için ortaklık kavramını kullanır, kooperatiflerden bahseder, devlet mülkiyetinden bahsetmeden kolektif mülkiyetten bahseder. Hisse senetli anonim şirketlerden kapitalizmin kapitalizm içinde aşılması olarak söz eder. Tüm bunları geleceğin toplumunun nüveleri olarak görür. Hatta onun iktisat manifestosu olan Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı adlı kitabının önsözünde onu bildiğimizden farklı olarak anlamamıza yol açacak okkalı sözler bulunmaktadır.

Devamı…Sovyetler Birliği nasıl olurdu da çözülmezdi? – Dr. Suat Kamil Aksoy

Marksizm: İnsan Özgürleşmesinin Felsefesi – Ecehan Balta

Marx’ın çalışmalarının merkezi ve onun çalışmalarını son iki yüzyıldır değerli kılan öğe, insan özgürlüğü düşüdür. Hegel’in siyaset felsefesinden Kapital’e kadar Marx’ın tüm çalışmaları şu temel soru üzerinde odaklanmıştır; nasıl olur da insanlık kendi özgür geleceğini kendi elleriyle inşa eder? Bir bilim olarak tarihsel materyalizm, işte bu ütopyayı mümkün kılacak koşullan tanımlar ve bu ütopyayla bağlandığı sürece, Marksizm bir bilim olmayı aşar ve bir felsefe, bir değerler sistemi haline gelir. Marksizme göre, kapitalizmin belirleyici çelişkisi, proletaryanın kendi toplumsal üretimini sağlayan koşullan bilinçli olarak ortadan kaldırması sonucu tüm insanlığın özgürleşmesiyle aşılacaktır. Marx’m hem felsefi hem de siyasal etkinliği, ancak bu merkezi öğe etrafında anlaşılabilir. Marksizmin merkezi öğesi olarak özgürlüğe vurgu yapmak iki açıdan önemlidir; birincisi, sosyalizmi sadece adil bir bölüşüm sisteminden ibaret gören Marksizmin ekonomik indirgemeci yorumunun yol açtığı deformasyona karşı durabilmek,ikincisi, Marksizmin sınıf indirgemeci yorumlarına karşı, insan özgürleşmesinin bütüncüllüğüne vurgu yapabilmek ve böylelikle Marksizmin -ve hayatın- bütünlüğünü parçalayan yorumlara bir yanıt oluşturabilmek için.

Devamı…Marksizm: İnsan Özgürleşmesinin Felsefesi – Ecehan Balta

140 yıl önce: Paris Komünü, işçi sınıfının ilk iktidarı – Aline Retesse

140. yıldönümü olması vesilesiyle, Paris Komünü hakkında birkaç satır vakfedildi. Bunlardan bazıları, dönemin işçi sınıfına nefretini kusan gazetelerinden Figaro gibi komünün tüm mensuplarını yalnızca “kurşuna dizilerek infaz edilmiş” olmakla tanıttı ya da komünü anmak için Paris belediye sarayında yapılan serginin açılışında konuşan Delanoë* gibi devrimci boyutunu görmezden gelerek, onu bir “yerel yönetim”e indirgedi. Kapitalizmin bugünkü yandaşları, sağdaki gibi soldakiler de, onun hatırlanmasını istemiyorlar, ancak Komün her şeyden önce ilk işçi iktidarı ve Karl Marx’ın dediği gibi “emeğin kurtuluşunun gerçekleşmesinin mümkün olduğu, nihayet bulunmuş olan biçim” idi.

Devamı…140 yıl önce: Paris Komünü, işçi sınıfının ilk iktidarı – Aline Retesse

Kölelikten ücretli işçiliğe | Feodalizmden Kapitalizme – Mick Brooks

Marx’ın söylediği gibi “bir kapitalist daima birçoklarının başını yer”. Kapitalizm sadece küçük üretimi yok etmekle kalmaz, sürekli olarak en güçsüz kardeşlerini iflâs ettirir ve gemiyi kurtarmak için onları mülksüzlerin saflarına atar.
Bu iki yanlı bir süreçtir; insanlığın potansiyel çıkarı için muazzam bir üretici kaynak biriktirmesi açısından nesnel ekonomik içeriğiyle ilericidir, ama öte yandan kapitalizm altında, bir avuç zenginin elinde muazzam bir güç yoğunlaşmaktadır.

Marx, feodalizmin çözülme ve kapitalizmin ortaya çıkma sürecini “ilkel birikim” olarak adlandırır. Bu süreç, bir taraftan toprak yerine para halinde servet biriktirme süreciyken, diğer taraftan mülksüz bir proletaryanın yaratılması sürecidir. Bu, üreticilerin kendi geçimlerini sağlayabildikleri araçlardan ayrılmasıdır.

Devamı…Kölelikten ücretli işçiliğe | Feodalizmden Kapitalizme – Mick Brooks

Tuncel Kurtiz: Ben komünistim, yanılan bilimden yanayım

♦ Bu kalabalık Beyoğlu’nda benimle sadece ’Ezel’de Dayı’yı oynadığım için fotoğraf çektirmek istiyorlar, adımı bile bilmiyorlar çoğu… Böyle sıradan geçiyorlar tiyatro bomboş duruyor. Kitapçılar bomboş duruyor. Tabii ki eğitim sisteminin sonucu.
♦  Anadil anavatan gibidir, anadile karşı çıkılmaz. Çoğu sanatçı buna zaten karşı çıkıyor, bu yasakların kalkması için uğraşıyoruz. Bunun nasıl çözüleceğini bilemem. Sadece artık dostluğun kurulması, barışın gelmesini istiyorum nasıl gelecekse gelsin ama gelsin.
♦ Ben sinemaya Yılmaz’ın zoruyla girdim. Ama tiyatrocuydum. Katiyen sadece sol yumruk kaldırarak tiyatro yapılır’a inanmadım. Çünkü politik tiyatronun bu olduğuna inanmıyorum. Politik tiyatronun gerçekçi bir tiyatro olması gerektiğine inanıyorum. Ama yine biraz önce de söylediğim gibi, kendine özgü biçimlerin aranması lazımdır diyorum.

Devamı…Tuncel Kurtiz: Ben komünistim, yanılan bilimden yanayım

Kapitalizm Miadını Doldurdu mu?, Sermaye İlkesi, Emek İlkesi Tarafından Ezilebilir mi?

Kapitalizm burjuva çıkarıyla anılır. Burjuvanın kendi çıkarını takip etmesiyle, toplumsal çıkarın da sağlanacağı varsayılır. Biz ise burjuva çıkarının ilerlemenin aleyhinde çalıştığını, hatta Marks’ın esas olarak bunu kanıtladığını iddia etmiştik. Sıradan bir akıl, bu iddia hakkında çok kolayca “hadi canım sende” diyecektir. Ardından kapitalizmin nasılda ilerlediğine ilişkin apacık ve somut kanıtları sayıp ortaya dökmek ise hiç zor olmayacaktır. Aslında kölecilik dahil toplumların karşıt çıkarlı sınıflara bölündüğü dönem ilerlemenin de önünü açmıştır. İlerlemeyi güdüleyen şey ise artı ürün olmaktadır. Sınıflı toplum biçimleri yine artı ürün konusundaki üstünlükler tarafından yönlendirilmiştir. İnsanlığın yeryüzündeki macerasında, ilerleme adına kaydettiği mesafenin tamamı bahsi geçen döneme aittir.

Devamı…Kapitalizm Miadını Doldurdu mu?, Sermaye İlkesi, Emek İlkesi Tarafından Ezilebilir mi?

Korkuyla beslenen Avrupa ırkçılığı | İnsan maskeli barbarlar çağı – Slavoj Zizek

Komünizm sonrası siyaset, çoğunluğun yapay bir korkuyla manipülasyonuna dayanıyor. Göçmen karşıtlığının merkeze oturmasının nedeni bu. İlerici liberaller de ötekileri ‘kabul ediyor’ ama araya mesafe koyuyor. ‘Kafeinsiz öteki’ vizyonu, doğrudan barbarlıktan insani barbarlığa açık bir geçiş

Romanların veya Çingenelerin son dönemde Fransa’dan sınırdışı edilmesi Avrupa’nın dört bir tarafında protestolara yol açtı; sadece solda olanlar değil, liberal medyadan tanınmış siyasetçilere kadar birçok çevre tepki gösterdi. Fakat sınırdışı etmeler sürdü ve bu, Avrupa siyasetinin çok daha büyük buzdağının sadece görünen ucu.

Devamı…Korkuyla beslenen Avrupa ırkçılığı | İnsan maskeli barbarlar çağı – Slavoj Zizek

İsyan eden kuşağın sembollerinden birisi olarak Yılmaz Güney’in tarihsel anlamı: İsyanın estetiği |

“Kendime şunu sordum. İnsanlar inandıkları şey için kavga ederlerse, kalıcı olurlar: o zaman benim kafamda ne sosyalizm ne komünizm yoktu tabii. Ama o pratik hayatta yaşadığım olumsuzluklara karşı olma fikrini taşıyordum. İkincisi, gerek köyde, gerek Adana’da kanun dışı olmuş eşkıya, kabadayı tipleri vardı. Onlara da yakınlık duyuyordum. Bu bilinçsizliğe bağlı olarak ele alınmalı tabii. Çünkü onlar benim için kendisine dayatılan hayata tepki gösterip bir başka yol arayan, bu yolu ararken de bir yığın zorluğu göze alan insan tipleri idi.”

Devamı…İsyan eden kuşağın sembollerinden birisi olarak Yılmaz Güney’in tarihsel anlamı: İsyanın estetiği |

Kızıl Ordu’nun kurucusu Lev Troçki, Stalin’le mücadelesi, sürgünü, vasiyeti ve ölümü

Lenin’in ‘partinin en yetenekli insanı’ diye nitelendirdiği Troçki, 20. yüzyılın öemli trajik figürleri içerisinde Lenin’e en yakın olan devrimci, Sovyetler Birliği’nin ilk yıllarında etkili bir siyasetçi, Dışişlerinden Sorumlu Halk Komiseri görevini alan ilk kişiydi. Devrim sonrası ortaya çıkan fikir ayrılıkları sebebiyle Josef Stalin ile giriştiği siyasi mücadeleyi kaybedince resmi görevlerinden alındı ve  sürgün edildi. Bu sebeple içlerinde Türkiye de olmak üzere birçok ülke değiştirmek zorunda kalan Troçki’nin son durağı Meksika oldu.
SSCB ile ilişkisinin kesilmesinin ardından mücadelesinden vazgeçmeyen Troçki, birçok makale ve kitap yayımladı. Dördüncü Enternasyonal’i kurdu. SSCB’nin en tehlikeli düşmanı ilan edildi. 20 Ağustos 1940’ta bir GPU ajanı olan Ramon Mercader tarafından öldürüldü. Bu tehlikeyi önceden görerek yazdığı vasiyetinde: “Bilinçli hayatımın kırk üç yılı boyunca hep devrimci olarak kaldım… Eğer her şeye yeniden başlayacak olsaydım, elbette bazı küçük hatalarımdan sakınmaya çalışırdım, fakat hayatımın ana yönü değişmezdi. Ben bir proleter devrimcisi, bir Marksist, bir diyalektik materyalist ve sonuçta iflah olmaz bir ateist olarak öleceğim” diyordu.

Devamı…Kızıl Ordu’nun kurucusu Lev Troçki, Stalin’le mücadelesi, sürgünü, vasiyeti ve ölümü